22 \ Infinity

4.1K 436 333
                                        


Herkese selam millet!

İyi bayramlar olsun hepimize. ::)

İyi okumalar.

Alırım bir kalbinizi tam buraya.

*



"Sahiden bunu kendine her seferinde nasıl yapıyorsun bilmiyorum." Dedi Okyanus elindeki pamuğu dizime yaklaştırırken. Alt dudağımı ısırıp sessiz kaldım. Ben sanmıştım ki intihar ediyor. Nereden bilebilirdim ki? Sadece o an öyle olduğunu sanmıştım. Bu hisle ona doğru koşmuş yeri boylamıştım.
"Söylenme artık." Dedim sesim bozuk bir şekilde. Dizlerim öylesine acıyordu ki ağlayabilirdim. Hatta birazdan emindim ağlayacaktım. Kafasını kaldırıp bana baktığında yüz ifademi gizlemek için kafamı çevirdim. "Çok mu acıyor?" Dedi daha da elini yavaşlatıp. Berbat görünüyordu dizim. Sahiden çok acıyordu bu kez. Gözlerim dolduğunda "Niye koşuyorsun bu karanlıkta zaten. Tabi böyle olur." Dedi. "Tamam. Bitti mi?" Dedim elini iterek. İttiğim elini tekrar bacağıma koydu. "Bitmedi."dedi ters ters.

Ofladım. "Gecenin bir saati sen salak gibi denize atlar gibi soyunuyorsun. Gidip de kendine bakmadan beni eleştirme."

"Dizinde kocaman bir yara olan da kim acaba?" Dedi bilmiş bilmiş. "Dizlerimle cezalandırılıyorum." Dedim gök yüzüne bakarak. Karanlıktı ve biraz daha eve gitmezsem annem beni keserdi, biçerdi sonra haşlar ardından sos yapar fırına atardı. "Eve gitmek istiyorum." Dedim dizlerime bakarak. Hemen önümde kafası olduğu için sadece saçları vardı tabii. Kafasını kaldırıp bana baktı. "Niye adımı bağırarak öyle deli gibi koşuyordun?" Yutkundum. "Söylemek istemiyorum." İç çekti. "Bende galiba duymak istemiyorum." Dedi düşünceli bir şekilde. Böyleydik işte. Ya onun içinden gelmiyordu ya da benim. Hiçbir şekilde itiraz da etmiyorduk. Tekrar kafasını eğip dizimi sardığında yakınlarda eczane bulabildiğimiz için şükrediyordum. Tekrar saçlarına baktım. Hararetli bir aile kavgasından çıkmış umursamaz gibi duran salağın tekiydi.

Annesiyle kötü bir şekilde kavga etmişti ama burada şimdi bana laf sokuyordu.

Üzgündü ama benim yaralarımı sarıyordu.

Belki de yalnız kalmak istiyordu başına bela oluyordum.

Ne bencildim böyle?

Her şeye rağmen iyi duruyordu o. Maskesinden ne zaman kurtulacaktı ki? Hala bir yabancıydım onun için. Diğerleri gibiydim ve bu durum artık beni içten içe rahatsız ediyordu. Tuhaf bir şekilde şimdi onunla konuşup bana derdini anlatmasını istiyordum. Saçma sapan cümleler kurup yanındayım falan desem de olurdu. Yeter ki o mesafeleri kalksın. Çok tuhaf değil mi aslında yanı başımızda olan insanlara böylesine uzak olmak?

Ellerimi kayalığa yaslayıp ayağa kalktım. Önümde durduğu için gerilemek zorunda kaldı. "Yavaş ol. Canını acıtacaksın."

"Sorun yok. Hep oluyor zaten." Kaşlarını çatıp elini ensesine getirip "Buna son vermen lazım." Dedi. Omuz silktim. "Böyle olduğunda sanki hep çocukmuşum gibi geliyor. Önceden daha çok düşerdim."

"Şimdi de çok düşüyorsun." Dedi kaşlarını çatıp dizlerime bakarak. "Anılar güzel."

"Her zaman değil."

Her zaman değil. "Sen ne isterdin peki? Hiç düşmemeyi mi?" Kafasını iki yana salladı. "Hayır. Hiç düşmemeni."

Öylece gözlerine baktığımda "Başıma bela oluyorsun çünkü." Dedi. Gözlerimi devirdim. "Bela çekme o zaman." Erkeksi bir şekilde güldü. "Özellikle iyi olduğum alana çamur atamam."

"O zaman yakınma." Dedim kollarımı göğsümde birleştirerek. "Her bela senin gibi olursa tabii." Çukurlaşmış yanaklarına gözüm takıldı. İç çekip gözlerimi çektim. Çok güzel gülüyordu ve kendimi biliyorsam saçmalamaya çok yakındım.

Hey Sen?! Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin