İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

**JİMİN**

2.4K 129 10
                                        

Jiminsumin95' e ithaf ediyorum. İyi okumalar.

Güneş amansızca her yeri ısıtırken. Sanki seni daha da bir ilgiyle ısıtıyordu.

Kalbin hızla atıyor, midende ki kelebekler konmuyor, beynin durmadan saçmalayarak düşünüyordu.

Onunla buluşacaktın. Yavaş ve sakin yürüyordun. Nefesini düzenlemek için derin nefesler alıyordun.(ebru şallı nefesi) herkes sana garipçe bakıyordu.

Ne var alt tarafı sevigilimle ikinci buluşmam. Bu yüzden nefes nefeseyim.

Cafe gözlerinin odağına girdiğinde, geri dönmeyi düşünüyordun.

Kapıyı ittirerek açtın ve içeriye göz gezdirdin ama yoktu.

Gelmemiş.

Bir masaya geçip oturdun.

"Hoşgeldiniz ne alırsınız? "

"Ben sade bir kahve alayım lütfen."

"Tabii efendim."

...

Üçüncü kahveni yudumlarken hala cafede bekliyordun. Ama kimse gelmiyordu.

Aramalarına cevap vermiyordu. Aramıyordu. Gelmiyordu. Ve sen şu andan itibaren ortada bırakılmıştın.

Belkide bir yerlerde seni gözlüyordu ya da belki de arkadaşlarına anlatıp seninle dalga geçiyordu.

Hesabı ödeyip cafeden ayrıldın. Evin yoluna koyulurken adeta çökmüştün artık heyecandan aldığın derin nefesler iç çekişlere dönmüştü.

Apartmandan girdiğin an tuttuğun gözyaşların ardı ardına dökülürken merdivenlere oturup bekledin...

Neredeyse bir saat olmuştu ama gözyaşların hala devam ediyordu.

Elinin tersiyle gözlerini silip buğulanan gözlerle merdivenleri tırmandın. Dairenin önüne geldiğinde kapı aralıklı duruyordu.

O heyecandan dolayı olsa gerek deyip içeri girdin ve lamba anahtarını açtın ama ışıklar yanmadı.

"Şu an hiç sırası değil elektrik ama olsun sende sırtını dön. Yoksa ağladığımı görmek istemiyor musun? Sende destek olma be elektrik. Ayıcığım da yok bir arkadaşım da. Yine kaldım ortada." Dedin ağlayarak hıçkırırken.

İçeri girip kapıyı kapattın ve üç adım attın.

Bir anda yanan ışıklar ve patlayan konfetiler, bütün çocukların kafasında şapkalar boğazlarında tüylü cisimler, salonun her yerinde balonlar vardı.

Ve Jimin'in tuttuğu pankartta

İyiki doğdun melek.

yazıyordu.

Tabii ya dedin. Heyecandan ve hayat temposundan doğum günün aklına gelmemişti

"Kimse seni ortada bırakmadı melek. Ağlama ama kıyma o gözyaşlarına mutluluktan mı ağlıyorsun yoksa? "

"Ben... beni bıraktın zannettim nasıl bir delilik ettim."
Diyerek saçlarını çektin. Jimin pankarttı yere atıp yanına geldi ve ellerini saçlarından çekti.

"Melek saçlarını çekiştirme. "

Diyerek saçlarını öptü.

Sarıldı, ve öptü.



with, BTS İmagine!Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin