Umut sarmış dört bir yanımı salak salak gülümsetiyordu beni. Nedeni ise basitti; Ertuğrul.
Mutluluğum ise tam olarak ne zaman başlamıştı? Funda abla beni kampüsten eve bıraktığı vakit.
Funda abla evimin önüne getirmişti. Selfi çekeceğini söyleyip ben arabadan inmeden çekmiş Instagram hikâyesinde paylaşmıştı. Kullanıcı adımı etiketleyip benimde paylaşmamı istemişti.
Ne yaptığını anlayabiliyordum, ilkin mırın kırım etsem de salak olma oğlum, biraz böyle şeyler yapmalısın ki onu da anlayabilesin demiş, sonunda paylaştırmıştı.
Hikâyeyi paylaşmama bir saat ola Ertuğrul görmüştü. Ama beni şaşırtan ve mutlu eden tarafı gördükten iki saat sonra hikâyeye yanıt vermesi olmuştu. Onda önceden duyduğum şey mesaj atmıştı. 'Harbi esmer koleksiyonun var değil mi puşt'. Okuduğumda kahkaha attım. Cidden beni kıskanıyor muydu?
Belki de ona gösterdiğim ilgi ve alakayı eğlence olarak gördüğü için sinirlenmişti. Bilmiyorum olumlu bir şey düşünemiyordum söz konusu Ertuğrul olduğunda. ''Ne?' diye cevabımı versem de on dakika sonra görmüş ama cevap vermemişti. Dengesizdi, ne bekliyordum ki.
Bunun ekran görüntüsünü alıp Funda ablaya atmıştım ve sadece büyük harflerle randomun içinden geçmişti. Sonra ona zaman vermem gerektiğini söylemişti.
Funda ablaya Ertuğrul ile yaşadığım olayların tam anlamıyla anlatmamıştım. Bana dediği sözleri bilmiyordum. Bu yüzden umutlanırken bir yanımı olmayacağı ile ilgili diri tutuyordum.
Bana, etkilensem de olmayız demişti. Bu beni umutsuzlandırıyordu. Geçen günlerde onunla ara ara karşı karşıya geliyorduk. Ben fütursuzca onu izlemekten kendimi alamıyordum, o ise görmezlikten gelmeyi seçiyordu.
Umutsuzluk artıyordu ama onun benden etkilendiği gerçeği aklıma geldikçe gülümsememi engelleyemiyordum.
Final haftasına giriş yaptığımız zaman ise bir kere konuşma fırsatımız olmuştu. Aman aman ne konuşmaydı. Açıkçası üniversiteye geldiğimden beri ilk defa sınav haftasının bitmesin istemiştim. Bundan sonrası yoktu. Uzun bir tatil vardı ve ben geçen bu aylarda gram bir gelişme sergileyememiştim. Yine uzaktı, yine uzak.
Sınav haftasının ilk haftasını bir arkadaşımın evinde final ödevini tamamlayıp çıkmıştım. Parkta oturduğum sırada Ertuğrul'un fazlasıyla samimi olduğu ve hep bana benzettiği kumral genç gelmiş, bir ağacın dibine oturmuştu. Şafak'tı ismi.
Baya düşünceli duruyordu. Dağılmıştı, eli sargılıydı. Hasta gibi duruyordu. Kısa süre sessiz sessiz oturduktan sonra annesi ile konuşmuş, konuşmaya şahitlik etmiştim. Sarışın genç ile sevgili olmuşlardı. Allah var, çok yakışıyorlardı.
Telefonu kapatıp yanına gitmiş sohbet etmiştim. Amacım öğüt vermek değildi ama içimden gelenleri söylemiştim. Bana soğuk davranmamıştı, hatta sona doğru eğlenceli konuşma yürütmüştük. Ardından o gelmişti. Şafak'a gidelim demişti ama yandan bana bakıyordu.
Bir anda karşıma çıkmaları yok muydu, kalbim dayanamıyordu. Heyecanla çırpınıyordu. Beni merak etmişti. Neden orada olduğumu sormuştu ve klasik şekilde azarlamıştı, sınav haftası git evine çalış diye. Acaba kıskanmış mıydı...
Bak aklıma yine geldi, sırıtıyordum aptal gibi.
Finallerin ikinci haftasındaydık ve ben son sınavımı verir vermez biraz arkadaşlarla takılmış eve geçmiştim. Tahminen iki dersten büte kalacaktım ve ben bütlerden sonra eve gidecektim. Git gel baya zahmetli oluyordu çünkü.
