Çakıl: Hey, (01.30)
Çakıl: Uyuyor musun?
Ozan Deniz: Ne?
Ozan Deniz: Hayır hayır
Ozan Deniz: Soru çözüyordum, biraz mola verdim.
Ozan Deniz: Bir şey mi oldu?
Çakıl: Sana mesaj atmam için bir şey mi olması gerekiyor?
Ozan Deniz: Sen bana pek yazmazsın.
Ozan Deniz: Yazdığında da genelde bir olay oluyor ve sen benden nefret ettiğini söylüyorsun.
Ozan Deniz: Şaşırdım o yüzden.
Çakıl: Her neyse
Çakıl: Yarın okul çıkışı kapalı havuza gideceğim. Benimle gelir misin?
Ozan Deniz: Yosun, sen iyi olduğuna emin misin?
Çakıl: Evet, sadece bazı kararlar aldım.
Çakıl: Gelecek misin?
Ozan Deniz: Tabii, senin olduğun her yere gelirim.
●Görüldü.
-----
Çıkış zili çaldığında hızlıca kitaplarımı çantanın içine tıktım. Çantamı sırtıma geçirdim ve sıramın kenarında duran küçük spor çantayı da elime aldım. Hızlı adımlarla beni bekleyen Deniz'in yanına gittim.
"Hazırım."
Yüzüme samimi olmasını dilediğim bir gülüş yerleştirdim. Kalbim hızla atmaya başladı. Onun yanında bir dakika bile bulunmak bana zarar veriyordu fakat yapmak istediklerim vardı. Kırılan kalbimin acısını dindirmek için tüm bunlara katlanmak zorundaydım.
Deniz, yavaşça başını salladı. Bu olanlara şaşırdığını biliyordum. Daha düne kadar ondan nefret ettiğimi söylüyordum şimdi ise onunla havuza gitmeyi teklif etmiştim. Onun gözünde bu davranışlarım anlamsız olabilirdi ama çok yakında bunların hepsini neden yaptığımı anlayacaktı. O gün gelene kadar ona yakın olmalıydım.
Güneş ve Kenan'a veda edip okuldan çıktık. Durağa doğru yürüdüğümüzde aramızda oluşan sessizlikten rahatsız oldum.
"Biliyorsun, yüzmeyi çok seviyorum. Bu aralar gitmek istiyordum. Dün bir anda beraber gidebileceğimizi düşündüm. Hem sen de biraz olsun rahatlarsın," dedim neşeli çıkan sesimle. Başını bana çevirdi. Yüzümü inceledi ve o da benim gibi gülümsedi.
"Beni düşünmeni seviyorum."
Cevap vermedim. Ona hiç aklımdan çıkmıyorsun demek istiyordum. Fakat şuan bunun çok erken olduğunu biliyordum. Beni sorgulaması en son istediğim şeydi. Aramızda tekrar sessizlik oluştuğunda konu açmak için kendimi zorlamadım. Bir süre sonra otobüs geldi ve biz arkalarda bir köşe seçip yan yana oturduk.
Çantamda duran kulaklığı çıkartıp telefonuma taktım Tekini kulağıma yerleştirip diğer tekini ise Deniz'e uzattım. Şaşkınca bir bana bir kulaklığa baktı. Yavaşça gülümsedim ve alması için elimi salladım. Telefonumdan rastgele bir şarkı açtım ve bakışlarımı cama çevirdim. Beynimde dönüp duran düşüncelere daldığımda Deniz'in sesiyle boğulmaktan kurtuldum.
"Acıyı dindirmek için her kalbi lekelerim mi?"
Bakışlarımı Deniz'e değdirdiğimde buruşmuş yüzünü gördüm. Açtığım şarkının bir sözüne takılmıştı fakat bu sanırım beni en iyi anlatan cümle olabilirdi.
"Neden olmasın ki?"
Omuz silktim. Acı sadece bu yolla dindirelecekse ben buna çoktan hazırdım. Benim kalbim kimsenin umrunda olmadıysa, onların kalbi neden benim umrumda olmalıydı?
Kısa bir yolculuğun ardından kapalı spor salonu binasına gelmiştik. Burada bir çok saha ve olimpik havuz vardı. Küçükken ailelerimiz bizi sürekli bu havuza getirirdi. Büyüyünce bizde bir kart çıkartmıştık. Uzun zamandır buraya Denizle birlikte gelmiyordum. Genelde buraya yalnız gelmeyi tercih ederdim. Zihnimi biraz olsun boşaltmak için güzel bir yerdi.
Soyunma odalarına geçtiğimizde spor çantamda duran siyah mayoyu üzerime geçirdim. Saçlarımı toplayıp bonemi taktım. Eşyalarımı çantanın içine tekrar koydum ve kilitli dolaba çantamı yerleştirdim.
Havlumla beraber şezlonglara doğru yürümeye başladım. Deniz gelmiş hatta çoktan havuza girmişti. Alt üst midemi göz ardı edip ona seslendim.
"Yarışa var mısın?"
Bakışlarını bana çevirdi ve bir süre beni izledi. Hafifçe başını yana eğdi. Havuzun kenarına oturup ayaklarımı suyla buluşturdum. O ise yüzerek bana yaklaştı.
"Havuzun sonuna ilk giden kazanır."
Yavaşça başımı salladım ve bedenimi suyun içine bıraktım.
"Bir, iki, üç."
Son rakamı söylediğinde hızlıca kulaç atmaya başladım. Bir süre başa baş gitsekte bir an Deniz, suyun içine daldı ve yüzmeye başladı. Ben ise hızımı daha da arttırdım. Havuzun sonuna yaklaştığımda ayaklarımda hissettiğim ellerle irkildim ve kendimi suyun dibinde buldum. Deniz kollarını bedenime sarıp ikimiz de yüzeye çıkarttı. Bende refleks ile kollarına tutundum. Nefes nefese kalmış hâlde birbirimize sarılmıştık. Kalbim dışarı çıkmak için can atarken bedenimin uyuştuğunu hissettim. Nefes alış verişlerim sıklaşmaya başladı. Gözlerimin içine bakan gözleri, yüzüme çarpan nefesi mantığımı yerle bir edecek güçteydi. Dudaklarıma hafif bir gülüş kondurdum.
"Ben kazandım."
Duyduğu cümleyle gülmeye başladı. Gülüşü içimde ona karşı bastırmaya çalıştığım sevgiye güç verdi.
"Ben de kazandım."
Yüzümü yüzüne yaklaştırdım. Dudaklarım yanağına küçük bir öpücük kondurdu ve kulağına fısıldadığım kelimelere anlam verdi.
"Ben olsam bu kadar emin olmazdım."
YN/ Yosun, amacın ne?
*Adele- River Lea
Not- Yeni hikayem "Supergirl"e göz atarsanız beni sevindirmiş olursunuz :)
