11. Bölüm

2.3K 206 40
                                        


-İşkenceci-



''Kilo vermiş.''

Hoseok gözlerini camdan dışarıya çevirip kafede gördüğü silüete baktı.

''Zaten zayıftı.'' dedi. Onu hatırlıyordu. Onun bomboş bakan gözlerini çok iyi hatırlıyordu... Onun için üzüldüğü zamanlar olmuştu. Jimin'in gözlerinde ki ümitsizliği her gördüğünde üzüldüğünü hatırlıyordu. Onun ne kadar acı çektiğini görenin bir tek kendisinin olmadığını da biliyordu. Seokjin'in de bunu gördüğünü bu yüzden sürekli kendini cezalandırdığını çok daha iyi biliyordu.

Patronu onun cevabından sonra tekrar konuşmadı. Sessizliklerini cama düşmeye başlayan yağmurun huzurlu sesi bölmüştü.

''Ona acıyor muydun?'' Seokjin'in sakin sesiyle arkada oturan adama baktı. Patronunun yorgun gözleri hala kafenin yağmurla ıslanmış camındaydı. Oysa artık Jimin görünmüyordu.

''Hayır.'' dedi hızlıca. ''Ona acımıyordum efendim.'' Acıyor muydu? Hayır, kesinlikle hayır. O her zaman Seokjin'e acımıştı.

''O kendinden nefret ediyordu.'' Seokjin buz gibi bakışlarını diğerine yönelttiğinde fısıltı gibi sesi ürkütücüydü. Hoseok tekrar önüne döndü. Bu yüzden Jin'in kendini yeterince suçladığını düşünüyordu. Bu yüzden yeterince bedel ödemişti Seokjin ve şimdi her şeyin bitimine biraz daha yaklaşmışken bu küçük adam yüzünden patronunun daha fazla kayıp yaşamasını istemiyordu.

''İçeri girmek istiyorum.''

''Bu tehlikeli.'' Seokjin'in isteği umurunda değildi. Onu korumak zorundaydı, kardeşini korumalıydı ve bu uğurda çok fazla insana zarar vermişti. Sevdiği adam bile buna dahildi... Şimdi eğer Seokjin o kafeye giderse Jimin'e gölgesi kadar yakın olan iki adam, her şeyden önce ihtiyar Lee'nin kafede çalışan köpekleri, üzerine atlayacaktı.

''Bunun için yanımdasın ya... Beni korumak için.'' Seokjin ukala bir şekilde söylediğinde Hoseok arabayı çalıştırdı. ''Gidelim demedim.'' dedi Seokjin. Gözleri hala kafenin üzerindeydi.

''Efendim oraya giremezsiniz.''

''Hoseok, Taehyung'u kaç gündür görmüyorsun?''

Seokjin ince bir noktadan saldırmıştı. En son Taehyung'la Daehyun'u aldıklarında görüşebilmişlerdi ve o günden bu yana iki hafta geçmişti. Gözleri kısa süre direksiyonu kavrayan parmağındaki yüzüğe kaydı Hoseok'un. Anlamsız bir eşyaydı ama takıyordu işte. Namjoon'un işleri yüzünden görüşememişlerdi ve bu yüzden sinirliydi.

''İki hafta mı oldu?'' dedi Seokjin. Hoseok cevap vermedi. Patronu onun aldığı nefesin sayısını bile bilirken cevap vermesi yersiz olurdu.

''Ben iki yıl boyunca hep bunun hayaliyle yaşadım. Şimdi beni bundan mahrum etmeden önce kendini düşün. Namjoon onu şehir dışına gönderdi diye gidip o lanet patronunun kafasına bir tane sıkmak istemiyor musun?'' Sorunun cevabını arabanın yeni çalışmaya başlayan motorunu susturarak cevap verdi.

Hoseok daha fazla konuşmadan sürücü koltuğunun altındaki şemsiyeyi çıkardı ve dışarıya çıktı. Arka koltuğun kapısını açıp şemsiyeyi tuttu. Seokjin dışarı çıkıp montunun önünü düzeltti. Gözleri kısa bir süre buluştu.

''Bazen empati iyidir.'' dedi patronuna yürümeye başlamadan önce. Patronu hafifçe omzunu sıktı.

''Sen her zaman iyi bir arkadaştın.'' Seokjin gülümseyerek söylediğinde diğeri hafifçe başını eğdi.

Kirletme HayallerimiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin