16. Öpücük mü?

10.3K 663 252
                                        

Üniversiteye geldiğimden beri her günümü eğlenceli geçirmiştim neredeyse. Tamam kendimi tutamayıp zaman zaman dayak yediğim oluyordu ama onda bile eğleniyordum.

Şimdi ise vize haftası bitmiş, bir hafta evde kaldıktan sonra yine okula gelmiş aynı günleri tekrarlamıştım.

Zamanı dolu dolu yaşayan ben şimdi zamanı takip dahi edemiyorum. Kalbimi ve zihnimi meşgul eden bir haşin esmer varken başka şeye odaklanamıyordum.

Pekâlâ, bundan şikayetçi miydim?

Kesinlikle hayır! Başka bir duyguyu tatmış olmam bana haz veriyordu. Saklama gereği bile duymuyordum, ince bir sızısı vardı. İçtendi ve büyüyordu. Ama bir yandan bu sızı bana zevkli geliyordu. Hoşlandıklarım veyahut etkilendiğim insanlar olmuştu ama böyle hissettirmeyi bırakın yanından bile geçmezlerdi...

Sonuç olarak vizelerden sonra iki hafta geçmiş Ertuğrul'u görmek için uğraşmıyor, denk gelirsem yanına gidiyordum. Bazen dayanamayıp Instagram'dan yazıyordum. Salt Batu olarak mı derseniz, arsızlığımı bir kenara bırakarak yaklaşmaya çalışıyordum.  Çünkü bana kızması, bana kötü davranması felaket üzüyordu beni... Ama  Ertuğrul başta bana kinlendiği için, ne şekilde yaklaşırsam yaklaşayım sert davranıyordu.

İki gündür onu görmüyordum. Bu yüzden dersim biter bitmez kampüsün kafesini gelmiştim. Olurda belki görürüm diye. Geleli yarım saat olmuştu ve ben şimdiden ikinci çayımı da  bitirmiştim.

Sosyal medyada gezerken ara ara başımı kaldırıp bakıyordum,  artık umudumu kaybediyordum. Üçüncü çayım geldiğinde bir yudum aldım ve telefonla uğraşmaya devam ettim. Kulağımda Yaşlı Amca'dan Ve Ben şarkısı çalarken sakin sakin Instagram ana sayfasında dolanıyordum.

Gelmeyeceğini anladığımda ofladım. Çayım bitene kadar ona mesajlaşmaya karar verip mesaj kısmına girdim ve kullanıcı ismine tıklayıp, 'Haşinim!' yazıp yolladım.

Bir dakika sonra görüldü olmuştu. Oha hemen görmesini beklemiyordum. Ama az sonra gelen mesajla gülümsemem bozulmuştu.

'Batu ölüme koşuyorsun, yavaşla.' Ulan sadece haşinim dedim ne dedim mal herif! Görüldü bırakıp çıktım. Daha da moralimin içine sıçmıştı.

Bir beş dakikam daha boş boş telefona bakmakla geçtikten sonra gitmem gerektiğini anladığımda başımı kaldırdığım ve bana iki kara irisle kesişti mavilerim.

Siktir esmerim! Beni izliyordu. Bakışlarını yakalanmış olduğu hissiyle çekmemişti.  Sırıttım. Kendimi engel olamadan yüksek sesle, "Haşin Esmerim!" diye bağırdım.

Çatmış olduğu kaşları daha çok çatılmıştı. Elini kaldırıp alnına vurduğunda kahkaha atmaya başladım.

Esmerimin yanına gitmek için ayaklandım. Büyük adımlarla masasına yaklaşıp karşısına oturdum.  "N'haber balı çöreğim?"

Ertuğrul alnına koyduğu eli çekip sinirle, "Batu ben sinirlenmeden kalk git." dedi. Sinirlenmeden demesini komik bulduğum için sırıtmamı bozamamıştım. Evdeyken yanında onun beğeneceği gibi olgun ve ciddi olacağım desem de doğam bunu kabul etmiyor, yan etki bunlar deyip yine özlüğümü sergiliyordum.

Eee esmer şekerim, sen hep sinirlisin." dedim. Ertuğrul başını kaldırıp, "Allah'ım sabır." dedi.  Sabırdan çok sakinlik için dua etmesini istedim. Hep sinirli hep sinirli. Hayır bu sinirden erken göçüp gidecekti geri zekalı esmerim. Bende onsuz başımı dağlara taşları vururdum. 

Ama verdiği tepkiye üzülmeden edememiştim. Aynı tepkiler beni hep yıpratıyordu. "Ne yaptım ki yahu düzgünce gelip iyiliğini sordum, sanki kötü bir şey yaptık."

Barutla YanBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin