53. Görünmez çaba

6.4K 484 125
                                        

Dersten çıkıp kafeye ilerledim. Şafak mesaj atmıştı bana, ders çıkışı bir şeyler içelim diye.  Şimdi onun yanına gidiyordum.

Teyzem iki gün önce yanıma gelmişti ve yanımda oluşu ruhsal olarak bana çok iyi gelmişti. Ada'nın yaptıklarını da anlattığımda kızın evine gidecekken zor durdurmuştum ve rahat dakikalarca ona sövmesini dinlemiştim. Kadın resmen benim yerime de sövmeyi unutmamıştı.

Kafeye girip masaları  birinde oturan kumralı gördüm yanına gider gitmez beni gördüğünde geniş gülümsemesinin etkisi ile bende gülümsedim.

"Geldin sonunda." dedi.

"Hocanın dersi uzatışı tuttu ve vizyonsuz musun oğlum kampüsün kafesinde buluşmak ne? Dışarının suyumu çıktı. "

"Yok Batu Efendi, civcivimin dersi bitecek, onu da bekliyorum."

"Oğlum yedi yirmi dört berabersiniz, aynı eve neden çıkmıyorsunuz."

"Yok, okul bittiğinde."

"Hey Allah'ım.  Ben elimde olsa esmeri evimden çıkarmayacaktım." dedim düşünmeden.  Gülümsemem soldu.

Şafak ise bunu hissetmiş gibi hemen toparladı. "Salmıyordun zaten aga, Ertuğrul'u unutmuştuk senin yüzünden."

"Oha abart abart. Sizden daha az görüyordum."

"Sanki biz görüyorduk Ertuğrul'u. " dediğinde dilimin ucuna gelen birçok soruyu görmezlikten gelip durdurdum kendimi. Nasıldı, düzgün besleniyor muydu, uyuyabiliyor muydu, hep gülüyor muydu ya da eve geliyor muydu? Onlara anlatıyor muydu acaba sorunlarını? Üzülmezdim. Bana değil onlara anlatsın, biraz bile kırılmazdım ona. İçinde tutmuyor, kendini yemiyor derdim.  Ama Ertuğrul'dan bahsediyorduk...

Şafak dirseklerini masaya yaslayıp biraz bana doğru yaklaştı ve anlayışlı bir yüz ifadesi ile, "Çekinmeden bana soru sorabilirsin Batu. " dedi.

Dudağımı büktüm. Sorayım sana sormasına da dilimin düğümünü bi' açabilsem. "Sadece, o iyi mi?" dedim ve devam ettim.  "O duvarının arkasında bana gösterdiği gibi dimdik mi duruyor?" Yoksa ağlıyor mu benim gibi her gün? Bu düşüncem ile gülesim gelmişti. Ertuğrul ve ağlamak...

Şafak bir müddet sessizce durdu. O sessizliğinden bile anlamıştım iyi olmadığını. Kalbimdeki ağırlık kendini belli ederken başımı masanın üstündeki birleştirdiği  ellerime indirdim.

"Değil ama iyi olmaya çalışıyor." dediğimde bakışlarımı ona çıkardım.

Derin nefes aldım. "İkimiz de acı çekerken neden hâlâ bir şeyler yapmıyor anlamıyorum Şafak, sensiz yapamıyorum deyip kapıma bile gelmiyor. Geldiği an her şeye rağmen boynuna sarılacağımı biliyor, yine de hiçbir şey yapmıyor."

"Yapıyor aslında." dedi cümlem biter bitmez. Muzipçe sırıttım. "Sanırım körüm." dedim.

Dudaklarında şefkatli bir gülümseme vardı. "Eğer sana gelseydi dediğin gibi her şeye rağmen, yine aynı şeyleri yaşamaya devam edecektiniz Batu. Yine hırpalanan sen, yine öfkesinden kavrulan Ertuğrul olacaktı. Bunlar yaşanmasın diye gelmedi sana." dedi. O zaman anladım, Ertuğrul'un ona bizim hakkında konuştuğunu.

"O zaman niye çabalamıyor bizim için?

"Çünkü şu an kendi için çabalıyor Batu. Olmanız için kendisini için çabalıyor." Net konuşmadığı için kaşlarım çatılırken devam etti. "Onun hayatında tek sorun ayrılmanız değil, aile içerisinde de sorun var. Bakma öyle dik durduğuna Batu. Dedin ya duvarın arkasında nasıl biri var diye, yere oturmuş başını dizlerine gömmüş bir çocuk var. O yüzden sabret olur mu?" dedi.

Barutla YanBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin