8. Bölüm

2.7K 239 143
                                        


-Kızdırmak-


Hayat ince tesadüflerle bağlıdır birbirine, kimisi kader der buna. Ben bunca zaman kadere inanmadım ya da bir tesadüfe, yaşadığım şey kabustu benim için. Ama şimdi... Arkamda benden bir cevap bekleyen kişinin yıllar önce tek varlığım olduğu gerçeği...

Tanrı yine beni sınıyordu. Bu kez kirli geçmişim değildi önüme sunulan, masum çocukluğumdu. Tertemiz, günahtan uzak hayallerimdi yeni sınavım. En zoruydu belki de... Unuttuğum bir şeydi utanmak, oysa ölesiye utanıyordum şimdi. Ona dönüp bakacak cesaretim bile yoktu.

''Jimin arabaya git.'' Namjoon'un sakin sesiyle birkaç adım daha attım.

''Hadi saklan Jimin, ben de yüze kadar sayıp seni bulayım!'' bu kez duyduğum ses kalbimi kırmıştı.

Hatırlıyordu, her şeyi... Onu böyle kandırırdım, ağladığımı görmesin isterdim. Onun aklında hep gülen Jimin olarak kalmayı isterdim o zaman, ağlarsam o daha çok korkardı. Görmesin, korkmasın diye oyun oynardım.

''Namjoon, gidelim.'' hala arkam dönükken söylediğimde sesim mesafeliydi. İki adım daha attığımda Namjoon'un kızgın sesi doldurdu uğuldayan kulaklarımı.

''Sakın bir daha karşıma çıkma seni orospu çocuğu!''

Arabaya bindiğimde titriyordum. Aklım az önce olan şeyi kabul etmekte zorlanıyordu ve bir kabus olduğu konusunda beni ikna etmeye çalışıyordu. Kabus olmalıydı, yine sonunda ağlayarak uyandığım bir kabus...

''Seni nereden tanıyor o piç?'' diye sordu Namjoon düşüncelerimi bölerek. Sesi korkutucuydu ve ben de korkuyordum. Yine korkunç şeyler olacaktı, yine dayak yiyecektim, yine canımı acıtacaktı.

''Korkma lütfen, kulüpten mi tanıyor? Eski...'' sıkıntıyla iç çekip devam etti. ''Eski müşterin filan mı?'' sakin kalmaya çalışıyordu biliyordum. Az önce yaşadığımız güzel anı o da batırmak istemiyordu.

''Hayır...'' fısıltı gibi sesim klimanın uğultusunu ancak bastırdığında hızla sürdüğü arabayı kenara çekti. Parmakları hala direksiyonu sıkıca kavrarken gözlerini kapatmıştı ve derin bir nefes aldı.

''Anlat bana, nasıl tanıdı o zaman seni? Yüze kadar saymakta neyin nesi?'' sesi çatlayarak yükselmişti. Öfkeli gözleri çoktan ıslanmış gözlerimle buluştuğunda bir an durdu. Başka bir derin nefes... Artık sıkıca direksiyonu kavramayan parmaklarının titrediğini görebiliyorum. Kontrolden çıkmak üzereydi, gözlerimi kapatıp görüşümü bulanıklaştıran damlaları özgür bıraktım.

''O, yetimhaneden tanıyor beni.'' aklım titreyen dudaklarımın nihayet mührünü kırmıştı. Elimin tersiyle hızla yüzümü kuruladığımda bir hıçkırık kaçtı büyük bir yumrunun tıkadığı boğazımdan.

''Tanrım, ağlama...'' uzanıp beni yavaşça kendine çektiğinde korkuyla kasılmış bedenim tepkisizdi. ''Sana zarar vermeyeceğim sadece bilmek istiyorum bebeğim. Bana anlatmalısın çünkü o adam benim için büyük bir problem.'' beni omuzlarımdan geri çekip yüzümü avuçlarının arasına aldı. Baş parmakları nazikçe yüzümü kurularken ben şaşkındım. Korkum yavaşça kalbimin üzerinden uğursuz ellerini çekerken o bana gülümsedi ve az önce yaşların ıslattığı buz kesmiş yanaklarıma birer öpücük bıraktı.

''O adam bana zarar vermek istiyor Jimin ve ben korktum.'' endişeyle gözlerime bakarken hala elleri nazikçe yüzümü kavrıyordu. ''Bana zarar vermek için seni araştırdığını düşündüm. Şimdi anlat bana, küçükken çok yakın olduğun arkadaşın mı o?'' sakin bir şekilde söylediğinde kuru dudaklarımı ıslatıp başımla yavaşça onayladım.

Kirletme HayallerimiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin