Bahar dönemi başlayalı 2 hafta geçmişti. Bu süreçte esmerim ile çokta olmasa uğraşmaya devam etmiştim. Başka biri olsa verdiği sert cevapları tek tek yedirir, siktir çekerdim ama Ertuğrul benim için farklı olduğunu anlamıştım.
Sert cümlelerine karşı zıt tutum sergilemiyordum. Susuyordum onun yerine ve üst üste terslenmemek için az yazmaya başlamıştım. Tabi yazarken yine onu sinirlendiriyordum. Adı üstünde tam bir haşin esmerdi. Çok çabuk öfkelenen biriydi.
Aslında nerden bakarsan bak bizden olmazdı. Çünkü ben haddinden fazla gevşektim, Ertuğrul ise çabucak öfkelenen biri. Oldu ki bir ilişkimiz oldu, birbirimize zarar vermekten başka bir şey yapmazdık.
Buna rağmen onu deli gibi istiyordum. Bugün dersim yoktu ama yine de okula gelmiştim. Harika bir planım vardı. Esmerimin dersine girip ders bitene kadar onu izlemekti. İnşallah susabilirdim. Hem de bir mühendis öğrencinin dersini de görmüş olurdum bu sayede.
Okul sitesine girip fakültenin haftalık ders programını bulmuş indirmiştim. Hangi gün, kaçta ne dersi olduğunu biliyordum.
Arada kendimden korktuğuma söylemek isterim. Takıntılı bir sapık olma yolunda ilerliyordum.
Başımı iki yana salladım. " Saçmalama aq salağı, sadece sevdiceğin hakkında bilgiler ediniyorsun. Heh, aynen. Akıllı beyin seni." diye mırıldandım.
Bir köşede Ertuğrul'un sınıfının dolmasını bekliyordum. Daha şekerli çöreğim gelmemişti. Derken onu gördüm. Duvara sinip beni görmemesini engelledim.
Baştan aşağıya taradım. Üstüne baskılı beyaz tişört giyinmişti. Altına siyah kargo pantolon. Yine her zaman ki gibi siyah saçları dağınıktı ve o çıkarmadığı zinciri. Sınıfa girene kadar tek eli ön cebinin içindeydi.
Girdiğinde ileride gelen hocayı görmem ile hızlı davranıp Ertuğrul'dan sonra girdim.
Sınıfta beni fark edenler gözlerini dikmişti. Oğlum buranın yabancısı olduğumu bu kadar belli etmeyin. Uzaylı değilim sadece farklı fakültenin ama aynı okulun öğrencisiydim. Bende sizdenim yani ey dostlar, çekin gözlerinizi üstümden.
Ertuğrul duvara yaslı olan ikili sırada otururken yanına biri geçmeden ben geçtim. Oturduğu anda kaşlarını çatarak bana baktı. "Ne yapıyorsun lan burada?"
"Seni görmeye geldim haşin esmerim, nasıl iyi düşünmüşüm değil mi?"
"Git lan dersten." derken hoca sınıfa girerek kürsüye ilerledi. Esmerime genişçe sırıtıp, "Tüh hoca geldi, sus ders dinle." dedim.
Ertuğrul bana ters ters bakmaya devam ederken hoca selamsız sabahsız derse giriş yapmıştı. Iyy sevmediğim hoca tipi.
Ertuğrul'a yan bakış attığımda yan dönmüş, sırtını duvara yaslamış halde gördüm. Rahat oturmak içinde bir ayağını dizinin üstüne koymuştu.
Çantasından çıkardığı defteri kendine göre çevirdi. Bebeğime bak ya öğrencilik ne de tatlı yakışıyordu ona. Tatlı falan diyorum ama çocuğun şu an oturuşu bile karizmaydı.
Valla kendi içimde Ertuğrul'u överken yoruluyordum...
Çok arkalarda oturmuyorduk. Kollarını sıraya yaslayıp başımı üstüne koydum ve esmerimi izlemeye başladım.
Ders başlayalı on dakika olmuştu ve ben hiçbir şekilde gözlerimi ondan çekmiyor, pozisyonumu bir saniye bile bozmuyordum.
Ertuğrul hocayı dinliyor arada bakışları defterine iniyor, not alıyordu. Bakışlarımı güzel suratından çekip defterine baktım. Yazı niyetine imzamı atıyordu bu? O nasıl yazı yahu, okuyorsa sonradan helal olsun.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Barutla Yan
Novela Juvenil(bxb) -Düz yazı ve texting- Tamamlandı Biri öfkeliydi biri arsız, seviştiler ansız... Hiç Tanımaz Tenim Ellerini hikayesinin, Ertuğrul ve Batu'nun hikayesidir. Bağımsız okunabilir.
