15. Bölüm

1.6K 141 58
                                        

---Jimin---

Deniz'in nasıl tepki vereceğini düşünürken birden kendini bıraktı. Onu tutarken bir yandan de ismini sayıklıyordum. Hemen nefesine ve nabzına baktım, bayılmıştı. Kucağıma alarak revire götürdüm. Oradaki görevliler muayene ettikten sonra bana dönüp '' Hastaneye gitmeli '' dedi. Hiçbir şey söylemeden hemen Deniz'i kucağıma alıp okul çıkışına doğru ilerledim. Aklıma bin bir türlü kötü düşünceler geliyordu. Eğer onu kaybedersem ne yapacaktım? Arkadan birinin omzumu tutmasıyla durdum.

( Murat )- Deniz'e ne oldu Jimin, nereye götürüyorsun onu?

( Jimin )- Bayıldı, hastaneye götürüyorum.

( Murat )- Ben de geleceğim.

Hiçbir şey söylemeden hızla ilerlemeye devam ettim. Deniz bu haldeyken bir de onunla tartışamazdım. Şans eseri hemen bir taksi geldi ve binip hastaneye doğru gitmeye başladık. Deniz'in yüzüne bakarken ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Benim yüzümden bu haldeyse kendimi asla affetmem. Dolan gözlerimden gözyaşlarım akmaya başladı. Hemen gözlerimi silip kendimi toparlamaya çalıştım. Taksiden inince hemen içeri girip doktor çağırdım. Birkaç görevli gelip muayene etmek için sedyeyle Deniz'i götürdü. Murat ile odanın kapısının önünde beklemeye başladık. Hemşireler hızlı hızlı odadan çıkıp tekrar odaya giriyorlardı. Odaya başka doktorlar girip çıkıyordu. Odadan her çıkanı durdurup Deniz'in durumunu soruyordum ama hepsi de daha hiçbir şeyin belli olmadığını sadece beklememiz gerektiğini söylüyordu. Yarım saat olmuştu ama hala bir şey söylememişlerdi. Zaman geçtikçe daha çok endişelendim ve sabrım kalmadı. Duvara yumruk atmaktan elimden kanlar akıyordu ve ben sürekli Deniz'in ismini sayıklıyorum. Birkaç kişi beni tutmaya çalıştı ama gözyaşlarımdan dolayı kim olduklarını göremedim. Kısa bir süre sonra her taraf sessizliğe ve karanlığa büründü.


---Murat---

Bugün okula geç kalmıştım. Sınıfa doğru giderken herkes endişeli endişeli bir şeyler konuşuyorlardı. Birinin '' Deniz '' dediğini duydum. O kızın yanına ve neler olduğunu sordum. Deniz'in bayıldığını ve Jimin'in onu revirden alıp çıktığını söyledi. Hemen koşarak okul çıkışına doğru ilerledim. Jimin'in omzundan tutarak durdurdum ve neler olduğunu sordum. Hastaneye götüreceğini söyleyince '' Ben de geleceğim '' dedim. Hiçbir şey söylemedi ve hemen taksiye bindik. Ben şoförün yanında Jimin ve Deniz arka taraftaydı. Aynadan sürekli arkaya bakıyordum ve Jimin'in ağladığını gördüm. Hemen gözyaşlarını silip kendini toparlamaya çalıştı ben de görmemiş gibi davrandım.

Yarım saattir Deniz'e bakıyorlardı ve bize de hiçbir şey söylemiyorlardı. Jimin kapının önüne çökmüş otururken birden ayağa kalktı ve Deniz'in ismini sayıklayarak duvara vurmaya başladı. Bir yandan Jimin'i tutmaya çalışıyordum bir yandan da etraftan yardım istiyordum. Elinden kanlar akıyordu ve ağlıyordu. Sonra da yere yığıldı kaldı. Birkaç görevli gelip Jimin'i başka bir odaya götürdü. 5-10 dakika sonra doktor büyük ihtimalle bazı psikolojik sıkıntılar yaşadığı ve şimdi de çok üzüldüğünden bünyesinin kaldıramadığı için bayıldığını ve sakinleştirici iğne vurduklarını söyledi. Odasına girdiğimde uyuyordu. İyi olduğu için tekrar Deniz'in yanına gitmeye karar verdim. Deniz'in odasının önüne geldiğimde içerideki doktor çıktı. Hemen durumunun nasıl olduğunu sordum. Doktor '' Bazı psikoloji sorunlar yüzünden ve çok kötü üşüttüğü için bünyesi kaldıramamış bayılmış. Getirdiğinizde ateşi çok yüksekti ve çok zor düştü. Biraz daha geç kalsaydınız hastayı kaybedebilirdik. Şimdi görevliler başka bir odaya alacak. İlaçların etkisiyle uyuyor. Yanında durabilirsiniz ama lütfen uyandırmayın iyice bir dinlenmesi gerekiyor. Bir sorun olursa hemen çağırın, geçmiş olsun. '' dedi. Teşekkür edip Deniz'in alındığı diğer odaya gittim. Sessizce içeriye girdim. Jimin'in kucağındaki haliyle şimdiki hali arasında baya bir fark vardı. Yüzü şimdi daha iyi görünüyordu. 10-15 dakika Deniz'in yanından ayrılmadım ama aklım da Jimin'de kalmıştı. Yavaşça yerimden kalkıp Jimin'in kaldığı odaya gittim. Hala uyuyordu ama bir şeyler söylüyordu. Ne dediğini anlamak için biraz daha yaklaştım. Deniz'in ismini sayıklıyordu ve '' beni bırakma lütfen, ben sensiz yaşayamam, dayanamam buna '' diyordu. Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı bir yandan da sürekli '' lütfen beni bırakma '' diyordu, kabus görüyordu. Tam ben uyandıracakken '' Deniz '' diye bağırarak aniden yattığı yerden kalktı. Hemen bana dönüp konuşmaya başladı.

( Jimin )- Deniz, Deniz nerede? Nasıl?

( Murat )- Sakin ol, merak etme iyi. Başka bir odaya aldılar uyuyor şimdi.

- Benim Deniz'i görmem lazım.

- Tamam gidelim ama yavaş yavaş ve sakin ol bir daha bayılma lütfen.

- Elimi neden alçıya aldılar?

- Kırık varmış.

- Deniz neden bayılmış?

- Bazı psikoloji sorunlar yüzünden ve çok kötü üşüttüğü için bünyesi kaldıramamış bayılmış. Getirdiğimizde ateşi çok yüksekmiş ve çok zor düşmüş. '' Biraz daha geç getirseydiniz hastayı kaybedebilirdik '' dedi doktor. İlaçların etkisiyle uyuyormuş. Uyandırmyacakmışız, iyice bir dinlenmesi gerekiyormuş.

- Çok şükür. Daha ne kadar gideceğiz?

- Geldik geldik.


---Jimin---

Murat yavaşça kapıyı açtı ve hemen içeri girdim. Deniz yatağına oturmuş ağlıyordu ve ismimi sayıklıyordu. Hemen yanına gidip sıkıca sarıldım, kokusunu içime çektiğim an huzura kavuştum. O da bana sarıldı bir yandan da '' lütfen beni bırakma, özür dilerim '' diye sayıklıyordu. Sarılmayı bırakıp alçıya alınmayan elimle Deniz'in gözyaşlarını sildim ve konuşmaya başladım. 

( Jimin )- Deniz ne oldu? Ağlama lütfen.

( Deniz )- J-Jimin beni bı-bırakma lü-lütfen, özür dilerim. ( Ağlarken zorla konuşur )

- Bırakmam, seni asla bırakmayacağım tamam mı? Sakin ol lütfen, ağlama.

- Özür dilerim, özür dilerim, özür dilerim.

- Deniz neden özür diliyorsun?

- J-Jimin ben se-seni seviyorum.

- Sevdiğin için mi özür diliyorsun?

- Hayır şey, beni sevdiğini önceden biliyordum.

- Özür dileme. Bunları sonra konuşuruz şimdi dinlenmen gerekiyor tamam mı?

- Kızdın mı bana, bırakacak mısın beni, benden nefret mi ettin?

- Hayır Deniz kızmadım, sen istesen de bırakmam bundan sonra seni. Sen benim için her şeysin asla senden nefret etmem, etmeyeceğim de.

- Söz mü?

- Söz


---Murat---

Kapının yanında sessizce Jimin ve Deniz'i izliyordum. Deniz ile kahve içerken Deniz birisinden bahsetmişti. O kişiye karşı farklı duygular hissettiğini, onu gördüğünde kalbinin nasıl attığını anlatmıştı. O gün Deniz'i dinledikçe şaşkınlığım daha çok artıyordu çünkü Deniz ilk defa o gün böyle şeyler yaşadığını anlatıyordu. Bu şanslı kişinin kim olduğunu sorduğumda da '' Yakın bir zamanda öğrenirsin'' demişti. Kesinlikle o zaman bu zamandı. 



Bu bölümün de sonuna geldik. İnşallah beğenmişsinizdir. Kontrol edemedim yanlışım olduysa kusura bakmayın. Size bir de kötü  haberim var. Pazartesi sınavlarım başlıyor ve iki hafta sürüyor bu yüzden yb yazamayabilirim. Elimden geldiğince yazıp yayınlamaya çalışacağım ama yazamazsam kusura bakmayın. Lütfen desteklerinizi benden esirgemeyin.Diğer kitaplarıma da bakarsanız sevinirim. Kendinize iyi bakııııınnn  :)


SARANGHAEEEEEEEE ^^


Sensiz YaşayamamBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin