-Teslimiyet-
Yıllar önce küçük bir çocukken verilmiş bir sözdü.
'Seni kimse sevmese bile ben hep seveceğim.'
Korkusuzca, onu hiç yalnız bırakmayacağımı düşünerek verdiğim bir söz... Sonra benden çalınanlara daha fazla katlanamadığımda bencilliğimle aklımdan çıkan bir sözdü. Onu sevmek... Kalbim bunu hatırlıyordu. Diğerlerinden farklıydı, bu öyle aşktan gözü kör bir his değildi. Şefkatli, korumacı bir sevgi... Sancı gibi içimde kıvranıyordu. Sanki içimi buruyor, kesiyor, kanatıyor... Sahip olduğum tek şey arsızlığımdı ve hatıralarım da bütün gücüyle onu boğuyordu.
Tekrar hatırladığım tek şey çocukluğum değildi aslında.
Utanmak...
Gözlerimi açmaya korkacak kadar utanıyorum.
'Sana dokunmak istemeyeceği kadar kirlisin.'
Namjoon'un sesi kulağımdaydı.
Jungkook'sa biliyordu, ne kadar kirli olduğumu...
Beni koruyamadığı için özür dilemişti, umurunda olan şey buydu. Yaşadığım hayatın, bende açtığı hasarı düşünüyordu. Ona içimde hızla büyüyen bir güven vardı şimdi ama korkuyordum da. Hatırladığım şey küçük bir çocuğun hisleriydi. Bir parçamı buna ikna etmek hiç kolay değildi. Bu hissin tanıdıklığına...
Bana karşı çıkıyor. 'Sen Namjoon un malısın!' diyordu inatla. 'Ona aitsin. Sadece onun sana dokunabileceğini, bu yüzden seni defalarca dövdüğünü ne çabuk unuttun?'
''Bir yıl sonra geldiler. İyi bir aileydi.''
Kısık sesi kulaklarımı doldurduğunda kapattığım gözlerimi açtım. Gözleri kapalıydı. Üzerine bir tişört geçirmişti ve yanımda uzanıyordu. O andan sonra tekrar konuşmamıştık. Onun gelip yanıma yattığını hissetmiş ama bir şey söylememiştim. Sessizce teslim oluyordum ona işte. Sessiz bir teslimiyetti benimki.
''Sonra Çin'e gittik. Beni evlat edindiklerini sanıyordum, sonra söylediler resmi olarak hiçbir şey yoktu. Ben bir varis olarak yetiştirilecektim.'' hafifçe güldü. ''Ona sormuştum. Neden beni aldın diye...'' durup gözlerini açtı. '' 'Çünkü sen yetimsin.' dedi.'' derin bir nefes aldı. ''Böyle söyledi. İlk defa yetim olduğum için o zaman sevindim. Bana intikam şansı vermişti. Bu lanet hayattan...''
''O kimdi?'' kısık sesle sorduğumda gülümsedi. Uzun dakikaların sonunda ağzımdan çıkan iki kelime onu sevindirmişti.
''Babam, patronum, bütün korkularım... Beni senden sonra büyüten adam.''
Gözlerimi kaçırdım. Garip hissetmiştim. 'Beni senden sonra büyüten...' Onun için söylediğim onca şeyden sonra bana karşı hala minnet duyuyordu. Belki onu kendimden uzak tutmak için söylediğim şeylerdi ama canını acıtmıştı. Acımasızcaydı. Ama o yine de minnetle bakıyordu gözlerime.
''Bana çok şey öğretti. Yanında sadece altı yıl kalabildim. Dört yıl önce öldü. Öldürüldü.''
Namjoon'un anlattığı şeyleri hatırlıyordum. Bir intikam istediği için buradaydı Jungkook'ta. Gözlerimi tekrar kapattım.
''Biliyorum, ondan intikam istediğini de biliyorum. Beni bu yüzden-''
''Sakın. Ben seni bu yüzden almadım. Sakın bunu düşünme.'' parmakları yüzümde dolaştığında tenim ürperdi. Gözlerimi açıp karanlıkta yüzüne baktım. Yüzü öfkeyle kasılmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kirletme Hayallerimi
RomantikGeçmişinden kaçarken, yine geçmiş kurtarabilir mi bir kalbi? Peki bir insan kendisinden kaçabilir mi? Hayaller bir gün kirlenir mi?