Saat şu an 23: 44'tü. Beş saat önce Ertuğrul hikâye atmıştı. Ümit adındaki arkadaşının attığı hikayeyi alıntılamıştı. Samimi olduğu arkadaş grubuyla bir kafede yemek yiyorlardı. Hepsinin yüzünde kocaman gülümseme vardı. Bir hafta önce ölü gibi gördüğüm Şafak'ın yüzüne adeta renk gelmiş gibiydi. Sanırım sorununu halletmişti.
Güzel arkadaşları vardı, resmen aile gibi olmuşlardı. Aralarında tek bir kız vardı, o da turuncu saçlı Nur ablamızdı. Yakında Ertuğrul'un kız arkadaşı da katılırdı. Yakışıklı çocuktu, elbet sevgilisi olacaktı.
Bak yine üzülmüştüm. Derin nefes alıp televizyonda dönen filme odaklanmaya çalıştım
Ama odaklanmam güdük kalması kaçınılmazdı. Aklım fikrim resmen o olmuştu. Hayır, bir de nerede öfkeli, nerede dengesizi varsa ona aşık olmuştum. Ne olurdu sanki halim selim birini bulsaydım. O sakin ben çılgın geçinip giderdik.
Ertuğrul ile cidden aşırı zıttık. Zıt kutuplar birini çeker falan muhabbeti vardı ama sonradan o zıt kutuplar birbirlerinin sonu da oluyorlardı.
Ofladım. Telefonumdan bildirim sesi yükseldi. Bakmak istemedim ilkin. Bizimkilerdir diye düşündüm. Ama bir iki dakika sonra kimden geldiğini bakmak için elime aldım.
Gördüğüm kullanıcı isim ve attığı mesajla kaşlarım havalandı, ne oluyor lan! Ertuğrul'dan gelmişti mesaj.
[23:55] Ertugrulkr: Evde misin?
Has ne oluyordu... Evdeyim yazıp yolladım. Mal mısın Batu insan bi' sorgular, hayırdır diye. Hızlıca cevap gelmişti.
[23:58] Ertugrulkr: 05.......43
Ertugrulkr: Bana konum at.
Gelen cevapla kaşlarımı çattım. Ne oluyordu harbi? Yazan Ertuğrul muydu? İnanasım gelmiyordu. Neden numarasını atıp, konum istiyordu?
Oha acaba hesabı mı çalınmıştı? Ne alâka? Çalınsa numara atıp konum mu ister mal! Hem de o kadar kişi içinden, senden?
Emin olmak için, Ertuğrul sen misin, yazıp atmıştım ve ardından, ne tuhaf mesajlar bunlar oğlum, deyip yollamıştım.
Attığım an görüldü oluyordu. Kalbim resmen ağzımda atıyordu.
[00:00] Ertugrulkr: Sikeyim seni
[00:01] Ertugrulkr: *Fotoğraf
Oha bana anlık atmıştı. Üstüne tıklayıp attığı fotoğrafa baktım. Hafif karanlık, renkli ortamda gibi duruyordu. Sanırım kulüpteydi. Darmadağın saçları, baygın bakan gözleri ile, anlık olsa bile güzel çıkmıştı.
[00:02] Ertugrulkr: Hızlı cevap versene Batu.
Yine bir mesaj. Cidden neler oluyordu.
[00:02] Ertugrulkr: Konum atmayacaksan, atmıyorum de oğlum.
Yazış tarzından bile sabırsız ve öfkeli olduğunu görebiliyordum. Ben bilmeden bir boklar mı yemiştim yoksa lan! Dövmeye mi geliyordu...
İçimdeki huzursuzluğa engel olamadım. Numarasını yazıp kaydettim. WhatsApp'a girip konum attım.
[00:04] Haşin Esmer: Geleceğim haberin olsun.
Sorgulamadan sadece tamam dedim. Bedenim gerginliğe bürünmüştü, kalbimin atışları zaten rahatsız ediyordu. Durduk yere neden böyle davranmıştı anlamıyordum, neden geliyordu...
.
Diğer bölümü yazacağım ama yetişirse atarım. Ay heyecanladımm
Bir de bu anı Ertuğrul tarafından merak ediyorsanız 'Hiç Tanımaz Tenim Ellerini' hikayesinde 31. bölüme bakabilirsiniz. ;)
Öptüm!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Barutla Yan
Genç Kurgu(bxb) -Düz yazı ve texting- Tamamlandı Biri öfkeliydi biri arsız, seviştiler ansız... Hiç Tanımaz Tenim Ellerini hikayesinin, Ertuğrul ve Batu'nun hikayesidir. Bağımsız okunabilir.
