Hafta sonu sonunda gelmişti. Teyzem olacak şahıs bizi sabahın köründe ayağa dikmişti. Nedeni ise buraya gelecek olan sevgilisiydi. Bugün zaman geçirecektik ve bir gün daha kalmasını düşündüğümüz enişte adayımız yarın işi olduğu için teyzem ile birlikte gece yola çıkacaklardı.
Şimdi ise saat sabahın yedisini gösterirken salonda sevgilim ile oturmuş hayatı sorguluyorduk. Daha doğrusu onu bilmem ama ben sorguluyordum.
"Biriniz fırına gidebilir mi?" mutfaktan teyzemin sesini duyduğumda sevgilime döndüm.
"Esmerim." deyip başımı yana yatırdım. Kimse beni uykulu uykulu fırına yollayamazdı.
Halime gülümseyip başını salladı. Onun gözlerinden de uyku akıyordu resmen. İkimizde çok geç yatmıştık. İlişkimizin başında yapmamız gereken uzun uzun konuşmaları yeni yapıyorduk. Cidden iletişim en güzel gidilecek yoldu. Hakkımızda fazla bir şey bilmezken şimdi teker teker dinleye dinleye öğreniyorduk. Fark etmediğimiz bazı alışkanlıklarımızı da birbirimize söylüyorduk.
Eğilip yanağımdan öptüğünde fazlası için gözlerinin içine baktım. Tekrar eğilip dudağıma küçük öpücük kondurup ayaklandı. "Kaç tane Fatma abla?" diye sesini biraz yükseltmişti.
Teyzem başını mutfaktan gösterdi. "İki tane olsun Ertuğrul, açma ve simit falanda al." dedi. Başını sallayıp odaya geçti. Cüzdanını almaya gitmişti sanırım.
Salona geldiğinde, "Sen bir şey istiyor musun sarım." Başımı iki yan salladım.
Ertuğrul evden çıktığında oturmaktan vazgeçip kendimi koltuğa bıraktım. Misafir gelene kadar kestirebilirdim. Ya da esmerim.
Esmerim varken nasıl hayatım rengarenk oluyordu. Tamamlandığımı hissediyordum. Bir hafta önce eksik hissederken şimdi karnımın içinde beni mutlu eden karıncamalar vardı. Ruhumu dinginleştiren kokuyu ciğerime kadar soluyordum.
"Batu, Batu kalksana." gözlerimi araladığımda başımda dikilen teyzeme baktım. "Kalk bebeğim, geldi." dedi. Teyzem kapıya giderken yattığım yerden doğruldum.
Ayaklanıp arkasından gittim. Yüzümü sıvazlayıp kendime gelmeye çalıştım. Saate baktığımda sadece altı-yedi dakika uyuduğumu fark ettim. Ofladım. Uyumak istiyordum oğlum ben!
Teyzem kapıyı açıp gördüğü sevgilisine sarılırken gülümsedim. "Hoş geldin canım. " dediğinde sevgilisi Ferman sarılan teyzemin başının yanından öpüp, "Hoş buldum." dedi.
Birbirlerinden ayrıldıklarında teyzem kenara çekilip geçmesini izin verdi. "Hoş geldin Ferman abi." dedim. Yüz yüze hiç gelmemiştik, teyzem telefon ile konuşurken bir iki kere selam falan vermiştik birbirimize.
"Hoş buldum Batu."
Teyzem kapıyı kapatacakken Ertuğrul gözükmüştü. "Ekmeklerimizde geldi!" dedi Fatma teyzem mutlu şekilde. Tipe bak ya yüzünde güller açıldı şapşikin sevgilisi geldi diye. Ertuğrul içeri geçip poşeti Fatma teyzeme uzattı.
Ferman abiye bakıp başı ile selam verdi. Bak ya yabancı diye nasıl yine soğuk duvar olmuştu. Salona geçtik. Ferman abi ara ara esmerime bakıyordu
Büyük ihtimal ev arkadaşım olduğunu düşünüyordu. En sonunda tanıştırmaya karar verdim.
"Ferman abi, esmer şekeri," derken elimle esmerimi gösterip, "Benim sevgilim Ertuğrul." dedim. Dememle iki kaşı yay misali havaya kalktı, pekâlâ ani mi oldu bu?
Kendine geldiğinde zoraki bir şekilde gülümsedi. "Memnun oldum, bende Ferman." dedi.
Teyzem, Ferman abiye, "Lavaboyu gösteriyim ben sana. Elini yüzünü yıka, kahvaltıya oturalım aşkım." dedi. İkisi yanımızdan ayrıldığında sevdiceğime döndüm.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Barutla Yan
Teen Fiction(bxb) -Düz yazı ve texting- Tamamlandı Biri öfkeliydi biri arsız, seviştiler ansız... Hiç Tanımaz Tenim Ellerini hikayesinin, Ertuğrul ve Batu'nun hikayesidir. Bağımsız okunabilir.
