Evet yeni bir bölüm ile karşınızdayım. Normalde daha önce atmayı planlıyordum ama köye gittim. Orada internetim çekmiyordu. Üstüne bir de hasta oldum. Neyse uzatmiym. Kısacası hepinizden özür dilerimm.
###
BADE'DEN
Dışarısı gerçekten soğuktu. Üşümüstüm. Ama bunu Gökalp'e söyleyemezdim. Çünkü o beni uyarmıştı. Ama ben dinlemeyip kendi bildiğimi yapmıştım. İnşAllah anlamaz üşüdüğümü.
"Koca sözü dinlemezsen böyle olur"
"Hı?" gerçekten bunu demiştim. İnanamıyorum. Hı nedir ya? Aman sanki onun dediği de çok normaldi. Bak bir de gülüyor. Gülme be adam!
"Benim sözümü dinleseydin şu an üşümüyor olacaktın." aa nereden anladın be üşüdüğümü? Adam zeki yani. Sen sus içses ne zamandan beri onun yandaşlığını yapıyorsun? Neyse seninle sonra hesaplaşırız. Şimdi birierine cevap vermem gerekiyor.
"Ben üşümüyorum bir kere!" diyip daha fazla yalan söylememek için hızlıca yürüyüp kayalıklara oturdum. Şimdi söyleniyordur arkamdan kesin. Bazen diyorum ki acaba bu evlilik gerçek olsaydı nasıl olurdu? Acaba zamanla birbirimizi sever miydik? O beni sever miydi? Mesela benim de çocuklarım olur muydu? Bana benzeyen kızlarımız, ona benzeyen oğullarımız olabilir miydi? Acaba gerçek bir aile nasıl olurdu? Ya da anne babasının simasını bile zor hatırlayan, annesi babası olmayan ve olması durumunun ne olduğunu bilmeyen ben nasıl bir anne olurdum? İyi bir anne olabilir miydim ki? Arkamdan yavaşca üzerime serilen ceketle düşüncelerimden arındım. Gökalp kendi ceketini vermişti üzerime.
"Üşüdüğün belli" deyip elindeki kahve bardağının birini de bana verdi.
"Ama sen? Senin de üstün ince üşürsün."
"Sorun olmaz bana" deyip önüne döndü ve az önce benim yaptığım gibi derin derin denizi izlemeye başladı. Düşünmesinden belliydi onun da sıkıntıları vardı. Kendimden biliyorum. Ben ne zaman böyle düşünsem çıkmazdayım demektir. Ve belli ki şu an o da çıkmazda.
"Ne düşünüyorsun?" dedim bir cesaretle. Öğrenmek istiyordum derdini. Canı sıkılsın üzülsün istemiyordum. Ama ya sevdiği biri varsa. Ben engel oluyorsam, benim yüzümden ondan ayrıysa? Ondan diuyacağım şeyler bunlar olursa beni çok üzer. Ama hangisi daha çok acıtırdı canımı? Sevdiğinin olması mı, yoksa benim engel olmam mı? Sevdiğinin olması beni üzer miydi ki ya da neden üzerdi ki? Sahte de olsa kocam olmasından dolayı mı acaba? Bu konuda kafam çok karışıktı ve daha fazla da düsünmek istemiyordum.
"Her şeyi." diye uzun bir zaman sonra olsa da soruma cevap verdi. Bu beni daha da meraklandırmıştı k devam etti.
"Annemi, kardeşimi,babamı, canımdan can bildiğim kuzenim ve bana ablalık yapan Buseyi... Kısacası her şeyi. Sen hiç... Sevdilerini ardı ardına kaybettin mi? Hem de onları kaybetmişken sana tek kalanı da kaybetme korkusu yaşadın mı? Ya da..." derken gözünden bir damla yaş aktı. Elinin tersiyle silip devam etti.
"Ya da senin bir parçası olduğun kişinin seni teselli etmesi destek olmasını beklerken sana geri kalanlara kaybettiklerine henüz acıların tazeyken ihanet etti mi? Bilir misin sen? Ya da sen bu yaşına gelmiş, özel harekat polisi olmuş ama hâlâ çocuk gibi ağlayan çaresizir adam görmüş müydün? Bak bana? Daha çaresizi var mı benden? Neden ha neden. Neden yapıyor bunu bana anlamıyorum. Ben onun oğluyum. Değil miyim? Ben onun oğlu değil miyim Bade? Sen bir şey söyle bari. Susma. Ne hatam var. Bana sen acımasız değersiz vicdansız birisin de Bade. Söyle hatamı bileyim." diyip ağlamaya devam ederken onun kolundan sıkıca tuttum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
VUSLATI BEKLERKEN #TAMAMLANDI
SpiritualBade ve Gökalp... Ne aşkları yalan ne hikayeleri sıradan. Gökalp gök gözlü yiğit demekti. Gerçekten de yeşillerinde kaybolduğu Bade'nin gök gözlü yiğidi idi Bade ise Aşktı. Kutsal sevgiydi. O da mavilerinde boğulduğu adamın AŞKI idi. Ar...