Heyy selam herkese! Bu bir geçiş bölümüdür. Bu yüzden kısa amaaa diğer bölüm uzun olacak. Yorumsuz bırakmayın. Oy sınırımız dolsun en fazla bir gün içinde bölümünüzü atacağım. :))
İyi okumalarr!
"Taş, kağıt, makas!"
Aynı an da gözlerimiz ellerimize kitlendiğinde onun eli taş benim elim kağıt olmuştu. Zaferle gülümsediğimde ifadesini bozmadı. "1-0" diyerek ortamı gerdiğimde gözlerini devirdi.
Tekrar elimizi salladığımızda bu sefer ben kağıt o makas olmuştu. Bana gülümsediğinde çukurlaşan yanaklarına baktım. Gamzeleri hoşuma gidiyordu. "1-1" Dedi sakince.
"Son el. Çekilmek istersen anlarım." Diyerek dalga geçtiğimde "Sana yapacaklarımı düşünerek girdim oyuna ben. Çekilir miyim sanıyorsun?" Dedi küstahça. Omuz silktim. "Kaybederim diye korkmuyor musun?" Bu sefer o omuz silkti. "Her türlü elimde atabileceğim bir şey yok. Artı ve eksileri tartarsak şu an zaten zarardayım."
"Yani?" Dediğimde iç çekti. "Yanisi artı alma şansım var. Kaybedecek bir şeyimse yok."
"Pekala." Diyerek sustuğumda ellerimizi tekrar salladık. Kapının açılma sesini duyduğumda kafamı çevirip hızla baktım. "Kazandım." Diyen sesiyle ona döndüğümde elimin taş olduğunu görerek gözlerimi kocaman açtım. "Ama ben bakmıyordum bile! Değiştirip değiştirmediğini nereden bileyim?" Diyerek hızla sıraladığımda gülümseyerek ayağa kalktı. "Bilemezsin." Önden önden gitmeye başladığında peşine takıldım. Kapıyı açan güvenlik bizi gördüğünde duraksayarak ona selam verdi. Adam bir şey demeyerek işine devam ettiğinde hızlı adımlarla onunla birlikte çıktım.
"Hile yaptın." Dediğimde omzunun üzerinden bana baktı. "Kanıtla." Dediğinde ona inanmaz gözlerle baktım. "Nasıl kanıtlayayım?" Diye yakındığımda cevap vermedi. Birlikte okul bahçesine çıktığımızda Doğukan, Barış ve Büşra bir tarafta bizimkiler bir taraftalardı. Hepsinin bakışları üzerimize dikilmişti ve şaşkın gözlerle ikimizi süzüyorlardı. Okyanusla gözlerimiz birbirini bulduğunda bana göz kırptı.
"Akşam yazarım."
"Tamam." Diyerek bizimkilerin yanına geldiğimde omzuma kolunu atıp beni yanına çekti hızlıca Defne.
"Bize mi gitsek Alara ya?"
Ah...
*
"Alara?"
"Alara?"
"Alara diyorum!" Sıçrayarak gözlerimi telefondan çekip anneme baktım. "Ne oldu anne ya? Niye bağırıyorsun?"
"Sen söyle asıl! İki saattir o telefona ne melül melül bakıyorsun?" Elimi kaldırıp göğsüme koydum. "Ben, ben mi bakıyorum melül melül?" Sahtece güldüm. "Ben ona gülmem. Ne güleceğim ben ona. Nereden çıkardın anne ya? Ne münasebet?"
"Kimden mesaj bekliyorsun sen?" Gözlerimi kocaman açtım. "Ben niye onun mesaj atmasını bekleyim anne ya?! Beklemem ki. Hiç yani." Sandalyemi geri ittirdim. Boğazımı temizleyip "Biraz hava alayım ben." Diyerek sırıttım. "Beynine oksijen girmeden eve adım atma." Dediğinde güldüm. "Ne de çok seversin beni övmeyi." Diyerek dalga geçtiğimde bana kötü kötü baktı. Sırıtarak evden çıktığımda kulaklıklarımı cebimden çıkarıp kulaklarıma geçirdim. Kendi kendime şarkı mırıldanarak Semihle buluşacağımız kafeye geldiğimde oturmuş dondurma yiyordu. Karşı masada oturan kızla bakıştıklarını fark ettiğimde arkasından yavaşça yaklaşıp bö diye bağırdım. Sıçrayarak geri çekildiğinde karşı masadaki kız gülüyordu. Kıza el sallayıp samimi bir şekilde gülümseyip sandalye çekip oturduğumda Semih bana ters ters bakıyordu. "Ne?" Dediğimde dondurmasını yüzüme çarpar gibi yaptığı için hızla geriledim. Neredeyse düşecek olan sandalyem biri tarafından tutulduğunda ve düşmekten kurtulduğumda tutan kişinin eli ensemdeydi. Kafamı çevirip baktığımda onun Okyanus olduğunu görerek Semih'e döndüm.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hey Sen?!
HumorBen Alara Yücegönül. Bir tane sevgili yapacağım demiştim. Onun bile gidip en karaktersizini bulmuştum. Burnumu çektim. "Ne ağlıyorum ben ya." dedim kendime kızarak. "O onun bunun evladı hiç üzgün değildi. Ben niye salak salak ağlıyorum!" etrafa ba...
