BEYAZ SAYFALAR 32.BÖLÜM

4 1 0
                                    

~BEYAZ SAYFALAR~ 32.BÖLÜM"tek bir şans..."

Vezirköprüde ölüm kokusu yayılıyordu adeta etrafa.Taraflar  biran gözlerini kırpmadan birbirlerine bakarken,İsmail ağa sakin olmalarını işaret ederek Bekir Sanere yaklaşmaya başlamıştı.Köprünün tam ortasında karşı karşıya geldiklerinde ise,sessizlik birbirlerinin nefes alıp verişlerini,hatta rüzgarın uğultusunu duyabilecekleri safhadaydı...
-"Tüm yaptıkların hep gizlimi kalır sandın İsmail ağa?Hiç aklına gelmedimi bu işten zararlı çıkacağın?"
-"Mihraliyi almaya geldim..."
-"Sen eceline geldin..."
-"Mahvederim sizi Bekir.Bu alemde yok olup gidersiniz.Siz o küçük beyinlerinizle,hala öğrenemedinizmi İsmail ağa ya kafa tutamayacağınızı?"
-"Sen eski kafasın.Asıl sen öğrenememişsin birşeyleri.Ağalık devri çoktan kapandı."
-"Uzatma Bekir,şu arkadandaki eli titreyen adama söyle bıraksın Mihraliyi..."
-"Seni buraya elini kolunu sallayarak Mihraliyi alıp gidesin diyemi çağırdığımı düşünüyorsun?Yazık İsmail ağa sandığımdanda aptalsın sen...Trilyonların havada uçuşacağı bir fırsat geldi ayağımıza.Ve herkes öylesine şevkli ki bu para için.Ama benim bu parayı kimseye yedirmeye niyetim yok.Anladınmı beni İsmail ağa?"Bekir Saner o an adama doğrulttuğu silahı ateşlemiş,omuzundan yaralamıştı.Biranda yapılan bu hamle,Vezirköprüde karşılıklı ve  durmaksızın silahların  ateşlenmesine neden olmuştu....O anlarda Mihrali olup bitenler karşısında çaresizlik içinde iki tarafın amansız çatışmasını izliyordu.Mihralinin başına silahını dayamış Halil ise o anlarda"biraz daha yaklaşın...hadiii"diye söyleniyordu içten içe.Yirmi metrelik mesafeyi köprü ayaklarına saklanarak biraz daha daralttıklarında ise,iki taraftanda yere düşen birçok isim olmuştu.Halil planının kusursuz işlediğini düşünürken,Bekir Sanere destek olurmuş havası veren adamlarınada sürekli başıyla işaret veriyordu o anlarda...İsmail ağa omuzundan aldığı yarayı önemsemeden çatışmaya devam ederken,
-"Bitiricem sizi...Buradan sağ çıkamayacaksınız"gibi tehditler savurmaktanda geri kalmıyordu.Duruma bakılırsada,adamları Halil ve Bekir Sanerin adamlarından kat kat fazlaydı....Çatışma tüm hızıyla sürerken planının tam anlamıyla işlemesi için birkaç metre daha birbirkerine yaklaşmaları gerektiğini düşünüyordu Halil....
              ********
-"Nasıl olur Ayşe hanım?Tanıyamıyorum artık ben Mihraliyi.Kardeşi bu durumdayken,ortadan kaybolup duruyor...Biz Firdevsle arasını düzeltsin diye beklerken bu konuda dahi çaba gösterdiğini görmedim.Zavallı kız utancından Kadiri ziyarete dahi gelemedi anlaşılan"Kadir bey tüm bunları söylerken yaşanan gelişmelerin hiçbirinden haberdar deildi belliki.Ayşe hanım eşinin tüm bu söylediklerine karşı oğluna cephe almak istemesede,yaşadıkları durum ortadaydı işte.Hastahaneye her dönüşünde yüzündeki morluklar ve yaralar yine dövüş belasına kapıldığını anlamalarına yetmişti.Oğullarının düştüğü boşluğu o an için anlamayacak durumda olsalarda,en azından yaklaşım tarzlarını değiştirseler belkide herşeyi daha net kavrayabilirlerdi.Ama birdefa cephe almışlar gibi bir durum çıkmıştı ortaya ve aldıkları bu cepheyi birtürlü yokedemiyorlar,Mihraliyi yeterince dinlemiyorlardı bile.Bu da onca belanın ortasında oğullarının ruhunu daraltıyordu daha fazla.
-"Anlayamıyorumki bey...Neden böyle davranıyor bu çocuk?Askerden önce hiç deilse bu kadar sessiz deildi."
-"Sessizliği inadından.Çıldırtacak beni en sonunda."
-"Başka birşey Kenan bey.Mihrali de bir değişiklik var.Kapalı bir kutu gibi sanki artık."
-"Daha Kadir in hastahane masrafını bile nasıl ödediğini açıklayamadı.Dövüşüyor işte...Başka nerden bulabilir bukadar parayı?"Tereddütle birbirlerine bakarlarken o an için Mihralinin nasıl bir tehlike içinde olduklarınıda asla bilemezlerdi...

