Min Sung amca Baekhyun'un hepimizi ezme pahasına açtığı radyoyu rahat bir tavırla kapayıp yan bir gülüş atınca inledim. Aslında inlememin nedeni bu değildi. Kucağımdaki Baekhyun babasının bu hareketi üzerine sinirle bir sağa bir sola sallanınca canım yanmıştı haliyle. Jongin benim acıyla buruşan yüzümü görünce Baekhyun'un kolunu çimdikledi. Bu kez acıyla inleyen taraf Baekhyun olmuştu. Chanyeol ön koltuktan arkaya kısa bir bakış atmıştı ama hemen önüne döndü. Yan koltuğunda oturan Min Sung amcanın dikkatini çekmek istemiyordu haliyle.
Jongdae ise her şeyden habersiz omuzuma yaslanmış uyuyordu. Tüm sese tüm çığlıklara rağmen uyanmaması şaşırtmamıştı beni. O böyleydi. Çok yorgunken ne olursa olsa uyanmazdı asla.
''Ne zaman orada olacağız? Yolu göremiyorum bile. Gördüğüm tek şey arabanın tavanı. Baba acaba hepimizi bu arabaya tıkışmaya zorlamanın nedeni neydi?''
''Biraz daha konuşursan Baekhyun yürüyerek takip edersin bizi.''
Min Sung amca sakince konuşmuştu ama ciddi olduğunu hepimiz biliyorduk. Bunu bilen Baekhyun da sustu. Bu sıcakta denize kadar yürümeyi göze alacak kadar delirmemişti hala. Ama sanırım ben delirmiştim. Çalışan klimanın bana hiçbir etkisi olmuyordu. Kucağımda boyuna rağmen kafası tavanla buluşmak üzere olan Byun Baekhyun bana ulaşan tüm soğuk havayı kesiyordu. Jongdae uyumadan önce camı kapamıştı ve diğer tarafımdaki Jongin'in beni rahat etmek için yapmaya çalıştığı tüm hareketler boşunaydı. Üç kişi tarafından bu yaz sıcağında bir arabanın içinde tıkılıp kalmış gibiydim. Şu an yürüsem daha az sıcaklardım büyük ihtimalle.
Baekhyun'un bir hevesle ortaya attığı kumsala gidelim fikrini kabul ettiğim için pişman olmuştum tabii. Kumsal lafını duyunca benim de neşelendiğimi söyleyebilirdim. Uçuruma çok giderdik ama nedense denize nadir girerdik. Bu yüzden sevinmiştim ben. Aslında Baekhyun sırf Taehyung geliyor diye hemen gidelim demişti. Sonradan itiraf etmişti bunu tabii.
''Gelsin de kaçsın mı tüm huzurum? Eğlenelim işte böyle sakin sakin.'' demişti sonrasında da.
Bu yüzden de hepimiz bir arada olalım diye yanıp tutuşmuştu tüm gün. Jongdae uykum var diye biraz mızmızlansa da Baekhyun ile birlikte kahkahalar atarak hazırlanmaya başlaması birkaç dakikayı bulmuştu sadece. Jongin asla gelemem diye tutturmuştu önceleri. Baekhyun da beni kullanmıştı onu ikna etmek için.
''Seni asla reddetmez Sehun. Git şu yavru köpek bakışlarını kullan.''
Kulağıma fısıldadığı şeyi sorgulamadan yerine getirmem de Byun Baekhyun'un üzerimdeki etkisinin büyüklüğünü gösteriyordu. Jongin'in önüne kadar küçük adımlarla ilerleyip karşısında durdum. Başını kaldırıp bana baktı.
''Jongin. Ne olur gelsen? Jongdae gider gitmez şezlonga uzanıp uyuyacak, Baekhyun da Chanyeol'la ilgilenecek hep. Sıkılırım ben tek başıma, gelsene sen de.''
Yine de gelmeyecekti. Jongin'in içten yalvarlarıma karşı çıktığı o kadar nadirdi ki gerçekten gelmek istemiyor diye vazgeçecektim ben de. Ama Baekhyun rahat durmadı. Bu aralar beni utandırmayı huy edinmişti sanki. Yine boş durmadı. Ellerini omuzuma atıp sırıtarak baktı Jongin'e.
''Olsun Sehun. Sen de orada yeni arkadaşlar edinirsin. Canın sıkılmaz. Bir bakmışsın kumsal aşkı doğuvermiş.''
Dediği şeylerle şaştım kaldım. Baekhyun diyordu bunu. Başkasına selam versem bile 'kim bu?' diye başımın etini yer dururdu gün boyu. Şimdi de başkasını bulursun diyordu sırıtarak. Jongin'i çıldırtmak istiyordu belli ki.
Tutuşundan sıyrılıp yavaşça vurdum omuzuna. Çok olmuştu artık.
''İyice utanmaz biri oldun sen Baekhyun. Nasıl konuşuyorsun öyle? Hem gelmek istemiyorsa zorlama. Canı istemiyor demek ki?''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BFF Faciası
FanfictionElim kalbimde konuştuğumu görse biri delirdi derdi herhalde. Ama delirmemiştim daha. Ya da belki delirmiştim. Kim bilir? Yüzümdeki gülümsemeyle birkaç tane yıldızla çevrelenmiş aya kaldırdım bakışlarımı. Cevabım hazırdı galiba. Ne olacaklarla do...
