12 \ Değer

5.6K 571 297
                                        


Sanatçılar tamamen yazarın uydurmasıdır.










Stres kavramını hiç bu zamana kadar bu denli ağır yaşamamıştım. Çocukluğumdan beri efsane gibi olan geceye sonunda gidiyordum. Üstelik o gecenin mimarının oğluyla. Kendimi prenses ilan edebilirdim eğer ki prensesleri sevseydim. Gecenin ya da mekanın önemi yoktu.  Lüks bir oteldi işte. Asıl güzel yapan sanatçılardı. Yerli yabancı birçok sanatçı burda toplanır sizlerle sohbet ederdi.

Anlayacağınız sanata ve sanatçıya düşkün biri için unutulmaz bir gece oluyordu.

"İşte bu kadar." Defne ellerini yüzümden çektiğinde Okyanus bana bakıp "Güzel oldun." Dedi. Onun üzerinde siyah bir smokin vardı ama öyle var dediğime bakmayın. Dergideki modellerim hepsine taş çıkarmıştı resmen. Beyaz gömleğinin bir iki düğmesini buraya geldiğinde açmıştı. Annesi üzeri konusunda özenmiş olmalıydı. "Teşekkür ederim." Dediğimde Defne gülmemek için dudaklarını ısırıyordu. Ona ters bakışlar atıp ayağa kalktım.

"Hadi gidelim." Heyecanlı bir şekilde söylediğimde Okyanus eğlendiğini belli eden bir tavırla sırıttı. "Aslında uykum geldi." Dediğinde yaklaşıp kolundan tutup kaldırdım. "Şımarma hadi." Dediğimde benimle birlikte yürüdü. "Görüşürüz Defne!"

"İyi eğlen!"

Siyah Porsche kapıda dururken Okyanus'a baktım. "Araban güzelmiş." Dediğimde "Bisikleti tercih ederim." Dedi. Kaşlarım kalktı. "Araba koleksiyonu yapan birinin ağzından duymak garip oldu." Dediğimde kaşlarını çattı. "Araba koleksiyonu mu?" Dediğinde şaşırmış duruyordu. Kaşlarını indirdi. "Popüler kültürün geliştirdiği dedikodulara inandığını bilmiyordum." Dediğinde durdum. "Haklısın. Pardon." Dedim samimi bir şekilde. Arabaya geçtik. Derin bir nefes al Alara.


*



Albayrak gecesi on bir yıldır yapılıyordu. Her yıl neredeyse yapılır ve tüm ilgi bu gece üzerinde olurdu. Çoğu ünlü kişi bile davetiye alamazdı. Çünkü insanların kim oldukları önemli değildi bu geceye katılmak için. Servet dökse dahi almazlardı çünkü amaç gösteriş değildi. Sanat ve sanatçıya verilen değerdi. Bu yüzden saygı duyuyordum. İçeride kültürsüz tek insan olmazdı. Bu yüzden içerisi zengindi. Kredi kartı limitsiz olan insanlar olduğu için falan değil. Burda geçmezdi insanların para dedikleri şey. Okyanus'un dedesinin efsane olmasının sebeplerinden biriydi işte.


"Çok heyecanlısın." Dedi Okyanus halime sırıtırken. "Ellerim terledi." Dedim yüzüm düşerek. Yüzümün düştüğünü gördüğünde yanıma gelip dirseğini büktü. Simsiyah takım kırışırken "Çaktırmadan silebiliriz." Dedi. Uzattığı koluna elimin tekini koyduğumda diğerini de elbiseme sildim. Siyah kumaş parmaklarımda kayarken yumuşacıktı. "Teşekkür ederim. Artık benden iğrenmediğini düşüneceğim." Söylediklerimden sonra gözlerim uzun kirpiklere ev sahipliği yapan okyanus gözlerini buldu. "Senden zaten iğrenmiyorum." Basamağa adım attığımda "Sen de haklısın. Yapmadığım ne kaldı?" Dediğimde kulağımın dibinde gülüşü yankı buldu. Birlikte içeri girmeden önce gazetecilerin yığın yaptığı kapının biraz ilerisinde durduk.

"Tabii. Büyük haber." Dedim Okyanus'a bakarak. Elimi kolundan çektim. "Ne yapacağız? Sen tek varis olduğun için sana büyük ilgi olur." Dediğimde kaşlarını çattı. "Ne demek ne yapacağız? Yanımda duracaksın ve birlikte gireceğiz." İnsan kalabalığına baktım. "Neler yazarlar benden iyi bilirsin."

"Umrumda olmadığını kaç kez söyleyeceğim. Her türlü yazmıyorlar mı zaten?" Dudaklarımı ıslattım. "Öyle de. Ya gazetelere çıkarsak? Annem ve annen görürse?"

"Gazetelerin %90'ı yalan değil mi? Onlara bu durumu açıklarız. Üstelik ayıp bir şey değil. Hayatında birileri olabilir."

Senin gibi birileri?

Hey Sen?! Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin