---Jimin---
Üçümüzde birbirimize bakıp o kızın Deniz olup olmadığını düşünürken Min Hee konuşarak sessizliği bozdu.
(Min Hee)- O kız Deniz olamaz. Olamaz! Ben Deniz'i tanıyorum, o biz yokken bu kadar mutlu olamaz. Bizden zorla ayrıldığında hayatına bu kadar mutlu devam edemez. O kız kesinlikle Deniz değil.
(Jungkook)- Hadi otele girelim. Yarın çok işimiz var.
Yavaş adımlarla otele doğru ilerledik ve odalarımıza çıktık. Odaya girer girmez kendimi koltuğun üzerine attım ve başımı arkaya yaslayıp gözlerimi kapattım. Kısa bir süre sonra Jungkook'un sesi kulaklarımı doldurdu.
(Jungkook)- Aşağı inip biraz yemek yemeliyiz.
(Min Hee)- Jimin sen ilaçlarını aldın mı?
(Jimin)- Az sonra alacağım.
(Min Hee)- Geç kalmışsın zaten kalk çabuk.
(Jimin)- Min Hee konuşmaya bile halim yok, lütfen.
(Min Hee)- Neden bizden yardım etmemizi istemiyorsun Jimin?
Min Hee ilacımı ve suyu uzatınca son bir gayretle alıp ilacımı içtim. Artık gözlerim bulanık görüyor ve sesler kulağımda uğultu oluşturuyordu. Ağırlaşan göz kapaklarımı daha fazla açık tutamadım ve gözlerimi kapattım. Alıştığım karanlığın içinde bana elini uzatmış Deniz'i gördüm. Onu görmemle yüzümde bir gülümseme belirmişti ama sonra gördüklerimle yüzümdeki gülümseme silinmiş ve yerini gözyaşlarına bırakmıştı.
---Jungkook---
Jimin hyung içeri girer girmez kendini koltuğa atmıştı. Yüzüne bakınca renginin attığını gördüm. Neden böyle olduğunu düşünürken yemek yemediği aklıma gelince aşağı yemek yemeye gitmemizi söyledim. Benden sonra Min Hee Jimin'in halini görmüş olmalı ki ilacını alıp almadığını sordu. Almadığını öğrenince hemen ilaçlarını verdi ve içmesinde yardımcı oldu.İlaçlarını içer içmez uykuya dalmıştı. Ben şaşkınlıkla hyunga bakarken Min Hee konuşmaya başladı.
(Min Hee)- Neden öyle bakıyorsun Jungkook?
(Jungkook)- H-hyung bu kadar çabuk uykuya dalmaz.
(Min Hee)- Yoruldu Jungkook, ilaçların da etkisi var tabii ki.
(Jungkook)- Bir an önce Deniz'i bulsak iyi olacak.
(Min Hee)- Yarın hiç durmadan hastaneleri dolaşalım.
(Jungkook)- Ama ondan önce şimdi aşağı inip yemek yemeliyiz ve sonra iyi dinlenmeliyiz.
(Min Hee)- Benim hiç canım almıyor sevgilim, en iyisi odama gidip uyuyayım.
(Jungkook)- Önce yemek yiyeceksin! Zaten yeterince zayıfsın daha fazla zayıflarsan düşüp bayılacaksın.
(Min Hee)- Gerçekten hiç canım almıyor Jungkook.
(Jungkook)- Bir iki lokma yemek zorundasın!
Min Hee'nin konuşmasına izin vermeyerek elinden tutup aşağı indik. Boş bir masaya oturduk ve bir kaç yemek sipariş ettik. Yemekler gelince zorlukla Min Hee'nin yemek yemesini sağlamıştım ama fazla yememişti. Doğrusu benim de canım almıyordu. Min Hee düşüp bayılmaması için yemek yemek zorundaydı ve eğer ben yemezsem bu kadar da yemeyecekti. Yemek işini hallettikten sonra tekrar odalarımıza çıktık. Kapının önüne gelince Min Hee odasına gidip uyuyacağını söyledi ve odasına doğru ilerledi. Bende hyung uyanmasın diye sessizce kapıyı açtım ve içeri girdim. Hyungun uyuduğunu görünce lavaboya gidip dişlerimi fırçaladım ve geri döndüm. Tam yatacağım sırada hyung mırıldanmaya başladı. Yanına gittim ve neler söylediğini anlamaya çalıştım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sensiz Yaşayamam
FanfictionGerçekleşmesini istediğim ama hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini bildiğim hayellerimi anlatan bir çalışma... Lütfen kitabımı okuyun. Bana, vote ve yorumlarınızla destek olun ^^ Kapak tasarımı için @AURORA-hera teşekkür ederim =) 10.02.2016 10.02.2017
