---Min Hee---
Bir süre daha bekledikten sonra doktor içeriden çıktı ve gülümseyerek konuşmaya başladı.
'' Endişelenecek bir şey yok merak etmeyin. Fazla yorulmuş ve büyük bir ihtimalle kötü şeyler yaşamış bu yüzden de ruhsal yönden zayıf düşüp bayılmış. Şuan uyuyor. Serumu bittikten sonra bir daha kontrol edeceğim ne zaman çıkacağınızı da o zaman söylerim. Az sonra hemşire gelip bir daha kontrol edecek. Bundan sonra sağlıklı beslenmeli ve moralini bozacak şeyler yaşamamalı. Eğer hemen iyileşmesini istiyorsanız dediklerimi yapın lütfen. Yanına girebilirsiniz ama uyandırmayın, dinlensin biraz. Geçmiş olsun. ''
Doktora teşekkür ettikten sonra yavaşça Jungkook'un kapısını açtım ve içeri girdim. Uyuyordu ve yüzünde birkaç yara vardı. Yüzü ifadesizdi ve bu beni fazlasıyla rahatsız ediyordu. Şimdi kalkıp bana bağırmasını ve kızmasını istiyordum. Çünkü kendimi bir türlü affedemiyorum. Yanına yaklaştıkça etrafım daha çok bulanıklaşıyordu. Yatağın yanındaki sandalyeyi çekip oturdum. Artık gözyaşlarımı tutamıyordum. Elimle elini tutup başımı elimizin üstüne koydum. İstemesem de odada hıçkırık seslerim yankılanıyordu. Fısıltıyla konuşmaya başladım.
(Min Hee)- Özür dilerim. Özür dilerim Jungkook. Seni bu hale getiren benim. Özür dilerim. Özür dilerim. Özür dil-
- Dileme!
Sesin gelmesiyle başımı kaldırıp Jungkook'a baktım. Konuşmaya devam etti.
(Jungkook)- Çünkü suçlu olan sen değilsin, benim. Bu hale düştüysek hepsi de benim yüzümden. Yaptığım büyük hatadan sonra gelip özür bile dilemedim. Daha doğrusu dileyemedim çünkü yüzüne bakacak cesaretim yoktu. Seni hiç kimsenin ağlatmamasını, üzmemesini isterken. Seni üzen ve ağlatan ben oldum. Özür dilerim. Biliyorum benden nefret ediyorsun ama seni sevmeyi, seni düşünmeyi bir saniye bile bırakmayacağım. İstesem de yapamam bunu zaten. Bu kısa zamanda nasıl bu kadar sevdim seni bilmiyorum. Daha fazla uzatmayacağım. Bu zamandan sonra düşüncelerimi, hislerimi anlatsam ne değişecek ki? Bundan sonra rahatsız etmeyeceğim seni, endişelenmene gerek yok. Senden tek bir şey istiyorum, lütfen ağlama. Seni ağlarken görmek istemiyorum. Ağlamandan nefret ediyorum. Kendini suçlama ve git. Burada beklemeni gerektirecek bir şey yok.
Jungkook konuşurken karşısına bakmış hiç bana dönmemişti. Onu gözyaşlarımla dinledim. Sadece dinledim, başka hiçbir şey yapamadım. Bana kibarca ''Git'' demişti ve yüzünü diğer tarafa çevirmişti. Ne yapmalıydım? Ne yapabilirdim ki bu zamandan sonra? Onu bu hale getirdikten sonra?
Elini hiç bırakmak istemesem de bıraktım ve yavaşça yerimden kalktım. Kapıya doğru ilerlerken içimde hala bir umut vardı. Belik ''Gitme'' derdi ve bende hemen geri döne ve elini tutardım ama dışarı çıkıp kapıyı kapattıktan sonra kalan umutlarım da tükendi. Yan tarafımdaki oturaklara oturup düşünmeye başladım. Jungkook'u ne kadar çok sevdiğimi düşündüm. Ona ne kadar çok değer verdiğimi, onu ne kadar çok düşündüğümü. Jungkook'u tanımadığım zamanki hayatımla, onu tanıdıktan sonraki hayatımı kıyasladım. Artık kafamı karıştıran soruların cevabını bulmuştum. Onu çok seviyordum ve ''Git'' dese bile gitmeyecektim. Peki ama beni yanında gerçekten istemiyorsa ne yapacağım? Pes etmemeliyim değil mi? Vazgeçmemeliyim! Benim kalbim ona ait ve eğer onu kaybedersem yaşayamam. Evet evet, bundan sonra onu asla bırakmayacağım!
Jungkook'un yanına gitmek için tam ayağa kalkmışken karşıdan bana doğru yaklaşan bir hemşire gördüm. Dikkatimi çekmişti çünkü kız gerçekten çok güzeldi. Uzun, dalgalı sarı saçları ve mavi gözleriyle bütün gözleri üzerine toplaması yetmezmiş gibi bir de fiziği de oldukça iyiydi. Ben bile kız olmama rağmen onu bu kadar süzdüysem artık erkekleri düşünemiyorum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sensiz Yaşayamam
FanfictionGerçekleşmesini istediğim ama hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini bildiğim hayellerimi anlatan bir çalışma... Lütfen kitabımı okuyun. Bana, vote ve yorumlarınızla destek olun ^^ Kapak tasarımı için @AURORA-hera teşekkür ederim =) 10.02.2016 10.02.2017
