-Kaçış-
Utanmak...
Yıllar önce üzerimden soyup attığım bir giysiydi utanmak. Sayısız adamın yatağında bir parçasını bıraktığım, asla üzerime giymediğim bir giysiydi. Neden şimdi utanıyorum? Ellerim titriyor, yüzüm yanıyordu, neden? Onu görmek istemiyorum yeniden. Unuttuğum şeyleri bana hatırlatan bir hayaletti o. Beni terk eden masumiyetimin, hala benimle olduğu zamanlardan fırlamış bir hayalet... Ona bakmak istemiyordum. Sesini duymak istemiyordum. Daha fazla onun gözlerinde ki arayışta kaybolmak istemiyordum.
Canımı acıtıyordu.
Kendimi tekrar odaya kapattığımda kapının önüne çökmüştüm. Soğuk parmaklarım alev gibi dudaklarımın üzerini örtüyordu. 'Hatırla!' dedim kendime. 'Nasıl bir sürtük olduğunu hatırla!' Böyle küçük şeyleri unutmamış mıydım ben? Kalbim hızlanırdı evet... Eğer Jin gibi, Namjoon gibi bana zevk vermekten kaçınmayan bir adamlaysam hızlanırdı. Eğer yatağında beni unutmayan bir adamlaysam sadece vücudumun lanet ihtiyacıyla hızlanırdı. Bir öpücükle değil... Benim için hiçbir şey bu.
Hatırla! Kimlerin altında kendini kaybettiğini hatırla! Nasıl bir sürtük olduğunu hatırla ki yeniden hayal kurma! Kirlenecek biliyorsun. Senin gibi onlarda kirlenecek... Neyin kaldı ki hayalin temiz kalsın!
Hatırla... Hatırla ki yine darmadağın olma, sana sadece tek bir amaç için dokunuyor biliyorsun. Sadece lanet bir sürtüğün tadına bakmak istiyor. Hepsi gibi...
''Özür dilerim.'' Duyduğum sesle dizlerimin üzerine koyduğum başımı kaldırdım. Neydi şimdi bu? Benim hakkımda hiç mi bir şey öğrenmemişti? Yavaşça ayağa kalkıp kapıyı açtım. Elini pervaza yaslamış yere bakıyordu. Doğrulup bana baktığında ellerini de üzerindeki eşofmanın ceplerine koymuştu.
''Aklından ne geçiyor bilmiyorum. Eğer Namjoon'u kızdırmaksa derdin şu an ateş saçıyordur. Seokjin'le bir olmuş deli gibi beni arıyordur ve bulduğunda...'' parmağımla göğsünden itekledim. ''Seni güzel şeylerle karşılamayacak. Şimdi son kez söylüyorum. Beni bırak.''
Gözlerime baktı sessizce. Birkaç saniye geçti, hafifçe gülümsedi.
''Benim için mi endişeleniyorsun?'' diye sorduğunda güldüm. O kadar çok güldüm ki gülümsemesi solup yüzüne öfkesi dağıldı. Koyulaşan gözlerinde giderek büyüyen bu şey öfkeydi biliyordum. Bu adamın öfkesine yabancıydım ama. Bu beni korkutmuştu işte. Seokjin sessiz kalırdı, eğer sabrını çok zorlarsam ya bana çenemi kapatmamı söylerdi ya da çıkar giderdi. Namjoon... Onun öfkesinden hep korkmuştum.
Peki Jungkook ne yapacaktı? Vuracak mıydı? Bağıracak mıydı?
''Senin için endişelenmeme gerek yok. Sonuçta öleceksin.'' dedim kısık sesle. Doğrudan gözlerine bakıyordum. ''Yanlış kişiyi aldın diyorum, Jin'in biricik sürtüğünü, Namjoon'unda herkesten sakladığı sevgilisini aldın. Kısaca başına bela aldın.'' Tekrar gülümsedi. Beni bileğimden yakalayıp içeri sürüklediğinde gelecek olan şeyi bekliyordum. Sırtım yatakla buluştuğunda çoktan onun ağırlığı altında kalmıştım. Onu üzerimden itmeye çalışmadım, ne yararı olacaktı? Korkuyor muydum? Hayır... Bu ilk kez yaşadığım bir şey değildi. Karşı koymamı bekliyordu belki de... Koruyacak bir şeyim olsaydı karşı koyardım, benim kalbimin koruyacağı bir şey yoktu. Namjoon? Benim bir sürtük olduğumu biliyordu. Seokjin? Beni bir sürtük yapan o değil miydi?
'Ne kadar ucuz olduğunu göster ona.'
Benim ona karşı koymadığımı anladığında dudakları vahşi değildi artık. Yavaşça öpüyordu, benden karşılık beklemeyen öpüşü dudaklarımı araladığımda derinleşmişti. Kafamın içinde onlarca ses yükselirken kalbimi duymak zordu. Sadece deli gibi çarptığını hissetmek bile kendimden nefret etmeme neden oluyordu. 'Hatırla kim olduğunu.' dedim yine kendime. Kalbimin ritmi normale dönerken onun giderek sertleşen öpüşüne karşılık vermek daha zordu, başımın iki yanında bileğimi kavrayan parmakları gevşemişti. Dudaklarımız yavaşça ayrıldığında dudağı tenimden ayrılmadan çeneme sürünüp oradan boynuma geçmişti. 'O herhangi bir adam.' dedim kendime. Yine memnun etmem gereken sıradan birisi... Başımı çevirip onun için daha fazla alan sağladığımda aynada ki yansımamıza takıldı gözüm.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kirletme Hayallerimi
RomansaGeçmişinden kaçarken, yine geçmiş kurtarabilir mi bir kalbi? Peki bir insan kendisinden kaçabilir mi? Hayaller bir gün kirlenir mi?
