30. Gitme, aklım sende kalır

8.8K 583 179
                                        

Gözlerimi araladığımda ilk karanlık odayla karşılaştım. Bedenimde  ağrı saniyesinde kendisini hissettirmişti. Alt tarafımı düşünmemeye çalıştım.

Yatakta tek olduğumu anlayınca doğruldum. Tuvalete falan gitmişti sanırım. Komodinin üzerinde duran telefonu alıp saatin kaç olduğuna baktım. Gecenin ücünü gösteriyordu. Telefonu eski yerine koyup ayaklandım.

Altımda sadece baksır vardı hâlâ. Tişörtümü düzeltim kapıya yöneldim. Yeni uyandığım içim üstümde hâlâ sersemlik vardı. Ağzımın kuruluğu rahatsız ettiği için odadan çıkıp mutfağa adımladım.

Mutfağın ışığının yandığını görünce Ertuğrul orada olduğunu anlamıştım.   Ertuğrul küçük mutfakta oturmuş sigara içiyordu. Ses çıkarmadan kapının pervazında durup onu izledim.

Kolunu masaya dayamış karşısına dümdüz bakıyordu. Yarısına kadar gelmiş sigarasını dudaklarına götürdü. Zehri içine çekip dudaklarından çekti.

Fazlasıyla düşünceli duruyordu.  Alışmıştım bu kısa sürede bu profile.  Ne vakit onu yalnız bıraksam düşüncelere dalıp gidiyordu.

Bir yanım bu durumdan rahatsız haldeydi. Onu bir ilişkiye zorlandığımı düşünüyordum.  Bunun nedeni basitti aslında. İlişki öncesinde, seni yarı yolda bırakmak istemiyorum,  seni üzerim gibi cümleleri aklımda eko yapıyordu. O da yetmemiş gibi ilk seviştiğimizin sabahında artık geri dönüş olmayacağından bahsederken yüzündeki sıkıntı kendisini bariz belli etmişti.

Pekâlâ, şu anki düşüncelerim onun bana olan ilgisinin sahte bulduğum konusuna doğru bir yol çizmiş olabilir ama işin tuhaf yanı benimle zaman geçirirken ne kadar da konuşmasa da eylemleri ile benden etkilendiğini, mutlu olduğunu belli ediyordu. 

Kapı pervazından dikilmekten vazgeçip içeri adımladım.  Beni fark ettiğinde gülümsedim. "Haşin esmerim neden uyanıksın?" dedim. Sesim pürüzlü çıkmıştı. Bir iki kere öksürdüm.

"Uyku tutmadı." dedi kısaca. Tezgaha gidip dolaptan su bardağı çıkartım. Su doldurup ona doğru döndüm. Kalçamı tezgaha yaslayıp suyumu yudumlarken bakışlarım Ertuğrul'daydı.

Sırtını sandalyenin arkasına yaslamış, yayvan bir şekilde oturuyordu.  Bir eli dizinin üstündeyken diğer elinde sigara tutuyordu.  Mimiksiz bir şekilde beni izlemesi her zaman tüylerimi diken diken ediyordu.

Koyu gözleri sanki daha da koyulaşıyordu. Belki bu arzuyla doldurduğu bakışları olmasa bana olan tutumlarına olumlu bakamazdım.

Suyu bitirip bardağı yanıma koydum. Pozisyonumu bozmamıştım. Yarın gidecekti ve ben gün doğmasını asla istemiyordum. 

Elinde bitirdiği sigarayı kül tablasına bastı.  Mutfak küçük olduğu için aramızda az mesafe vardı. Yasladığı sırtını sandalyeden ayırıp bana doğru eğildi. Çıplak bacağımı işaret parmağı ve orta parmağının tersi ile okşadı. Dokunuşu huylandırırken dudağımda oluşan gülümsemeyi bozmadım.

Bana eğik olduğu için elimi siyah saçlarını daldırdım. Dağınık olan siyah saçlarını okşadım.

Başını kaldırıp yüzüme baktığında dudağımı yaladım. Bakışları saniyesinde oraya kaydı. Bu güzel atmosferi bozmak istemiyordum ama konuşmak istediğim bir konu vardı ve gideceğini düşünürsek bu ciddi olan konuşmayı telefona ertelemek istemiyordum. Ama hissettiğim çekingenlikle ne yapacağımı bilmiyordum.

Çekinmek kelimesi bana o kadar ters bir kelime ki aslında. Bu gülmeme neden olabilirdi başka zamanda olsam ama  Ertuğrul'un yanında ciddi anlamda çekingen oluyordum.

Barutla YanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin