-İlk Kıskançlık-
**
"Belki de iyi bir fikir değildi."
Beni dikkatle incelerken söylediğinde kaşlarım çatılmıştı.
"Bence en başından iyi bir fikir değildi." dediğimde yavaşça başını iki yana salladı. Oturduğu yerden kalkıp yanıma geldiğinde yan tarafta dikilen kadına Çince bir şeyler söyledi. Kadın küçük bir selam verip gittiğinde tekrar bana dikti siyah gözlerini. Lacivert bir takım almıştı ve bütün geri çevirmelerime rağmen inatla bana da birkaç tane almak istemişti ve şimdi üzerimde tamamen siyah bir takım varken pek kendim gibi görünmüyordum.
"Bu kadar harika görünmen suç olmalı."
Başını tekrar iki yana sallayıp yavaşça etrafımda döndü.
"Bunu almazsak yazık olur." O tam önümde durmuş ceketin yakasını düzeltirken ben gözlerimi onun omzuna dikmiştim. Kızarmak artık benim için çok doğal bir reaksiyondu ama böyle olduğunda gözlerine bakamıyordum.
Kadın geri dönüp elindeki başka bir takımı gösterdi Jungkook'a ve gülümseyerek bir şeyler söyledi. Sanırım bu beni sinirlendiriyordu. Korece dışında bir dil bilecek olsaydım en son tercihim Çince olurdu ve ben artık, resmen Çin'de yaşıyordum. Tek kelime bir şey anlamadan ortalarda dolaşmak kesinlikle hoşuma gitmiyordu.
"Bunu denemeni istiyorum."
"Bir tane yeterli olacaktır. Ben takım elbise giymem."
Bir kere giymiştim. Yine birini memnun etmek için giymem gerektiğini söylediler diye giymiştim. Sevmiyordum. Fazla resmi bir kıyafetti ve benim gibi yirmi dört saat boyunca evde olan birisi için kesinlikle pijama daha uygun bir seçenekti.
Kadının elinden aldığı takımı elime tutuşturdu.
"Lütfen bunu dene sevgilim." dediğinde yenilgiyle omuzlarımı düşürdüm.
Tekrar giyinme odasına döndüğümde aynada ki yansımama baktım. Siyahı severdim. Bir şekilde bir şeyleri örterdi siyah. Kusurları kapatırdı gece. Şimdi böyle gördüğümde kendimi istemsizce gülümsedim. Benimde saklamak istediğim çok şey vardı. Bir şekilde onları örtmüşüm gibi hissetmiştim. Kendimden saklanmışım gibi...
Üzerimdekileri hızla çıkarıp yeni verdiği şeyleri giyerken dışardan onun sesini duyuyordum. Daehyun'la 'yine' Çince bir şeyler konuşuyordu.
Daehyun'la tanışma fırsatını ancak Kore'den ayrılacağımız gün bulmuştum. Kesinlikle hayal ettiğimden farklı bir insandı ve Jungkook'a öyle saygılı davranıyordu ki o adamın yanında istemsizce geriliyordum. Tabii bana da fazlaca göstermişti saygısından. Bir kere bile yüzüme bakmadığına yemin edebilirdim. Sanırım şimdi Jungkook'un imparatorluğundaydım ve ben 'yine' korunan birisi olacaktım. Buna alışkındım ama bazı şeylerin daha farklı olmasını içten içe istediğimi de biliyordum. Böylesi bir hayatı yeterince görmüştüm. Daha sakin bir şeyin içine düşmek isterdim.
Jungkook'ta bir şekilde kötü adamdı, değil mi?
Düğmeleri iliklemeyi bitirip ceketi üzerime geçirdiğimde yine başka birine bakıyordum sanki. Bu halimi pek sevmiyordum.
Dağılmış saçlarımı düzeltip odadan çıktığımda yine gözleri hızla beni süzdü. Keyifli bir gülümseme yayıldığında yüzüne, benim tam önümde durmuştu.
"Bu da harika oldu."
"Bunlara gerek yok Jungkook."
Beni çevirip ellerini omuzlarıma koydu ve aynanın önüne sürükledi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kirletme Hayallerimi
RomanceGeçmişinden kaçarken, yine geçmiş kurtarabilir mi bir kalbi? Peki bir insan kendisinden kaçabilir mi? Hayaller bir gün kirlenir mi?
