Gözlerimi araladım. Odamda değildim, her zaman tanıdık olan kokum burnuma dolmadı. Farklı oda da ,büyülendiğim koku içindeydim.
Dün yaşananlar zihnime saniyesinde dolmuştu. Kalbimin hızı değişirken başımı çevirdim ve uyuyan esmerime baktım.
Dağılmış siyah saçları açık mavi yastığı süslüyordu. Nasıl bu hale gelmiştik, nasıl kendimizi kaybetmiştik bilmiyordum.
Her defasında bitti diye zihnimi şartlandırırken yine onun büyüsüne kapılıyordum. O sözleri sarf ettiğimde en fazla yüzüme inecek bir yumruk beklememdi.
Olmamıştı. Kafama, biz olmayız deyişlerini kazırken bir anda benimle sevişmesi ne kadar mantıklıydı?
Vücudumu ona doğru tamamen çevirdim. Yüz üstü yatarken bir elini yastığın altına sokmuştu.. Zaten tek kişi yatak olduğu için yakın sayılırdık.
Harikaydı. Şimdi içimde parti vermem gerekirdi onunla birlikte olduğum için. Şimdi dudaklarım kıvrılması gerekiyordu.
Ona biraz daha yaklaştım. Aynı yastığı paylaşıyorduk. Uyandığımdan beri ilk gülümsemem böylece oluşmuştu.
Uyandığı zamanki tepkisini aşırı merak ediyordum. Öfke vardı aramızda, hırs vardı. Bir an gafletle yapmış olması pişmanlık getirebilirdi.
O bakışları görmek istemiyordum. Yıkılırdım ve nasıl toparlanacağımı kestiremiyordum. Çünkü yaşamadım. Bedenime saran korkuyla gözlerim doldu.
Onu biraz daha izledim. Yanağını okşamak, doya doya öpmek istiyordum. Yakın olan yüzüne daha da yaklaşıp hafif aralık kalan dudağına küçük öpücük kondurdum.
Uyandığı zamanki iğrenen ya da pişman olmuş bakışları ile karşı karşıya kalmak istemiyordum.
Ondan uzaklaştım. Ayaklarımı yere indirdim ve biraz uzağımda olan baksırla pantolonuma uzandım. Baksırı çıkartıp giyindim.
"Veda öpücüğü müydü az önceki?"
Kalın ve pürüzlü sesi duyduğumda irkildim. Kalbim ağzımda atmaya başlamıştı. Yutkundum. Dönmeye cesaret edemiyordum.
Alt dudağımı ısırıp başımı yere eğdim. İkimizde konuşmuyorduk. Al işte pişmanlık hissediyordu.
Derin nefes alıp, omuzlarımı silktim. Ona dönmeden eğildim ve pantolonumu aldım.
"Pişman olmuş suratına bakmak istemiyorum."
"Eee paranı istemiyor musun?" dedi. Kaşlarımı çatıp ona döndüm. "Çüş Ertuğrul. " dedim.
Yataktan doğrulmuş sırtını yatağa yaslamıştı. Dudaklarındaki kıvrılmayı çözememiştim. Sinirden dolayı oluşan bir sırıtmaydı sanırım, anlamıyordum.
"Yüzüme bakmadan gitmeyi planlayan sendin." dedi.
"Çünkü uyandığın zaman bana pişman dolu bakmanı istemedim, tamam mı!" diye sesimi yükselttim
"Her ne izliyorsan ya da ne okuyorsan acil bırakman gerek sarı, dünden beri kendi senaryolarını yazıp bana rol biçiyorsun." dedi. Öfkesi geri dönüyordu. Bunu kasılan yüz hatlarından anlamıştım.
Bana sert bir şekilde bakarken çıplak oluşuna bakmamaya çalışıyordum. Altı örtü ile kapalıyken üst bölgesi, dağılmış saçları ve uykusuz kaldığını gösteren şişmiş gözleri baştan çıkaracak cinstendi.
Odaklanmadım bu görüntüye. Şu an daha ciddi sorun vardı.
"Pişman değil misin?" dedim. Sesim o kadar zayıf çıkmıştı ki, o bile afallamıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Barutla Yan
Genç Kurgu(bxb) -Düz yazı ve texting- Tamamlandı Biri öfkeliydi biri arsız, seviştiler ansız... Hiç Tanımaz Tenim Ellerini hikayesinin, Ertuğrul ve Batu'nun hikayesidir. Bağımsız okunabilir.
