Batu yattığı yatakta sağa dönerken başında hissettiği ağrı hızlı bir şekilde kendisini belli etmişti. Gözlerini araladı. Karanlık odada ilk başta gözlerinin alışmasını bekledi.
Mehmet onu eve getirmesinin üstünden üç saat geçmişken Batu saat olgusunun farkında değildi. Eve ne zaman geldiğini dahil tam net hatırlamıyordu. Gece on iki, bir... Ama hayal mayel sanki Ertuğrul ile konuşmuş gibi hissediyordu. Güzel kafa yapmıştı demek ki.
Yataktan doğrulup başını ellerinin arasına aldı. İçme anı ne kadar hoş olsa da bu lanet ağrıdan nefret ediyordu. Hâlâ uykusu olduğu için esnerken karşısındaki sandalyedeki hareketlilik dikkatini çekmiş, irkilmişti.
Ayağa kalktı. Ertuğrul'du. Cidden burada mıydı? Yutkundu Batu. Ne işi vardı burada? Kalbi hızlı atarken onun yanına gitti.
Ertuğrul sandalyeden biraz aşağıya doğru kaymış bir halde başı geri doğru bırakmış uyuyordu. Özlemişti onu uyurken izlemeyi. O her zaman çatılı tuttuğu kaşlarını uyurken serbest bırakıyordu.
Batu ne yaptığını sorgulamadan Ertuğrul'un kucağına yan bir şekilde oturup başını sıcak boyun girintisine yasladı. Ertuğrul üstündeki kıpırtıyla irkilerek uyanmıştı. Kucağındaki ağırlığın Batu olduğunu aldığında refleksle eli beline gitmişti.
"Batu..." pürüzlü ve kalın sesi duyan Batu, esmere daha sıkı sarıldı.
Batu sanki baş ağrısını dindireceğini inandığı kokuyu ciğerlerine kadar çekiyordu. Başını kaldırmadan mırıldandı, "Ne istedin benden, her şeyimi kendinle birlikte götürdün... "
Ertuğrul, Batu'yu kucağından çekeceği an Batu daha da sıkı tutuldu. "Yüzüne bakmama izim ver." dedi Ertuğrul.
"Bu sefer öylesine gelmedin değil mi?"
"Hayır, kendimi anlatmaya geldim." dediğinde başını boyundan çekti Batu. Alkol hâlâ damarlarında gezerken tam ayık değildi. Bu yüzden iki kere düşündükten sonra yapacağı eylemleri düşünmeden gerçekleştiriyordu. Ellerini Ertuğrul'un yanağını koyup okşadı.
"Anlatacaksın, hiçbir şey saklamayacaksın benden." dedi.
"Saklamayacağım." dedi. Yüzleri yakınken Batu eğilip alnını onun anlına yasladı.
"Öyle bir şey yaptın ki bana Batu, ayrıldığımız zaman arkana dönüp gittiğinde kalbimi söküp de gittin ve ben daha fazla kalbim olmadan yaşamıyorum." dedi. Konuştukça dudağı sarışın gencin dudağına değiyordu. Hasret kaldığı o yumuşak dudakları dudakları ile ezmek, kanatmak istiyordu. Yutkundu.
Batu'nun gözleri kapanırken burnuna dolan kokuyu soluyordu. "Anlat hadi." dedi.
"Sabah olduğunda. Uyu şimdi." dedi. Batu, sandalyenin rahatsızlığını görmezlikten gelip başını Ertuğrul'un boynuna soktu. Ama Ertuğrul aynı şeyi düşünmüyordu. Kucağında Batu varken ayağa kalkıp yatağa yaklaştı ve Batu'yu yatağa bıraktı.
"Sende yanımda mı uyuyacaksın?" dedi Batu yarı uyanık halde.
"Uyuyayım mı?" dedi Ertuğrul.
"Bana sarılarak uyu." dedi. Ertuğrul gözü kapalı çocuğu bir müddet izleyip iç çekti. Onum isteğini yerine getirip yanına uzandı ve sarışını göğsüne çekti ve çenesini göğsündeki başa yasladı. Uzun süredir uzak kaldığı huzurlu uykunun kollarına kendini bıraktı.
.
Ertuğrul kulağına gelen telefon zil sesi ile yerinde rahatsızca kıpırdamaya başladı. Gözlerini açtığında kolları arasında olan sarışın oğlanı gördü. O da sesten rahatsız olmalıydı ki yüzünü buruşturmuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Barutla Yan
Teen Fiction(bxb) -Düz yazı ve texting- Tamamlandı Biri öfkeliydi biri arsız, seviştiler ansız... Hiç Tanımaz Tenim Ellerini hikayesinin, Ertuğrul ve Batu'nun hikayesidir. Bağımsız okunabilir.
