14.09.2022
Teoman'dan
Yeni hafta başladığında ve ders yoğunluğum arttığında, günlerin ve saatlerin nasıl geçtiğini anlamlandırmak zor oluyordu. Bu yüzden her güne farklı bir kokteylim vardı. Hangi günün ne olduğunu ayırt edebilmek için içtiğim kokteylleri karıştırmıyor onları günlere ayırıyordum.
Ancak alkol tüketimimin hayatımı olumsuz etkilediğini, Asaf hayatıma girdiğinde fark etmeye başladım. Beni daha az içmem için uyardıkça ve alkolü azalttıkça, direncim artmış ve kendimi daha zinde hissetmeye başlamıştım.
Eskiden son ders saati geldiğinde yorgunluktan dizlerim sızlardı ve öğrencilere acımı göstermemek için seizada otururken, üzerime kaynar sular dökülüyormuş gibi hissettiren o hisle savaşırdım ancak şu anda öyle bir hissim yoktu.
Asaf, karşı koltuğumda oturuyor ve kitap okurken veya film izlerken taktığı gözlüğü ile O'sensei'le ilgili bir kitabı okuyordu.
Dudaklarımdaki gülümseme büyürken, dojonun kapısından geçen Dağhan'ın ardından fırlayan Kıvanç, "Selam Asaf..." diyerek, Asaf'ın dikkatini çektim.
Keyifle izlediğim yüzünde farklı bir gülümseme ile başını kaldırdı. Mesafeli bir gülümsemeydi ama içtendi. Gözleri bir anlığına beni buldu ve için için parladığını hissettim. Ona gülümseyerek karşılık verdiğimde, Kıvanç'a döndü ve "Ben de seni bekliyordum," dedi.
İletişimdeler miydi? Bunu bilmiyordum. Dağhan da benim gibi şaşkınlıkla ikiliyi izlerken, sessizliğimiz devam ediyordu.
Ancak Dağhan'ın sessizliği benden kısa sürdü. Elindeki pet kutusunu havaya kaldırıp dayıma doğru ilerledi ve "Maskotu getirdim," dedi.
Dayım anında gülümseyerek, "İyi yaptın!" dedi ve konuşmaya devam etti: "Telefonda uğraşacak bir şey bulamıyorum artık, ben de bu fıstıkla vakit geçiririm bundan sonra..." Bu kelimeler dudaklarından dökülürken, pet kutusunu açmış ve Kiiro'yu kutudan kurtarmıştı.
Kıvanç'ın heyecan dolu sesi, "Ayarladın mı?" cümlesini yankılatırken, gözlerimi Kiiro ve dayımdan ayırıp, onlara baktım yeniden.
"Ayıp ediyorsun, ayarladım tabii. Zaten bu herif son sahnesini aldığında ben o barda çalışıyordum," dedi Asaf, gözlüklerini çıkartıp kenara koymuştu. Tekrardan Kıvanç'a döndüğünde, elini kızıl saçlarının arasından geçirdi ve "Bardakiler tanıdık, yani önden yer ayıracaklar bize."
Kıvanç, sevinçle ellerini birbirine sürterken, "Harika!" dedi.
Neyden bahsediyorlardı?
"Geçenlerde sosyal medyada dönüşüyle ilgili yazıları falan görünce anılarım canlandı. Ölmediğine de şaşırdım, ölmek istercesine acı içindeymiş gibi söylüyordu şarkılarını, son konserinde."
Neyden bahsettiklerini anlamak için tüm odağımı Kıvanç ve Asaf'a verdiğimde, Kıvanç, "Birisi nasıl öyle söyleyebilir ki şarkılarını?" diye sordu, sesi durgundu. Gözlerinde buruk bir durgunluk vardı.
Asaf hıhlarcasına bir ses çıkardı ve "Nasıl mı? Artık tutunacak dalının kalmadığını ve zirveden yere çakılmaya başladığını hayal et Kıvanç," dedi. "Çığlık atıyorsun değil mi? Yardım dileniyorsun..." Asaf dikkatle Kıvanç'a bakarken, Kıvanç hafifçe yutkundu. "...seni tutacak kimsenin olmadığı o anda her şey bitiyor."
Gözlerim Asaf'ın yüzünde gezinirken, hiç öyle hissedip hissetmediğini merak ettim. Bir zamanlar öyle hissetmiştim ve o hissi hatırlamamak için sürekli içiyordum ama işin kötü yanı... İçtiğim zaman hiçbir şeyi unutamıyordum. Özüme dönüyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Juunintoiro | bxb
Ficción General"Ne yapıyorsunuz?" "Asıl siz ne yapıyorsunuz? Etek metek, hayırdır?" "Etek değil bu, hakama. Ne yaptığımızın cevabıysa... Aikido. Savunma sanatı, ihtiyacınız var gibi gözüküyor." 01.03.2023
