Kyungsoo, SAKLAN kelimesini yazıp Victor'un düşünmesini bekledi. "Bu asır bitmeden yazarsın artık."
"Sabret." Kılını bile kıpırdatmadan oturdu, ancak öz disiplinden dolayı değildi.
Victor çocukken geçirdiği bir kaza sonucu omuzdan aşağı tüm duyularını kaybetmişti. Kaybetmeseydi, o da doğuştan avcı olurdu. Tam aksine, Mahzen Müdürü olarak kayda değer yeteneklerinin yanı sıra, Lonca'nın gözü ve kulağıydı, yüksek teknoloji ürünü tekerlekli sandalyesi kablosuz her işi yapabiliyordu, çoğu zaman Lonca'daki insanların sözleri ağızlarından çıkmadan ne diyeceklerini anlıyordu.
Şimdi, bıyık altından bir şeyler mırıldandı ve bilgisayar ekranında AN kelimesi belirdi. "Sırada ne var, Soo?"
Oyundan bahsetmediği açıktı ama. Parmaklarını bacağına vurdu. "Minho ile konuşmam lazım."
"Karartma emri altındasın."
"O zaman sen konuş, ona tehlikede olduğunu söyle. Yerimi kesin bilen tek kişinin o olduğunu herkes tahmin edebilir."
Ayrıca Kyungsoo'nun çekindiği o vampir iti değildi.
Victor sesli bir talimat verip Kyungsoo'nun girdiği kapıyı açtı. "Git. Ben onu ararım, sonra seni tekrar içeri sokarım."
Kyungsoo, onun çocuksu tavırlarını çekecek halde değildi. "Senin aptal şifrelerini çalacak halim yok!"
"Gir ya da kılımı kıpırdatmam."
Kyungsoo bilgisayar konsolundan uzaklaşıp dışarı yürüdü. Çabuk, çabuk. Kapı arkasından çat diye kapandı. Kyungsoo sırtını yaslayıp yere otururken aynı zaman da Jisoo'nun da tehlike altında olabileceğini düşündü. Jisoo'yu darbeye maruz kalacak incinebilir bir tip olarak görmeye alışkın değildi. Bebeklerinden önce olsaydı, Minho ve Mina için de pek endişelenmezdi. Minho hem kendine bakabilirdi hem de karısı Mina azılı bir avcıydı. Ama Tanrım, Teo çok minikti.
Sürgülü kapı tekrar arkasından açıldı.
"Minho seninle konuşmak istiyor." Victor aksi aksi belirtti.
Kyungsoo içeri adımını atınca adamı karartma kabininde buldu, yani Minho onun kulak kesilmesini istemiyordu. Kyungsoo yüzünü buruşturdu. Victor somurtuksa Mahzen'de yaşam hiç rahat olmazdı: kemik eriten ısı değişiklikleri, havada tuhaf tuhaf kokular, talaş tadında yiyecekler. Bir keresinde Victor, Minho ile kavga ettikten sonra Kyungsoo burada işkenceden farksız bir ay geçirmek zorunda kalmıştı. Kaprisin daniskasıydı. Ama Minho'nun hayatı söz konusuyken Victor'un gelgit ruh haline katlanmak Kyungsoo için solda sıfırdı.
Kyungsoo eski moda ahizeyi kaldırdı. O kadar eskiydi ki, kimse hackleyemezdi. "Minho, aileni de alıp buraya inmelisin."
"Lonca Yöneticisi kuyruğunu bacakları arasına kıstırıp saklanmaz." Minho'nun pozisyonunu elinde tutmasını sağlayan gücü ortaya seren çelik gibi sinirleri sesinden belliydi.
"Saçmalama!" Kyungsoo ellerini öyle bir sıktı ki, tırnakları avuçlarında yarım ay şeklinde izler bıraktı. "Minhyuk bebek vampir değil. Jongin'in güvenlik görevlilerinin başı!"
"Biz onları avlıyoruz Kyungsoo onlardan korkacak son kişi değiliz. Burada tartışmamız gereken başka bir şey, Jongin ile aranızdaki anlaşmazlık ne boyutta?"
Kyungsoo'nun ruhu çekildi. "Niye ki?"
"Çünkü ofisime döndüğümde yeni bir mesaj buldum; seni arıyor, Kyungsoo."
"Ben konuşurum..."
"Onun yakınma bile gitmiyorsun," diye yapıştırdı Minho. "Mesajı duymadın. Eğer çıplak bir bıçak dile gelseydi, aynen böyle konuşurdu."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Angel's Blood||KaiSoo
FanficTehlikeli bir yakışıklılığa sahip Seul başmeleği Jongin, vampir avcısı Kyungsoo'ya bir iş teklifi etmişti.