Kanepe sorunsalı...

260 43 27
                                        

Gazamız mübarek olsun evli, mutlu, anlaşmalı ve sözleşmeli olarak ilk kez sevdiklerimizin karşısına çıkıyorduk. Sabahki olayın şoku ve utancı hala üzerimdeydi. O yüzden fazla oyalanmadan ve derin bir nefes alarak odadan ilk çıkan ben oldum. Aslında bir nevi Alaz'dan kaçıştı. Özgürlüğe ve onuruma kaçış mı demeliydim. Tam tünelin ucuna yaklaşmıştım ki birden elimden tuttu. Hoppala!

"Aşkım bensiz nereye gidiyorsun? Biz artık seninle bir bütünüz. Ailelerimizin karşısına böyle el ele çıkmalıyız. İnsanlara yanlış bir algı vermek istemezsin değil mi? Her şeyi düşünmeliyiz. Artık en yakının benim"

Bir elime, bir ona baktım. Yok yok ben kaçmaya çalıştıkça dibimde bitiyordu. Adamla evlendin Hazal ne bekliyordun. Çok çapkın bakıyor bu hınzır. Tamam anlamında kafamı salladım ve nihayet perde açılıyor, maestro, müzik... Oyun başlasın!..

Kızların hepsi üstüme atladı. İkimiz de tam bir şok yaşadık. Alaz elimi bırakmıyor, kızlar çekiştiriyor, en sonunda Nihal teyze "Aaa sakin olun bir yerini acıtacaksınız kızımın, çekiştirip durmayın. Alaz bırak sen de Hazal'ın elini ne o öyle görmemişin karısı olmuş elini tutmuş bırakmamış hesabı. Rahat bırakın yavrumu."

Nihal teyze süvari gibi yetişse de kızlar hemen benden uzaklaştı ama Alaz hala elimi tutmakta kararlıydı. Ben elimi çekince elinden şekeri alınmış çocuk gibi suratını astı.

Kızlar sonunda beni hole kadar sürüklediler ve etrafımı sardılar.

"Yahu bir durun ya... Bir durun. Sanki yüzyıldır görüşmüyoruz kızlar. Niye çekiştiriyorsunuz."

"Aaa... Biz kız kardeş sayılırız. İlk iş olarak bizim yanımıza gelmen gerekirdi."

"Öyleyiz tabii ki Eda..."

"Dur sözümü kesme... Şimdi anlat bakayım."

"Neyi anlatayım?"

Eda susuyor ve sadece imalı göz kırpıyordu.

"Yahu ne diyorsunuz. Bak kocacığım beni bekliyor. Uzaktan kaş göz ediyor."

"Eder tabii. Bulmuş senin gibi yavruyu. Kaş göz de yapar, kol bacak da... Hahah!"

"Hiç komik değil Eda."

"Eee... Dün gece nasıl geçti anlatmayacak mısın?"

"Tövbe estağfurullah. Kız sorulur mu öyle şeyler."

"Sorulur canım. Detayını sormuyoruz herhalde." Dedi Zeynep.

"Ya neyini soruyorsunuz?"

"Canım tamam mı yani?" Dedi Eda.

"He he. Tamam."

Dememle hepsi bana sarılıp kıkırdamaya başladı. Hey Allahım elalem deliye hasret biz akıllıya. Ne oldu? Başınız göğe mi erdi?

Neyse salona geçtim. El öpme sarılma faslını kazasız belasız atlatınca nihayet yemek yemeye başlamıştık. Kurt gibi açtım. Pek kimseyle muhatap olmadan ziyafete gömülmüşken Eda'nın sesiyle lokmam boğazımda kaldı.

"Ah kıyamam arkadaşıma açlıktan gözü dönmüş. Daha ilk günden aç bırakmışsın kızı Alaz. Zafiyet geçirecekmiş az daha."

Hep bir ağızdan kahkaha patladı.

Mehmet amcamın sesiyle bu gereksiz sohbete ara vermek zorunda kaldık, resmen beni kurtardı.

"Hazal yavrum biz bugün Eskişehir'e dönüyoruz. Artık sen yuvanı kurdun bizim de yuvamızı kurtardın. Birazdan avukatlar buraya gelecek ve sana birtakım kağıtlar imzalatacak."

AşkYakaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin