**
**
Öykü içinde geçen (**) olarak belirttiğim kısım, Cemal Süreya'dan yapılmış bir alıntıdır.
(Yatık) şekilde geçen konuşmalar Çince geçen konuşmalardır.
**
**
Önündeki kitabın üzerine eğilmiş, kaşlarını çatmıştı. Kelimeleri uçarcasına ve sessizce söylerken ahenkle hareket eden dudaklarının, dikkat kesilmiş yüzünün güzelliğinden habersizdi. Tıpkı benim son beş dakikadır kapıya yaslanıp, onu izlediğimden habersiz olduğu gibi...
Bütün gün iş yüzünden dışarıdaydım ve ancak gece yarısında eve girebilmiştim. Onun uyuduğunu düşünüyordum ve sessizce yatak odasına giderken, koridorun diğer ucunda ışığı yanan çalışma odamı gördüğümde, adımlarım beni buraya getirmişti.
Kitap okumayı sevdiğini biliyordum. Bazen çalışma odama gelip, ben çalışırken yanımda kitap okurdu fakat o zamanlarda içim böyle çocukça fakat yoğun bir kıskançlıkla dolmazdı. Karın ağrısı gibi, sancı gibi yoğundu, içimi kemiriyor hatta oyuyordu. Evet, biliyorum çocukçaydı ve evet, biliyorum bu kadarı fazlaydı. Ama bu önüne geçebileceğim bir şey değildi. Kıskanmıştım işte! Onu bu kadar içine çekip, benim varlığımı bile fark etmesini engelleyen kitabı, o güzel gözlerini kırpmadan okuduğu kitabı kıskanmıştım.
"Sevgilim?"
Oturduğu yerde irkilmiş ve küçük bir çığlık atmıştı. Korkuyla genişlemiş gözleri beni bulduğunda, elini kalbinin üzerine götürmüş ve gergin bir şekilde gülmüştü.
"Ödümü kopardın."
Onu korkutmak kolaydı, korkutmak istemediğim zamanlarda -bazen sinsice yaklaşıp korkuttuğum zamanlar dışında- bile korktuğu oluyordu ve ben kendimi suçlu hissediyordum.
"Üzgünüm, korkutmak istememiştim."
Yanına gidip, saçlarına bir öpücük bıraktım.
"Ne zaman geldin?" diye sorduğunda, masaya yaslanmıştım ve ayracını okuduğu sayfaların arasına koyup, kitabı kapattım.
"Biraz oluyor, sen öyle dalgındın ki fark edemedin. Neden hala ayaktasın?"
"Sen gelmeden uyumak istemedim."
"Sana bu kadar çabuk kanmam kötü bir şey mi?"
"Hayır, bazı küçük şeyleri uzatmaman çok güzel." deyip geriye yaslandı ve kollarını esnetti. "Bu saate kadar çalıştın mı sen?"
Onu kısaca başımla onayladım. Şirkette olduğumu düşünmesinde bir sakınca yoktu. Ona oturup uyuşturucu pazarında bir tıkanıkla boğuştuğumu söylemeyecektim. Kötü adam olduğumu biliyordu. Bu yeterliydi. Yaptığım her kötü şeyi bilmek zorunda değildi.
"Sıkıldın mı?" diye sordum. Başını çabucak iki yana salladı. "Bütün gün kitap mı okudun yoksa?"
Kıkırdayıp tekrar başını iki yana salladı.
"Sabah sen gittikten sonra yürüyüş yaptım. Ev gürültülüydü Bayan Jun ve Heo bütün evi temizleme kararı aldıkları için ben de kaçtım. Öğleden sonra döndüm ve biraz uyudum. Akşam yemeğini de yiyip, ondan sonra kitap okumaya başladım."
"Bütün evi temizlemek nereden çıkmış? Seni rahatsız ettilerse-"
"Jungkook, zavallı kadınlar senin evde olmadığın bir anı kolluyorlardı ve benden izin istediklerinde sorun olmadığını söyledim." Uzanıp elimi tuttuğunda gülüyordu. "Kimse beni rahatsız etmedi yani, merak etme." dedi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kirletme Hayallerimi
RomantikGeçmişinden kaçarken, yine geçmiş kurtarabilir mi bir kalbi? Peki bir insan kendisinden kaçabilir mi? Hayaller bir gün kirlenir mi?
