36. Bölüm

1.5K 131 55
                                        


**


-Kabullenmek-



*Çin* -On Gün Sonra-


Kötü zamanlar...

Üzerimizden elini çekmemekte kararlı gibi görünen kötü zamanlar...

Birkaç geceyi uykusuz geçirdi Jimin. Sessizce yataktan çıkıp gidiyordu. Onu yalnız bırakmanın doğru olan şey olduğuna inanmasam buna izin vermezdim. Fakat benim yanımdayken kendini tuttuğunu biliyordum. İyiymiş gibi görünmeye çalışması beni daha çok üzdüğü için, onun yalnız kalma isteğine boyun eğip, bunu kabullenmesini bekliyordum.

Kim Namjoon'un ölümünü...

Daha önce bunu defalarca sorguladım. Ona karşı ne hissediyor olduğunu anlamaya çalıştım fakat anlayamazdım. Çünkü kendisi de biliyor gibi görünmüyordu. Ondan korktuğunu biliyordum. Onun, Jimin'e kötü şeyler yaşattığını da... Fakat her şeye rağmen, Jimin'i, kendinden kurtardığını da biliyordum.

Jimin, Namjoon ona ne yaşatmış olursa olsun, onu bir kurtuluş kapısı olarak görmüş olmalıydı. Kötünün iyisi kısaca...

Ona değer vermiş olmalıydı. Onun için endişelendiği günler olmuş olmalıydı. Belki onunla mutlu olduğu zamanlar...

Yine de dik duruyordu. İlk gün dışında ağlamamıştı. Yas halinde değildi fakat bazen öyle uzaklara bakıyordu ki gözleri, kafasından geçenleri merak ediyordum. Onu benim yanı başımdan çekip alan düşüncelerin ne olduğunu bilmek istiyordum.

Böylece geçen bir haftadan fazla zamanda, kendine gelmiş görünüyordu. En azından tekrar neşesini hissedebiliyordum. Bazen beni gülümseyerek izlerken yakalıyordum onu. Seviniyordum. O ölüm haberinden önce yaşadığımız, onun neşesini hissettiğim günlere, yavaşça geri dönüyorduk.

Şimdi yanımdaydı. Öyle savunmasız görünüyordu ki! Öyle güzel...

Onu uyurken izlemek her zaman bana inanılmaz bir keyif vermişti. Uzanıp siyah saçlarına dokunmak istiyordum. Kirpiklerinden öpmek ya da tenini hissetmek... Tek fark bu kez tuhaf bir arzu kaynıyordu içimde. Yok sayamayacağım kadar güçlü bir istekle ona çekiliyordum.

Ondan uzun zamandır mahrum olduğum için miydi, bu yakıcı arzu?

Böyle bir zamanda bile beynimi kemiren kıskançlığım mıydı sebep?

Cevabı bulamıyordum.

"Yüzümde korkunç bir şey mi var?"

Gözlerini kırpıştırıp, yüzüme baktığında şaşırmıştım. Park Jimin, yıllar önce olduğu gibi, yine beni kandırmış, uyuyor numarası yapmıştı.

"Günaydın." dedim. Gülümseyip yavaşça bana yaklaştı. Onu belinden kendime çektiğim zaman memnun bir homurdanma bırakıp dudaklarını boynuma bastırdı.

"Günaydın." diye mırıldandı.

Tenimden öpüşü kaybolmuştu fakat dudaklarının verdiği o garip his hala oradaydı. Uzun bir süre o şekilde kaldık. Onun tekrar uykuya daldığını düşünüyordum ama o derin bir nefes alıp geriye çekildi.

"Bir sorun mu var?" diye sordu.

"Hayır, nereden çıkardın?"

Gözlerinde ki endişeyi görememek için kör olmak gerekirdi.

Kirletme HayallerimiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin