Geçmişin Gölgesinde

35 8 1
                                    

Asenad'dan...
-James, benim nasıl büyüdüğümden haberin var mı? Neler yaşadığımdan? Yok! Hiç bir fikrin yok.
-Asenad biz de annesiz babasız büyüdük. Ablalarıma zarar gelirse beni karşında bulursun! Beni onlar büyüttü tamam mı? Sarah benim için çok özel.
-Onlar Soylu! Onlar acımasızlar James!Benim hayatım onlar yüzünden sokaklarda geçti.
-Sen de Soylusun Asenad! Sen de!
-Ama , ama ben! Ben gücümü..
James ben gücümü ailemden sonra kullanmadım hiç.
- Ne?
-Duydun işte! Sakın söyleme onlara bunu.
-Bana güvenebilirsin. Ama anlamadım. Sen bana Soylu olduğunu söylemiştin.
-Bak bu karışık. Sana sonra uzun uzun anlatırım.
Hızlıca kalktım ve kapıya yöneldim.
-Nereye? Bekle.
-Bir arkadaşıma bakmaya gideceğim.
-Ben de geliyorum.
Beraber aşağı indik. Zaten James olmadan asla dışarı çıkmamıza izin vermezlerdi.
-Nereye? James, Asenad?
-Dışarı çıkacağız Alfa.
-Nereye dedim?
-Ben, sana hesap verecek değilim!
Sarah James'e ters ters baktı.
-James iyi misin sen?
-Ben, sadece sinirlerim bozuk biraz. O yüzden bir hava almaya gideceğiz.
-Öyle desene o zaman! Alfa bırak gitsinler.
-Peki gidin o zaman.
Dışarı çıktık. Hâlâ izliyorlardı. James hafiften eğildi; Nereye?
-Beni takip et yeter!
                            * * *
28 aralık cuma
Soğuk ellerimi donduruyordu. Gözlerimi açsam donacaklardı. Bir ağacın dibine sindim iyice. Korkuyordum soğuktan.
-İyi misin? Adın ne senin?
Karşımda bir genç dikiliyordu.
Cevap verecek gücü kendimde bulamadım. Sustum sadece. Karlar her yeri beyaza bürümüştü. Hâlâ yağıyordu. Beni kaldırdı. Minik bedenim yaşımı saklıyordu. Açlıktan midem yapışmıştı. Sıcak ceketine gizlendim. Üşüyordum. Açtım günlerce. Aile özlemi çekiyordum aylarca. Beni evine götürdü sanırım.
-Adın ne bakalım?
-Adım, Asenad.
-Ne kadardır sokaktasın?
-Dört aydır.
Şaşırmamıştı. Sanırım benim gibi birçok kişi vardı.
-Kaç yaşındasın?
-On bir.
Ailemi sormadı. Sanki biliyor gibiydi.
-Açsındır sen şimdi.
O, mutfağa yönelirken ben de sıcaktan mayışmıştım.Evi inceledim. Daha çok öğrenci evi gibiydi. Minikti. Salonu minikti. Odaya daha çok tahta ve siyah mat renkleri hakimdi. Sehpada büyükçe gramofon vardı. Oldukça eski duruyordu. Masa yuvarlak ve siyah camdandı. Salonun ağzında uzunca merdiven vardı. Yukarı uzanıyordu.
Geldiğinde elinde hiç yemediğim : et vardı.Kokusu burnuma kadar geliyordu.
-Et seversin umarım.
Çaprazımdaki  sandalyeye oturdu.
-Adın ne?
-Brian Watson.
-Burada tek başına mı kalıyorsun?
-Hayır. Sana bir sır vereyim mi, burada senin gibi çok çocuk var.
-Öyle mi? Görebilir miyim?
-Dur dur. Önce karnını doyur.
-Sen bir melek misin? Niye insanları kurtarıyorsun?
-Çünkü sizin mutlu olduğunuzu görmek beni mutlu ediyor. Biliyor musun, benim eskiden bir kardeşim vardı. Sizin gibi o da minikti. Abimi çok severdim.
-Sonra ne oldu ona?
-Onu öldürdüler.
-Niye?
-Çünkü, o bir Soyluydu.
-Soylu mu? Sen Soylu musun?
-Sen, nereden biliyorsun ne demek olduğunu ?
-Babam anlatmıştı. Bana hiç kızmadı. Hatta bana gücümü kullanmamı öğrettiler. Babam da Soyluydu. Ama babamı öldürdüler.
-Kim?
-Askerker. Senin kardeşini de kesin onlar öldürdü.
-Sen şimdi gücünü kullanabiliyorsun o zaman.
-Hayır. Ben babam ölünce bir daha gücümü kullanmadım. Kullanamdım. Ben, gücümü kaybettim sanırım.

Bana anlayışla bakıyordu.
-Benim en iyi arkadaşım olur musun?
-Olurum, dedim tebessüm ederek.
Yukarı katta bir sürü odalar vardı. Ve hiç de küçük değildi ev. Üst kat alt kattan daha genişti hatta. Odalardan birini bana verdi. Ve bana rahat giysiler verdi.
-Sen Soylu musun hâlâ söylemedin.
-Bak Asenad, bu aramızda sır olsun. Olur mu? Ben bir Sadık ım. Ama Soyluları seviyorum ben. Ama diğer çocuklar bilmiyorlar. Tamam mı?

Evet anlamında başımı salladım. Brian'ın  benim için çok özeldi. Benim hayatımı kurtaracağını nereden bilebilirdim ki?

AlfaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin