( Deniz )- Hayır Jimin, bunu istemiyorum.
( Jimin )- Neden?
- Senin de hayatının karartmak istemiyorum.
- Deniz bak-
- Jimin kalkalım mı artık? Benim yapmam gereken işler var.
- Peki, sen bilirsin.
---Deniz---
Çantamı da koluma taktıktan sonra geldiğimiz yoldan ilerlemeye başladık. İkimiz de konuşmadan sessizce yürüyorduk. Bugün hiç yapmadığım bir şey yapmıştım. İçimdeki bütün düşünceleri, duyguları başka birine anlatmıştım. O yüzden kendimi çok tuhaf hissediyordum. Her şeyi anlattıktan sonra Jimin'in ne söyleyeceğini merak etmiştim ve söylediği şeye de çok şaşırmıştım. Ne cevap vereceğimi bilemedim. Ondan bu cümleyi duymak beni hem mutlu etmişti hem de üzmüştü. Kendi mutluluğum için onun hayatını karanlığa gömemezdim bu yüzden söz vermesini istemedim. Jimin'e işlerim var dedim ama hiçbir işim yoktu daha fazla konuşmamak için ona bu yalanı söylemiştim. İşim olmasa da eve gitmek istemiyordum. Biraz yürümek belki iyi gelebilirdi ama önce Jimin'in ne yapacağını öğrenmeliyim.
- Jimin, sen ne yapacaksın?
- Bilmem, eve giderim her halde önce seni gideceğin yere bırakayım da.
- Yok, gerek yok ben giderim.
- Boşum zaten ben bırakayım.
- Teşekkür ederim ama gerek yok ben kendim gidebilirim.
- Tamam sen bilirsin.
- Ben buradan döneyim o zaman, görüşürüz.
- Görüşürüz.
Jimin ile vedalaştıktan sonra arkamı dönmüş giderken arkadan Jimin'in seslenmesiyle geri döndüm.
- Deniz?
- Efendim Jimin?
- Buraya bir daha gelir miyiz?
- Tabii ki geliriz. Sen kendin istediğin zaman da gelebilirsin.
- Tamam o zaman görüşürüz, kendine dikkat et
- Görüşürüz, sen de.
---Jimin---
Deniz ile vedalaştıktan sonra yürümeye devam ettim ama nereye gittiğimi bilmiyordum sadece yürüyordum. Kafamda bir sürü soru vardı. Ne yapacağımı bilemiyorum. Deniz'in anlattıklarını beynim sürekli tekrarlıyordu. Anlatırken sessizce döktüğü gözyaşları gözümün önünden gitmiyor. Yere düşen her gözyaşı birer birer kalbime hançer gibi saplanıyordu. Ona yardım etmek istedim ama o geri çevirdi. Geri çevirmesinin nedeni de benim hayatımı karartmak istememesiymiş. Bilmiyor ki asıl ona yardım edemedikçe hayatım kararıyor.
---Deniz---
Yolda yürürken nereye geldiğime bakmam için kafamı kaldırdım. Han Nehri'ne gelmişim. Çok yorulduğum için hemen gözüme kestirdiğim bir yere oturdum ve Han Nehri'ni izlemeye başladım. Kafamda bir sürü soru vardı. İlk defa başka birisine düşüncelerimi, hissettiklerimi anlatmıştım. Bunu neden yaptım bilmiyorum. Jimin çok iyi birisi. Bana çarptığından beri her konuda yardımcı oluyor. Oyuna başlayacağımız ilk gün Jimin bana sarılıp fısıltıyla bir şeyler söylemişti. O gün duymamışım gibi davrandım ama duymuştum. Seni Seviyorum demişti. Beni sevemez, gerçekten aşık değil çünkü beni daha tanımıyor. Bir insanı tanıyorsan ona öyle aşık olabilirisin. Aşk, hiçbir zaman dış görünüşe bakmaz kalbe bakar. Bir insanı tanıdıkça ona daha çok bağlanırsın, o olmadığı zaman nefes alamayacağını bilirsin işte o zaman aşık olmuş olursun. Şimdi bana aşık değil sadece hoşlanmış. Beni tanıdıkça düşünceleri de değişebilir bundan dolayı duymamış gibi davrandım ve her halde bu yüzden hayatımı ona anlattım. Bundan sonra ne yapacağımı bilmiyorum ama şimdi eve gitmem gerekiyor. Hızlı adımlarla eve doğru ilerlemeye başladım. Eve geldiğimde Min Hee yemek hazırlıyordu. Üzerimi değiştirdim ve Min Hee'ye yardım ettim. Sonra da oturup yemeklerimizi yedik. Yarın erken kalkmam gerekiyor çünkü sabah derslerim vardı. Min Hee'nin öğleden sonra başlayacakmış bu yüzden bulaşıkları o topladı ben direk odama gittim. İşlerimi hallettikten sonra kendimi yatağa attım. Yarının güzel geçmesini dileyerek gözlerimi kapattım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sensiz Yaşayamam
FanfictionGerçekleşmesini istediğim ama hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini bildiğim hayellerimi anlatan bir çalışma... Lütfen kitabımı okuyun. Bana, vote ve yorumlarınızla destek olun ^^ Kapak tasarımı için @AURORA-hera teşekkür ederim =) 10.02.2016 10.02.2017
