Ertuğrul girdiği klasik sınavda bir soruyu yapmış, ikinci sorunun yarısına gelmişti. Elinde döndürdüğü kalemi avucunun içine alıp sertçe sıktı. Hocaya doğru bakıyordu ama hocayı kesinlikle gözü görmüyordu.
Aklı karmakarışık bir hal almıştı. Belki de içindeki sorunları birine anlatsa yaşattığı öfke de az da olsa sönecekti ama o susmaya devam ediyordu.
Bir zamanlar arkadaşı Şafak'a anlatmıyorsun diye çıkışan biriyken kendisinden ondan bir farklı olmadığı aşikardı. Tam anlamıyla ketum birinin tekiydi.
Batu ile araları tam anlamıyla düzelmiyordu. Onun evine gidiyor, okulda görüyordu ama aralarında bariz kendini belli eden soğukluk vardı. Kendini engellemek istiyordu esmer genç, Batu'yu sıkıştırmamak, onu üzmemek istiyordu ama bir şekilde gözleri kararıyor, yaptıklarını kestiremiyordu. İmkanı olsa bu durumlarda kafa göz kendine dalmak istiyordu. Midesi bulanıyordu bu tavırlarından dolayı ve deli gibi korkuyordu Batu'nun terk edip gitmesinden.
Hoş terk etse de sesi çıkmazdı. Ne diyebilirdi ki? Kendi kendine sözler veriyor, Batu'nun istediği biri gibi olacağım diye içinden tekrar ediyordu ama onu biriyle görse çıldırıyordu. Hele o arkadaşları deli ediyordu esmeri. Bakışlarından sahtelik akıyordu.
İlişkisi dışında birde aile sorunuyla ilgileniyordu. İki haftadır neredeyse her gün annesi ağlayarak ona telefon ediyor, babasının eve gelmediğini söyleyip duruyordu. Ertuğrul, boş ver kafan rahat ne güzel dese bile babasından nerelerde keyif çattığını merak ediyor, deli oluyordu.
Dün kardeşi Berfin aramış endişeli sesiyle annesinin rahatsız olduğunu söylemişti. Sınav haftasında oldukları için bırakıp yanına gidemiyordu, görüntülü arayarak kontrol ediyordu. Birkaç kere babasını aramış, sadece bir kere ulaşabilmişti. O da sarhoş gelen sesle ağzına gelen küfürleri yutmuş, yüzüne kapatmıştı.
Yaşadığı sinirle arayan Batu'nun telefona geri dönüş yapmamış, akşamında onun yanına gitmemişti. Biliyordu ki bütün öfkesini ondan çıkacak, sonunda kıracaktı. Tabi bu davranışıyla Batu tüm gün boyunca onunla konuşmayı ret etmişti. Bugün ise bir kere bile sevgilisinin sesini duyamamıştı.
Başı çatlayacakmış gibi ağrıyordu. İkinci sorunun devamını getirmeyeceğini anladığında kalemi kağıdın üstüne bıraktı. Geçerli not alır gibi duruyordu, almasa bile finalde düzeltirim diye düşünmüştü.
Ayağa kalkıp sınav kağıdını görevli öğretmene teslim edip sınıftan çıktı. Sessizce aldığı telefonu cebinden çıkardı. Bildirimde üç kere arayan annesinin aramasını gördü. Derin nefes alıp, seslice ofladı. Yok olmak istiyordu.
Annesi arayıp kulağına götürdü. Kısa süre sonra açılan telefonla annesinin ağlama sesleri kulağına doldurdu. Ertuğrul endişeyle, "Anne, ne oldu?" dedi.
"Oğlum, ne zaman geleceksin buraya." dedi ağlamalarının arasından.
"İki gün sonra anne, son sınavım kaldı. "dedi Ertuğrul sıkıntıyla. Bu durumda annesinin yanında olmaması onu deli ediyordu. "Hâlâ haber yok mu?" dediğinde annesinin ağlaması şiddetlendi. Bu esmer genci daha da germişti. "Anne ne oluyor Allah aşkına!" dedi endişeyle.
Annesinin ağlamasından başka bir şey durmuyordu. En sonunda kardeşinin sesini duydu. "Abi."
"Mete, annem neden öyle ağlıyor bir şey mi oldu?" dedi.
"Yok abi, annem işte babamdan ötürü ağlıyor."
"Gelmedi hâlâ değil mi?" dedi.
Mete, konuşacakken duraklaması esmerin dikkatini çekmişti. Çok geçmeden kardeşi konuştu. "Yok gelmedi."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Barutla Yan
Roman pour Adolescents(bxb) -Düz yazı ve texting- Tamamlandı Biri öfkeliydi biri arsız, seviştiler ansız... Hiç Tanımaz Tenim Ellerini hikayesinin, Ertuğrul ve Batu'nun hikayesidir. Bağımsız okunabilir.
