-Meydan Okumak-
**
**
Rüya...
Her zaman korkarak uyandım kabuslarımdan. Bir binanın tepesinden yere çakıldığımı görürdüm. Namjoon'un sonunda beni öldürdüğünü, bazen Jungkook'u... Çocukluğumu görürdüm. Beni suçladığını, onu yalnız bıraktığım için bana kızdığını görürdüm.
Şimdi karşımda şakağına dayadığı silahla gözlerime, ta en derinime bakan Namjoon uyandırdı beni. Bitmesinden korktuğum tek rüyamdan.
'Ne düşünüyordun ki?' diyor şimdi bana çoktan teslim olan yanım. 'Onun seni öylece bırakacağını mı?'
'Bırak sıksın kafasına.' diyen bir yanım daha vardı. Acımasızdı. Namjoon'a nefretle bakıyordu. Tetiği çekmesini istiyordu.
Peki bunu gördükten sonra ne kadar huzurlu olacağım?
'Sen sayısız ölüm gördün.' diyordu bu kez. 'Bu mu korkutuyor gözünü? Yine silah Namjoon'un elinde. Tek fark bu kez namlunun ucunda yalvaran bir adam değil kendisi var.'
''Bunu yapmak ister misin? Beni öldürmek...''
Son noktasındaydı. Biliyorumdum. Kan çanağına dönmüş gözleri sanki deliyordu beni. Söylediklerini düşünmek istemesemde kafamda sesi çoğalmıştı çoktan.
'Beni öldürmek...'
Gözlerimi kapatıp parmaklarımı daha da sıkılaştırdım. Bedenimin bir yarısı hala Jungkook'un gerisindeydi. Beni korumasına gerek kalmadığında bile beni sakınıyordu işte. Artık ben onu değil, o beni koruyordu.
Kar hızını iyice artırdığında ıslanan saçlarımı ve kafa derimden başlayıp bütün vücudumu ele geçiren soğuğu hissedebiliyordum. Geride bıraktığımız evde battaniyelerin altında şimdi sıkıca eline yapıştığım Jungkook'a sarılarak oturmak istiyordum. Biz birbirimizi ısıtırdık öyle değil mi?
''Kim Namjoon. O tetiği çekmeyeceğini-''
''Seni öldürmeyi istediğim zamanlar oldu.'' Cılız sesimle Jungkook'un sözünü kestim ve ellerimizi çözüp birkaç adımla öne yürüdüm. Jungkook'un beni durdurmayacağını biliyordum. Onun benim için duyduğu endişeyi hissedebiliyordum tıpkı ensemi delen bakışlarını hissettiğim gibi... Umursamamaya çalıştım. Namjoon'un dolgun dudakları deli bir gülümsemeyi ağırlıyordu. Yüzü çarpık bir ifadeye teslim olmuştu. Gözlerinin gördüğü tek şey bendim muhtemelen. Eğer birine zarar verecekse yine, bu ya ben olacaktım ya da kendisi. Her şekilde kaybedeceğim bir şey yok diyebilmek isterdim. İlk defa zarar görmekten korkuyordum. Tekrar Jungkook'a sarılamamaktan, yine onun sıcaklığının esiri olamamaktan korkuyordum.
İlk defa nefes almayı böyle çok istiyordum.
''İtirafın gecikmedi mi?'' diye sordu tükürür gibi.
Taehyung'un küçük bir el hareketi yaptığını gördüm. Ellerinde sopa tetikte bekleyen dört adam hızla arabaya döndüler. Önlem aldığını biliyordum. Taehyung kadar tanımasamda Namjoon'un çirkinleşeceğini hissedebiliyordum. Kendimi buna hazırlamak istiyorum ama biliyordum, söyleyeceği tek bir şey bile yine saklanmama yetecekti. Yine beni darmadağın edecekti.
Namjoon'un öfkesinin alev alev yandığı gözlerine baktım. Bir adım daha öne yürüdüğümde sorusu dönüyordu kafamda.
'İtirafın gecikmedi mi?'
Belki evet belki hayır... Daha önce hiç kendimi korumak istediğimi hatırlamıyordum. Onun öfkesini kusmasına izin verirdim ta ki artık canımın acısına katlanamadığım noktaya kadar. Ancak o zaman ona durması için yalvarırdım. Şimdi bu itiraf hem yerinde bir ititaftı hem de gecikmiş... Ona her baktığımda canım acıyordu. Hafızam eziyet ediyordu bana. Tecavüzlerini, dayaklarını, hakaretlerini getiriyordu önüme. Bir adım daha. Belki de ölümüme yürüyordum ama yüzüme yayılan gülümsemeye engel olabilmiş değildim. Onu böyle kırılgan görmek garipti çünkü. Tetiği çektiğinde ne olacaktı? Bedeni bir çuval gibi yığılacaktı yere. Kar tutmuştu. Beyaz zemini kırmızıya boyacaktı kanı. Öfkeli bakışlarının yerine boş, cam gibi bir ifade alacaktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kirletme Hayallerimi
RomansaGeçmişinden kaçarken, yine geçmiş kurtarabilir mi bir kalbi? Peki bir insan kendisinden kaçabilir mi? Hayaller bir gün kirlenir mi?
