Eline aldığın telefonun, rehberine girer ve ilk sırada bulunan Taehyung'ı ararsın.
Uzaylı aranıyor...
"Alo?"
"Tae, benim canım sıkıldı.. "
"Papatya, sana güzel bir haberim var o zaman! "
"Neymiş o?" diyerek heyecanlanır ve oturduğun koltuktan ayağa kalkarsın.
"Yurttan şu an çıktım ve bir kaç saat serbestim. Yemek yiyebiliriz çünkü ben çok açım. " diyerek uzun bir nefes verir.
"Senden beklenildiği gibi. Tamam anlaştık hazırlanıyorum, her zaman ki yer? " diyerek kıkırdarsın.
"Evet. " diyerek muzhip bir ses tonuyla onaylar.
Telefonu kapatıp ayaklanır ve üzerini giymek için odaya adımlarsın.
Hızla üzerini değiştirip makyajını vesaire işleride tamamladıktan sonra kahküllerini düzeltip çantanı omzuna atar ve evden çıkarsın.
İnsanları es geçerek stabil bir şekilde adımlarını hızlandırırsın. Aklına gelen anı ile yüzüne kocaman bir gülümseme doğar.
"T-taehyung, dur lütfen. "
"Hayır! Daha sabahlara kadar dans edeceğiz. " diyerek seni belinden daha sıkı kavrar ve müziğin ritmiyle birlikte başın dönmeye başlar.
Onun kokusunu en yakınından hissediyor bedenlerinizin her bir kıvrımının birbirine karıştığını hissediyorsun. Büyülenmiş bir şekilde gözlerini kapatıp dudaklarına en güzelinden bir gülümseme yerleştiriyorsun.
Taehyung, yaklaşarak dudaklarında oluşan gülümsemeyi öpüyor, ve dudakarının üzerinde gülümsüyor. Gözlerini açmayıp anın güzelliğini yaşamaya çalışıyorsun.
Taehyung, kulağına eğilerek,
"Sen benim hiç solmayan ve kokusu tükenmeyen papatyamsın artık. Beni kabul ettin... " diyerek adımlarınızı durdurur ve sana sıkıca sarılır sende sarılışına karşılık verirsin.
İlk teklifin, ilk dansın ve ilk öpücüğün şu an gittiğin yerde alınmıştı senden.
Düşüncelerinden kurtulduğunda çaprazında oturan Taehyung'ı gördün.
Minik adımlarla yanına gidip arkadan ona sarılırsın. İlk başta şaşırsada seni görünce minik bir kahkahayla sarılışına karşılık ellerini boğazına doladığın kollarına sarar.
Yerine geçip oturursun,
"EE, ne yiyoruz papatya? "
"Taetae, bende çok açım masayı donatsınlar bence. "
Eliyle garsona işaret edip siparişi verdikten sonra sana döner ve gözlerinin içine bakar. Uzun süren bu bakışmayı gelen siparişler böler.
Zaten Taehyung'ın gözleri yemekleri görünce kocaman olmuş ve açlıkla dudaklarını yalamıştı.
Yemekler yenmişti ama sadece Taehyung için. Sen hâlâ yemeye devam ediyordun.
"Teyzecim bana oradan acılı turşu getirir misin? "
Teyze eline aldığı kavanozla yanına yaklaşır ve masaya koyup ,
"Afiyet olsun. " diyerek geri çekilip masadan uzaklaşır.
Ayağa dikelip,
"Ben bir lavaboya gideyim. " deyip hızlıca lavaboya girersin.
Uzun bir süre bekledikten sonra ellerini ve yüzünü yıkayıp derin bir nefes verirsin.
"Papatya?! İyi misin!? Nerde kaldın? "
"Şey... İyiyim, nerede kaldım?.. Buradayım işte geliyordum şimdi. "
Yanına gelip ellerini başına koyup seni boynuna yaklaştırır.
"Sende bir şeyler var."bıkkınlıkla cevap verirsin,
" Sanırım biraz fazla yedim... "
İlahi kahkaha sesleri kulağına dolduğunda gülümsesende ciddiğilini kaybetmeyip omuzuna vurursun.
Susup, "Peki peki, tamam. Ama normal bir yemekti bence sadece ben biraz ara vermiştim. Hadi gel yemeğimize devam edelim. " dedi. Sende başınla onaylayıp elini tutarsın ve güne devam edersiniz.
Uzuuun bir aranın ardından tekrar yeni bir bölümle geldim. Görüşlerinizi ve votelerinizi bekliyorum.
Umarım beğenmişsinizdir, yani benim pek içime sinmesede paylaşmak istedim. Öpüldünüz...
