4 \ Yan

8.1K 685 384
                                        





Kaan Boşnak - Benimle Kayboldun

Emir Can İğrek - Aç Bağrını (bunu sadece dinleyin diye koydum. Harika bir adam değil mi?)

Yorum yapmayı unutmayın lütfen.

İyi okumalar.

.



"Efendim?" gülüşü kulağımı doldurduğunda elimde tuttuğum yastığa doğru çığlık attım. Bilerek yaptığımı düşünecekti! Olamaz mıydı ki? Telefonlar karışabilirdi. "Tekrar buluşmak istiyorsan bunu karşı tarafın telefonunu alarak yapmamalısın." dediğinde sesinde alay vardı. Düştük eline vurur tabi.

"Tekrar buluşmak diye bir şey olması için ilki olmalı değil mi?"

"Bu buluşmak istiyorsun demek mi oluyor?" dediğinde yatağıma oturdum. "Uzatmasan mı artık ne? Farkındaysan aynı marka ve aynı renk. Bilerek olmadı." yanaklarımı şişirip tavana baktım. "Telefonumu şimdi getirmen mümkün mü?" diye sorduğunda saate baktım. Annem odamdan bile çıkarmazdı bu saatte. "Mümkün değil. Yarın buluşalım-" elimi alnıma vurdum. Gülüşü kulağımı doldurdu tekrar. Kalabalıkta olduğunu fark ettiren gürültüler gelirken "Tamam. Nerede buluşuyoruz?" derken buluşmak kelimesini bastırarak söylemişti. Yarın akşama kadar restorant da olacaktım. Bugün erken çıktıysam ertesi gün tam gün oluyordu.

"Gün boyu telefonsuz kalabilir misin? Yarın tüm gün çalışıyorum. Akşam buluşabiliriz. Ya da restoranta gelebilirsin."

İkinci kez kendimi ateşe atarken ben.

"Akşam yanıma geliyorsun o zaman. İlk buluşma için güzel bir teklif oldu. Çünkü yarın oraya gelemem." omuzlarım çöktü. Yarın deniz yok demekti o zaman... "Mesaj atarsın." dediğimde "Hadi kaptın buluşmayı." Diyerek güldü ve cevap vermeme fırsat vermeden telefonu kapattı. Alt dudağımı ısırdım. Yastığımı tekrar elime alıp kafamı gömerek çığlık attım. Çok meraklıyım ben sana! Sanırsın Orlando Bloom geri zekalı.

Gerçi mavi gözlü ve gamzeli olması on sıfır önde yapardı onu ama o kadardı. Kafamı iki yana salladım. Birini çok fazla düşünmek sonrasında can sıkıcı şeylere yol açıyordu. Yağız'ı da aklıma sokan kızlar olmuştu zaten. Sürekli onun hakkında konuşup övüp durumuşlardı.

Çocuk çok popüler.

Çok iyi birisi.

Çok yakışıklı.

Çok tatlı.

Çok bilmem ne çocuğu-bir dakika ya. Öyle demiyorlardı. İç sesim artık Yağız deyince hakaret moduna geçiyordu. Sakinsin Alara. Onu hala dövmek falan istemiyorsun. Oflayarak bıraktığım telefonu elime aldım. Şifresine gözüm yaşlı bakarken bir an da doğruldum.

Şifrelerimiz aynıydı!

Yani kurcalama serbesttir!

Sırıtarak şifreyi girdiğimde bir an da gülüşüm soldu. Bu çocuk şifremi açmadan beni arayamayacağına göre o da benim şifremi biliyordu. Yok ya. Niye benim telefonumu kurcalasın ki? Yapmazdı değil mi? Kendimi bir an suçlu psikolojisine girmiş bulduğumda geriye yaslandım.

"Nereden bilecek?" diyerek açtığımda ilk işim galeriye girmek olmuştu. Bu çocuk Türk olduğuna emin miydi acaba? Hepsi neredeyse yurt dışında çekilmiş fotoğraflardı. Eiffel kulesinin önünde olan fotoğraftan bende de vardı. İşte bir ağabey şansıydı o da benim için. Aynı şekilde durduğumuz bir resimdi." Bir ortak nokta daha, ha ha." diğer fotoğraflarına bakarken arkadaşlarıyla çekinmiş olduğu fotoğraflar dikkatimi çekmişti. Arkadaşları da kendi gibi miydi acaba? Fotoğrafları geçerken bir tanesi önüme geldiğinde boğazımı temizledim. Havuzun kenarında durmuştu. Gece vaktiydi ve altındaki şortu dışında bir şey yoktu. "Baklava mı onlar?" derken bulduğumda kendimi sinirle telefonu bıraktım.

Hey Sen?! Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin