Medya: Model - Dağılmak İstiyorum
Bana aşkın bu kadar karma karışık bir şey olduğu uyarısını yapsalar, Ertuğrul'u gördüğüm o ilk gün evden dışarıya adım atmaz mutlu mesut umursamaz kişiliğim ile yaşar giderdim.
Dizilerde, filmlerde ya da ne bileyim çevremdeki insanların aşık olduğunda hal ve hareketlerindeki değişimi fark ederdim. Anlamsız, tutarsız eylemleri bana tuhaf gelirdi. Ama şimdi onları o kadar iyi anlıyorum ki.
Evimin koltuğunda oturmuş ekranda dönen ne olduğunu bilmediğim programa boş boş bakıyordum. Onu öptüğümden beri dört gün geçmişti. Sorun bana kendimi gelebilmiş miydim?
Toparlayamıyordum kendimi bir türlü. Arkadaşlarımın yanında ya da herhangi birinin yanında yine eski Batu olabiliyordum. Yine insanları deli edebiliyordum, yine arsız, yine dengesiz olabiliyordum ve yine umursamazlığın zirvesini yaşatıyordum.
Söz konusu Ertuğrul olduğu zaman sanki var ettiğim Batu kimliğim silikleşiyor yeni bir kimliğe bürünüyordum. Tedirgin, utangaç, sinirli, üzgün ve en önemlisi umursuyordum.
Hak etmediğim sözleri işittiğim zaman sağır olmayı çok iyi becerirdim mesela. Hatta karşımdaki insanı söylediklerine pişman ederdim. Onun ağzından çıkan tek bir kelime bile dilimi düğüm ediyordu, kal geliyordu bana. Sinir oluyordum bu duruma.
Birine sinirli olduğum zaman o kişiyi kolay kolay sinir etmeden bırakmazdım, kinciydim biraz sanırım. Ama Ertuğrul beni kırsa da karşısında beynim peltekleşiyordu. Bu hiç iyi değildi. Hem de hiç.
İzinsiz bir şekilde öpmüş olmanın utancını yaşarken bir de ertesi gün bir kızla flörtleşmesine denk gelmiştim.
O an yaşadığım duygu o kadar iğrenç bir deneyimdi ki bir daha yaşamak istemiyordum. Ona hissettiğim duygular basit değildi. Bu yüzden benim sevgimi bir hiç gibi görüp başkalarıyla flörtleşmesi zoruma gitmişti.
Kızla Ertuğrul'u izlerken tek yapmak istediğim ağlamaktı. Zaten fazla bu görüntüye şahitlik etmeden kalkıp orayı terk etmiştim.
Ertuğrul'un kişiliğinin farkındaydım bu geçen birkaç aya bakacak olursam. Çok fazla kızlarla ilgilenirdi, flört ederdi. Ciddi bir ilişkisi olacak diye ödüm kopuyordu.
Bak yine gözlerim dolmaya başlamıştı. Bakışlarımı aptal televizyon programından çektim. Kendimi toparlamam gerekiyordu. Kafa dağıtmam ve kendime bir insan için bu hale düşmemem gerektiğini hatırlatmam gerekiyordu.
Onu unutmam gerekiyordu. İç sesim nah unutursun dese de bile odaklanmak istemedim. Düşünmekten de sıkıldığım için yanımda duran telefonu aldım. Gelen mesajları kontrol edip gerekli olanlara cevap yazdım.
Boş hissediyordum ve bu histen kurtulmak istiyordum. Mesajlar bittikten sonra WhatsApp uygulamasında durum kısmına girmiştim. Aslında çok nadir bakardım.
Teyzemin ismini görünce tıkladım. Kolay kolay durum atmayan kızın ne paylaştığını merak etmiştim. Güzel manzaraya sahip gökyüzü çekilmişti ve bir söz yazmıştı üstüne. 'Boşuna uğraşmak insanın ruhunu tüketiyor.'
He teyze he. Bu durumdayken bu sözü paylaşman çok manidar olmuş.
Boşu boşuna paylaşmadığını hissedebiliyordum. Acaba kime gönderme yapmıştı? Birazda kendimi iyi hissetmek için teyzemi görüntülü aramaya karar verdim.
Saate baktım. Bu saatte genelde öğlen molasında oluyordu. İsmini tıklayıp görüntülü aradım. Kısa süre ekranda kendime baktım. Dağınık sarı saçlarımı düzeltim. Adam akıllı uyuyamadığım için gözlerim şişmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Barutla Yan
Ficção Adolescente(bxb) -Düz yazı ve texting- Tamamlandı Biri öfkeliydi biri arsız, seviştiler ansız... Hiç Tanımaz Tenim Ellerini hikayesinin, Ertuğrul ve Batu'nun hikayesidir. Bağımsız okunabilir.
