-Alışmak-
Suratıma inen güçlü bir yumrukla geriye savrulan bedenim acıyla sızlıyordu. Çaresiz bir inilti dökülmüştü kanın renklendirdiği dudaklarımdan. Beni saçımdan kavrayıp kendisine bakmaya zorlayan gözlere yalvarırcasına baktım.
''Lütfen...''
Sesimi bölen yüzümde balyoz gibi patlayan tokattı. Gözlerim acımla kararırken bir başka yumruk inmişti aynı yere. Karnımdan yükselen hırıltılar boğazımda kilitlenirken bedenimin kasıldığını hissediyordum. Tekrar saçlarıma dolanan parmaklar yığılmış bedenimi yerden kaldırmıştı. Güçlükle açtığım gözlerim korkunç öfkenin zaptettiği yüze zorla baktığında tekrar yalvardım. Sesim güçsüz, çaresiz ve acınasıydı.
''Lütfen, vurma artık.''
Yüzümü yüzüne yaklaştırdığında içki kokan nefesi kanla ıslanmış yüzümü yalıyordu. Gözlerinde ki korkunç bakışlardan beni hiç duymadığını anlayabiliyordum.
''Hala anlamadın değil mi?!''
Tıslama gibi gelen sesin ardından güçlü eller kollarımı kavradı ve beni duvara fırlattı. Bedenimin uçtuğunu ve başımın eziliğini hissetmiştim. Boğuk bir çığlık açılan ağzımdan özgür kaldığında torbaya dönmüş vücudum tekrar yere yığılmıştı. Artık görüşüm net değildi. Sesler silikleşiyor başımdan vücuduma yayılan korkunç sancı beni öldürüyordu.
Çenemi kavrayan parmaklarla tekrar boğuk bir nefes döküldü dudaklarımdan. Sıkıca yüzümü tutan parmaklardan kaçmak istesemde bedenim beni dinlemiyordu.
''Sana benden başka kimse dokunamaz!''
Başımı çekip duvara çarptığında gözlerimin büyüdüğünü biliyordum. Acım beni içine çekerken duyduğum son şey öfkeli ve bir o kadar da tehlikeli buz gibi bir sesti.
''Jimin, anla artık sadece benimsin.''
**
**
**
Dayağın üzerinden ne kadar geçmişti? Küçük odamda yaralarım yavaş yavaş iyileşiyordu ve ben ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordum. Başımda sessizce bekleyen Taehyung'a sorduğum her soru cevapsız kaldıkça öfkeleniyordum. O neredeydi? Niye gelmiyordu? Bu beni ilk dövüşü değildi ve son olmayacağını da biliyordum. Önceki seferlerde bir iki gün sonra gelir ve sessizce bütün yaralarımla ilgilenirdi. Şimdi başıma diktiği köpeği sessiz sinema oynarken ben oturmuş iki ay önce başlayıp bitiremediğim kitabı okuyordum. Sessizlik büyüyüp bir dağ gibi olduğunda çalan telefonla irkilmiştim. Taehyung kapının yanında duran sandalyeden robot gibi kalkıp dışarı çıktığında kitabı kapatıp konuşmalarını dinlemek için odaklandım. Tek duyabildiğim ise kendi nefeslerimdi...
Yatağımdan çıkıp büyük penceremin önünde durdum. Hala bedenim hareketlerimi kısıtlayacak kadar sızlasada yatmaktan sıkılıyordum. Gözlerim batmak üzere olan güneşin kızıl ışınlarıyla kısılmıştı. Kollarımı önümde bağlayıp hafifçe cama yaslandım. Ekimin soğuk havası çıplak kolumdan tenime işlerken hafifçe titredim. Ne kadar olmuştu? Dokuz yıl mı? On dört yaşımda çalınmıştı hayatım, bütün masumiyetim... Yüzüm acıyla kasılırken dudaklarımı ısırdım. Şimdi ağlayamazdım. Canım ölesiye yanıyor olsa da ağlayamazdım. Kapım tıklatıldığında güçsüz sesim çatlamıştı.
''Gir.''
Taehyung'un geldiğini tahmin ediyor olsamda arkamda hissettiğim bedenin ona ait olmadığını biliyordum. Arkamdan beni sarmalayan kolların da ona ait olmadığından emindim. Artık alıştığım kokunun da... Gözlerimi kapatıp bedenimi ona yasladığımda kolları biraz daha sıkılaşmıştı. Gülümsedim, kendime acıyan yorgun bir gülümsemeydi bu. Yorgun hissediyordum. Artık buna öyle alışmıştım ki! Beni her kahredişinde onda teselli bulmaya öyle alışmıştım ki...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kirletme Hayallerimi
RomanceGeçmişinden kaçarken, yine geçmiş kurtarabilir mi bir kalbi? Peki bir insan kendisinden kaçabilir mi? Hayaller bir gün kirlenir mi?
