Episode~41 [Final]

51.9K 3.1K 12.4K
                                        

Hatalarım varsa affola. İyi okumalar~

-----------

'Ve mat.'

~

#Byun Baekhyun.

"Nasıl yaptın bunu?" Dolu gözlerimden onu görebildiğimi sanmıyordum. Gerçi, görmek de istemiyordum. Hatta, onu göremediğim için gözyaşlarıma minnettardım.

Ben, sadece büyük bir kabusun içinde gibiydim. Ama biliyordum, bu benim hayatımdı. Bunun için dökecek kelimelerim kalmamıştı artık.

Sadece şaşkındım. Bilirsiniz, o başından beri benim yanımdaydı. Hep onu sevmiştim, o beni sevmiyor gibi gözükse de, o benim amcamdı. Beni kucağına almayı sevmezdi ama ben koşarak üstüne atlardım. Bazen ona baba dediğim için şimdi dolu gözleri ile bana bakan kuzenim bana kızardı. Yine de onu önemsemezdim, çünkü Tanrım, o benim amcamdı!

"Nasıl mı yaptım?" Derin bir nefes verdi. "Uzun bir hikaye, bebeğim. Oldukça uzun bir hikaye. Fakat korkma, anlatacağım."

Ona bitkin bakışlar ile bakarken bir yandan da ellerimin üzerinde duran Jongdae'nin saçlarını okşuyordum.

Gitmişti ha? Beni öylece bırakıp gitmişti.

Ona hep aptal derdim. Bir beyninin olmadığı hakkında bir şeyler zırvalayıp dururdum ama biliyordum, o hayatımda gördüğüm en mantıklı insandı.

Bu zamana kadar ağzından çıkan her kelime hayatımı kurtarmıştı. Hep onu dinlemiştim, hep ona inanmıştım. Annemi kendini öldürmüş bir şekilde bulduğumda bile yanıma gelip bana her şeyin daha iyi olacağını, geçeceğini söylemişti. Saçıma bıraktığı yumuşak öpücüğü de hatırlıyordum.

Evet, geçti. Acım azaldı, kalbim soğudu. Fakat iyi olmadı. Hiçbir şey iyi olmadı. Yine de yanımda bana her şeyin iyi olacağını söyleyen biri vardı, ondaki bu Polyanna havasını anlıyor değildim. Fakat o iyi olacağını söyledikçe, bir şeyler iyi oluyor gibiydi.

Bana sarıldığı zaman, gerçekten iyi oluyordum.

Bu yüzden arkadaşlığımızın uzun sürecinde bana attığı hiçbir kazığı umursamadım. Onu sevdim ve ona inandım, çünkü o benim en yakın dostumdu.

Şimdi, gerçekten de iyi gözükmüyordu. Boğazı kesilmiş bir durumdaydı ve az önce açık gözlerini kapatmıştım.

O hep bana iyi gelen şeydi ve ben iyi gelen o şeyin ölümünü izledim, bir bakıma da sebebiyet verdim. Bu yüzden artık hiçbir şeyin iyi olmayacağını biliyordum.

Yine de, aklımda Chanyeol vardı. Onu bir kez daha görmezsem diye endişeliydim. Bu yaşadığım şeyleri bana artık unutturamazdı ama yanımda olsa, sırf kaşlarını çatmasın diye gülmez miydim? Gülerdim.

Bu yüzden, her şey karışıktı. Birden fazla şeyi düşünüyordum ve karmakarışıktım. Mahvolmuştum, bitmiştim ben.

"Gözlerin kayıp gidiyor sevgilim, beni dinlemen gerekiyor." İğrenç sesi kulaklarıma gelirken aniden kucağımdaki Jongdae gitti.

Onu yana doğru atan siyah pelerinli adama bakarken bağırdım. "Jongdae!"

"Seni duymuyor." Mekanik sesli adam söyleyip arkadan ellerimi tuttu ve aklı sıra kaçmamı önledi.

Kaçmak isteyen mi vardı? Jongdae buradayken ben kaçmaya kalkmazdım zaten.

"Beni artık dinleyebileceğine göre, en baştan başlayayım." Amcam boğazını temizledi ve koltuğun birine oturdu. "Çok uzun zaman önce, bir bardaydım. Yeni evlenmiştim ve bu durum canımı sıkıyordu. Bu yüzden kendimi bara atmıştım. Hafifçe sarhoştum. Ve birden, güzel bir kadın gördüm, Baekhyun. Gerçekten güzel bir kadın gördüm. Sarhoştu, ne yaptığını bilmiyor gibi dans ediyordu. Hareketleri hoşuma gitmişti, yanına uğradım. Sadece uğradım sandım ama birden kendimi o kadında buldum. Dediğim gibi, güzel bir kadındı, Baekhyun. Rayoung güzel bir kadındı."

Wrongdoer || BaekyeolHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin