"Jungkook bunun işe yarayacağına emin misin?"
"Tabi ki de emin değilim bu sadece bir öneriydi" Jimin şakaklarını ovuşturdu ve kilise kapısına tekrardan bir göz attı.
"Bence geri dönelim " Dedi namjoon
"Buraya kadar geldik artık dönemeyiz" Dedi jimin ve kapının kulpuna elini koydu.
Jimin kapının kulbunu çevirdi ve ileriye doğru bir adım attı. Namjoon ve jungkook jimin girdikten sonra içeriye girdiler. İçeriye girdikleri anda büyük kapı arkalarından sertçe kapandı.
"Hassiktir!" Dedi jimin ve koşarak kapıyı açmaya çalıştı. Bu olayı daha önce de yaşamıştı... Azrail evine geldiğinde.
"Kapı açılmıyor!" Bütün ışıkların kapatılması ile jimin yerinde sıçradı. Odayı sadece mum ışıkları aydınlatıyordu. Gelen oyuncak bebek sesi ile namjoon arkasına döndü. Yarısı yanmış, gözleri oyulmuş oyuncak bebeği görür görmez kaşlarını çatıp oyuncak bebeğe yaklaştı.
"Merhaba!" Oyuncak bebek elini kaldırdı ve kafasını namjoon'a çevirdi. "Ben Merlyn, tanıştığımıza memnun oldum namjoon ahaha ahaha" oyuncak bebek gülümserken gözlerinden kan gelmeye başladı. Namjoon arkasına dönüp jimin'e seslendi. "jimin, çabuk kapıyı aç!" namjoon ayağa kalkan oyuncak bebek ile korku içerisinde geriye bir adım attı." Jimin! jimin! yardım et!"
"Aaaaaaaa! jungkook elinde beyzbol sopası ile oyuncak bebeğe doğru koştu ve beyzbol sopası ile oyuncak bebeğin kafasına vurdu.
Oyuncak bebeğin kafası aldığı darbe ile jungkook'un ayağına düştü. "Siktir! ayağıma düştü alın şunu!" Jungkook oyuncağın kafasını jimin'e doğru tekmeledi.
"Bana niye atıyorsun!" jimin oyuncak kafayı namjoon'a fırlattı. "Atmayın bana!" namjoon'un oyuncağı tekmelemesi ile oyuncak tam ortada durdu. Aniden gelen rüzgar ile oyuncak bebeğin kafası İsa heykeline doğru yuvarlandı.
jimin, namjoon ve jungkook uçuşan kağıtlar yüzünden yüzlerini elleri ile kapattılar ve rüzgar dindiği anda gözlerini açtılar.
jimin gözlerini açtığı anda karşısında Azrail'i gördü. Simsiyah büyülü kanatları mum ışığında parlıyor, odaya ayrı bir şıklık katıyordu. "Merhaba aziz evlatlarım"
Azrail'in arkasındaki ruhlar sağa ve sola doğru uçuşuyor namjoon'un ve jungkook'un içlerinden geçiyorlardı.
jimin Azrail'e doğru bir adım attı. Bu cesaret nereden geliyor bilmiyordu. Sadece bedeni onu yönlendiriyor gibiydi. Bedeni onu Azrail'e yönlendiriyordu.
Etrafta kafasını arayan oyuncak bebek sağa sola çarpıyor kafasını bulamıyordu. "Merlyn dikkat et düşeceksin tatlım" Azrail eğilerek yerdeki oyuncak kafayı aldı ve oyuncak bedene doğru yuvarladı.
Azrail ayağa kalktı ve jimin'e doğru ilerledi. "Küçüğüm, seninle bir anlaşma yapmaya geldim"
Jimin'in gözleri Azrail'e bakarken titriyor. Bedeni ona dokunmamak için zor duruyordu. Azrail Jimin'in bedenini tıpkı bir mıknatıs gibi kendisine çekiyordu.
"N-ne anlaşması?"
Azrail'in dudağı sağa doğru kıvrıldı ve jimin'e doğru bir adım daha attı. Bedenleri arasındaki mesafe zaten azken şimdi mesafe yok gibiydi. Jimin her nefes aldığında göğüs kafesi Azrail'in bedenine değiyordu. Jimin Azrail'in yüzüne bakmak için kafasını kaldırdı. Azrail ondan çokça uzundu.
Azrail jimin'in kulağına dudağını yaklaştırdı ve fısıldadı. "küçüğüm, benden korkuyor musun?" Jimin sadece yutkundu ve gözlerini kapattı. Azrail geri çekilince mavi gözlerini tekrardan açtı. Jimin'in titrek nefesleri Azrail'in göğsündeki zincir kolyelere değiyor, metallerin hafiften buharlaşmasını sağlıyordu.
"Benden korkma küçüğüm, bu yaptıklarım hiçbir şey" Azrail uzun parmaklarını jimin'in saçlarına götürdü ve beyaz tutamları okşamaya başladı. "istersem senin ruhunu alabilir cehennemin derinliklerinde acı çektirebilirim, ya da seni kendi kuklam yapabilirim ama yapmıyorum çünkü bunlar için daha çok küçüksün, bedenin kaldıramayabilir"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ángel de la muerte | Yoonmin
Fanfiction"Benden herkese bahsetmemelisin küçüğüm" Angst değildir!