Hanedan oteldede farklı bir heyecan yaşanıyordu aynı anlarda.Üç günlük süre içinde otelin spor salonunda dövüşçüler birbirlerine gözdağı verircesine yoğun bir idman programına devam ediyorlardı...Üst katlardaki bir odada ise Fransa tarafının kilit ismi Norman adamlarına madde madde yapacaklarını ezberletiyordu adeta...Dövüşcüsü Aleron un,ölüm dövüşlerinden şampiyon olarak çıkması için önlerine çıkan tüm engelleri aşmaları gerektiğini defalarca anlatıp,sonrasında ise  kendince bir hesap yapmaya başlamıştı.Önünde açtığı küçük bir çantadaki ilaç şişelerine bakarken gülümsüyor,aklındakileri uygulayabilirse herşeyin lehine gelişeceğini düşünüyordu.En güçlü rakip olarak gördüğü Mihralinin Vale Tudo daki dövüşlerinin videolarını defalarca izlemiş olduğu gerçeğiyle işi çok sıkı tutması gerektiğinide çok iyi anlamıştı.Rakip dövüşüleri güçten düşürmek ve dövüşleri kaybetmelerini sağlamak için her yolu denemesi gerekiyordu kendi düşüncelerine göre...İçten içe kurduğu planlar birilerinin sonunu getirecekti belkide...
          **********
Çatışma hergeçen saniye şiddetini arttırırken iki tarafta birbirine adım adım yaklaşıyordu.Karşılıklı taraflardan beş kadar adam o dakikaya kadar vurulup yere düşmüştü bile.Mihrali tam ortasında kaldığı bu tehlikeli durumdan kurtulmaya çalışsada,başına dayanmış silah varken kıpırdayamıyordu doğal olarak.Halil in sırıtarak,
-"Biraz sonra gerçek patron kimmiş hepiniz göreceksiniz..."diye fısıldaması yeni gelişmelerinde habercisi olduğunu anlamasına neden olmuştu...İsmail ağa  nın ateşlediği silah Bekir Sanerin bedenine isabet edip,hedefini bulduğunda ise taraflar daha fazla hırslanmış,adımlarını dahada hızlandırmıştı birbirlerine yaklaşabilmek için...Mermilerin yağmur gibi yağdığı anlarda,birbirlerine  tehditler savurmayıda ihmal etmiyorlardı.Halil yine bir işaret vererek kendi adamlarının geri çekilmesini istediği anda,cebinden küçük bir kumanda çıkardı...Mihralinin nefesi kesilmiş,korku ve dehşetle hemen önünde yaşanan çatışmayı izliyordu.Saniyeler sonra ise Vezirköprü biranda büyük bir patlamayla,alevler içinde kalmış,Halil ve Mihralide yere kapaklanmışlardı yaşanan bu patlamanın dehşetli sarsıntısıyla...Alev topu saniyeler içinde yerini yoğun bir dumana bıraktığında ise parçalanmış cesetler göze çarpmaya başlamıştı...Halil toz toprak içinde yere yuvarlanmış Mihraliyi yerden kaldırırken,kurduğu planın kusursuz işlemeside göğsünü kabartmıştı adeta...O an,Bekir Sanerin ofise gelip,İsmail ağa a bedel ödetmekten bahsetmesinin ardından,adamlarına gizlice Vezirköprünün kolonlarını bombayla döşettiği anı anımsadı...Artık tek başına güçlü bir yumruk olararak yoluna devam edebilirdi.Bekir Saner ve İsmail ağa yı ortadan kaldırmanın rahatlığıyla,Mihraliye sırıtırken,akşamüstü Rus Alek ile görüşme ayarlamayı geçiriyordu aklından....VezirNehrinde ise bir kıpırtı hasıl olmuştu o saniyelerde.Halil müthiş planıyla tüm tehlikeleri ortadan kaldırdığını düşünürken,bir isim bu büyük patlamadan sağ olarak kurtulabilmiş,Nehrin soğuk sularında akıntıya kapılmış sürükleniyordu yaralı bir halde...Mihrali ise bundan sonrasını düşünürken,ne denli başının belada olduğunu çok daha iyi anlamıştı.....devamı yarın...

BEYAZ SAYFALARHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin