26 \ kill somebody

3.6K 418 178
                                        



Yazım hataları için üzgünüm...

İyi okumalar.

*





Kapıya yumruklarımı vurmayı kesip alnımı kapıya yasladım. Aferin Eray. Koca bir alkış sana. Alnımı kapıdan çektiğimde arkamı dönüp Okyanus'a baktım. Bilgisayarın başına geçmiş kendi halinde takılıyordu.

Cidden mi Okyanus?

Gözlerimi devirerek kucağımdaki paragraf kitabını sıkmayı bırakıp masanın üzerine bıraktım. Raflardaki kitapları onlar gelmeden neredeyse yerlerini ezberleyecek kadar incelemiştim. Şimdi tekrar mı bakacaktım? İç çekerek ofladım.

Konuşabilirdi, konuşabilirdim, konuşabilirdik ama yapmıyorduk.

Elinin tekiyle ritim tutarken diğerini çenesinin altına koymuştu. Alt dudağımı ısırıp "Telefonun yanında mı?" Diye sordum. Ritim tutan eli durdu. Kafasını bana çevirmeden "Evet." Dedi buz gibi bir sesle. Masada ona yaklaştım. Elimi uzatıp "Alabilir miyim?" Diye sordum. Oturduğu sandalyede dönüp gözlerime baktığında gözlerinde sorgular bir ifade vardı. Telefonu istememi sorgulamıyordu. Onun yerinde olsam tek derdimin buradan çıkmak olması beni de öfkelendirirdi.

Yine de susup telefonu çıkarıp uzattığım elime değil masaya bırakıp ekrana geri döndü. Havadaki elimi yurmuk yaparak indirip telefonu aldım. Şifresini eskiden olduğu gibi 1234 olarak girdiğimde ekran açılmıştı. Ona kısa bir bakış atıp tekrar ekrana döndüğümde kalbimden çıtırtılar geliyordu sanki. Çok, çok üzgündüm.

Sakin ol Alara.

Rehbere girecekken aklıma bir an da Ayşegül geldi. Yutkunup bir an da WhatsApp'a girdim. Son konuştuğu kişi Ayşegül'dü. Mesaj kutusuna giremezdim. Hızla çıktım. Rehbere girip Eray'ı aradım. Çalıyordu ama açmıyordu. Sinirle kapatıp Doğukan'ı aradım. Meşgule attı.

Sinirle ekrana bakarken tekrar mesajlara girmeyi düşündüm. Hatta girecektim ama "Bitti mi işin?" Diye sordu. Kafa sallayıp "Evet." Dedim. Telefonu masaya aldığım yere bıraktım. Benim bırakmamla telefon çaldığında gördüğüm Ayşegül yazısıyla gözlerimi Okyanus'a çevirdim. Ekrana bakıp bana baktıktan sonra telefonu parmakları arasına alıp telefonu açtı.

"Efendim?"

Masadan uzaklaştım. Hala duyabiliyordum yine de. "Bir yere kaybolmadım. Bir şey mi oldu?"

Bir şey oldu Okyanus, çok kötü bir şey oldu. Sol yanımda derin bir kesik var ne dikiş tutuyor ne iyileşiyor. "Akşam buluşuruz? Yarın gelirsin olmadı. Dert etme sorun yok." Sandalyeye oturup kafamı kitaplığa yasladım.

Onlar arkadaş olabilirlerdi. Biz neden olamıyorduk Okyanus'la?

İkimizden biri mi bozmuştu bu sükuneti?

Bir kalbi susturabilir, avutabilirdiniz ama kandırabilir miydiniz ki?

"İyiyim ben merak etme. Kütüphaneye de gelir misin? Kilitili kaldık da biz."

Biz?

Komik.

Yine de iyi ol Okyanus.

Orada burada nerede olduğu önemli değil, sadece mutlu ol.

Telefonu kapattığında bana doğru geldiğini fark ederek yaslanmayı kestim. Karşımda durduğunda ayağa kalktım. "Biriyle konuştum. Birazdan gelip açarlar."

"Duydum."

"Merak etme. Daha fazla burada kalmayacağız."

"Sevindim." Kafa salladı. "Benim kadar olamaz." Dediğinde ona doğru bir adım attım. "Ben daha çok sevindim." Dediğimde gözlerime bakıyordu sadece. "Benim ne kadar sevinmiş olduğumu biliyor musun?" Diye sordu. Kafa salladım. "Biliyorum Okyanus. Sesinden anladım."

Hey Sen?! Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin