38. Hırslı esmer

8.5K 528 88
                                        

Ertuğrul lavabodan çıkıp odaya yönelmişti.  Sakarya'ya geleli iki gün olmuştu ve iki gündür sarışın gence dediği iki hafta süreci devam ettiriyordu.

Saat akşamın on birini gösterirken yarı çıplak halde odaya girdi. Altında geçirdiği siyah eşofmanı kasık çizgilerini belli eden yerde duruyordu.

Odaya girdiğinde yorgunluktan uyuya kalan sevgilisine sırıttı. Onu fazla yıpratmamaya çalışıyordu ama teni ne zaman sıcak ten ile temas etse kendini kaybediyordu.

Romantik bir adam değildi Ertuğrul ve pek de sevmezdi. Romantik çiftleri gördüğü zaman ya donukça bakar ya da göz devirdi.  Geçici olan duygular sahte eylemleri olarak görürdü.

Bakışların gerçeğine inanırdı. İlk başlarda sarışının onunla  eğlencesine uğraştığını düşünse de mavi irisler ile karşı karşıya gelse donup kalıyordu.

Şimdi ise aklı fikri Batu ile doluydu. Rahatsız eden sorunları erteliyordu onun yanında. Tek ona odaklanıyordu.

Yatağa yan bir şekilde oturup yüz üstü yatan sevgilisinin  birbirine girmiş sarı saçlarını okşadı. Yüzüne dökülen tutamları geriye çekti. Beyaz olan teni hafif pembeleşmişti.

Bütün doğrularını nasıl unutturmuştu ona öyle. Deliliğiyle, rengarenk kişiliği ile kalbine girmişti. 

Batu'nun saçlarını okşamaya devam ederken, "Sarı kalk."  Sadece sabah kahvaltısı ile duruyorlardı ve bir şeyler yemeleri gerekiyordu.

Batu anlamsız şeyler mırıldanıp kafasını diğer tarafa çevirdi. Ertuğrul bu haline gülüp tekrar dürttü sevgilisini. "Kalkmazsan, başka şekilde kaldırırım sarı, kalk lan." dedi.

Sarı aniden kafasını ona döndürmüştü. Şişmiş göz kabaklarının ardındaki mavilerini karalara dikerek, "Yuh esmerim." dedi.

"Adamı böyle kaldırırlar." deyip ayaklandı Ertuğrul. Sarışının saçlarını karıştırıp,  "Hadi yavrum bir şeyler yiyelim." dedi.

Sarışın istemeye istemeye yattığı yerden doğruldu. Fazlasıyla yorgun hissediyordu. Sanki yedi yirmi dört saat ağırlık  taşımış gibiydi.  Doyumsuz bir sevgiliye sahipti.

Pekâlâ bu durumdan şikayetçi gibi dursa da kesinlikle değildi ama şimdi üst üstede çekilmiyordu.  Naz yapıyor, burun kırım ediyordu ama Ertuğrul onunla sevişmeye başladığında kendini kaybediyordu.

Odadan çıkan sevgilisinin arkasına  şapşal gülümsemeyle baktı. Seviyordu bu haşin esmeri.

Ayağa kalktığında kalçasında hissettiği ağrı ile küfür savurdu. "Siktir, ebemi bellemiş piç esmer. "

Elini beline atıp adım atacakken ağrı bir tık daha attığında,  "Siktin mi, sakat mı bıraktın zalimin esmeri. ESMERİM!" diye bağırdı. 

Ertuğrul, "Ne?" diye bağırdığında Batu aynı tonda  "Odaya gel haşinim, sakat bırakmışsın lan beni puşt!" Bağırdı.

Birkaç saniye sonra Ertuğrul odaya girdiğinde yarı büklüm duran sevgilisine kaş çattı. "Puşt mu? Ne oldu lan?" dedi endişeyle.

"Kalçam benimle vedalaşıyor sanırım hayatım." dedi yüzünü buruşturarak.

"Ha?"

"Ha tabi davar, olmadı hayatım böyle sen beni göm öyle becer, daha iyi olur." dedi hissettiği ağrı yüzünden çemkirerek.

"Ne dırdır ettin be sarı." dedi Ertuğrul ve ağrı çeken sevgilini kolundan tuttu. "Gel kucağıma."

"Ya belin inciteceksin adam sonunda, kucağına alıp duruyorsun.  Hani hafif olsam neyse." dedi Batu.

Barutla YanBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin