"Bravo sana ilk günden iyi pot kırdın neyse ki Jimin hiçbir şey anlamadı. Park Jimin kimdir? Çocuğun soy ismini o anda bilmiyordun salak" dedi jungkook namjoon'a bakarak.
"ya bilerek olmadı o anda çok gergindim bunu sen de biliyorsun jungkook" dedi namjoon.
"Tamam kesin artık olan oldu zamanı geriye alamayız sonuçta di'mi?" dedi Cebrail durmadan tartışan ikiliye bakarak.
"Aslında siz meleksiniz bunu yapabilirsiniz " dedi jungkook kaşlarını hafiften çatarak.
"Melekler her şeyi yapamazlar jungkook bizler sadece bize verilen emri yerine getiriyoruz dört büyük melek olmamız bize zamanla oynama hakkı tanımıyor." dedi Mikail. Her zamanki gibi önünde bir meyve tabağı vardı ve düşüncelerini toplamak istediği zaman hep meyve soyarak zihnini rahatlatırdı. Şimdi yine zihni bulanmıştı ve bir sonraki hamlelerini düşünmeye çalışıyordu. Bunun için önündeki tabaktan bir armut aldı ve soymaya başladı.
"Sonuç olarak gayet iyi geçti bunun için artık tartışmaya gerek yok önümüzdeki maçlara bakalım" dedi İsrafil Mikail'in ona uzattığı bir dilim armudu alırken.
-Jimin-
Akşam olmuştu... ve ben yine dolapta bir şey bulamadığım için markete gitmiştim. Bir elimde market poşeti diğer elimde dondurmam ile birlikte eve doğru gidiyordum. Karşıma kimsesiz bir sokak çıktığında duraksadım. İçim hiç rahat değildi.
Bir an önce eve gitmek için hızlıca yürümeye başladım. Arkamda ayak sesi duymam ile duraksadım. Arkamdaki kişi de durmuştu...
Hızlandım ve arkamdaki kişide hızlandı. Ellerim istemsizce titremeye başlamıştı. Yavaşça arkamı döndüm ve sadece sokak lambalarının loş ışığı ile aydınlanan karanlık sokakta bir göz gezdirdim. Kimse yoktu. Kaşlarımı çattım ve önüme dönüp tekrardan yürümeye devam ettim. Arkamdan gelen sert ama tok adım sesleri ile gözlerim yanmaya başlamıştı. Hızlı adımlar atıyor ve hiçbir sorun yaşamadan evime gitmek için çabalıyordum. Hızlıca yürürken başımın dönmesi ile aniden durdum. Sanki ayaklarım yere çivilenmiş gibiydi, hareket ettiremiyordum. Gözlerim yavaştan kararmaya başlamıştı. Gözlerimi sımsıkı kapatıp yutkundum.
Zihnimde canlanan anılar ile dengemi kaybedip yanımda bulunan terk edilmiş dükkana yaslandım. Bacaklarımı zorla hareket ettirerek birkaç adım daha attıktan sonra daha fazla dayanamayacağımı anlayıp dükkana girdim.
Ağlamaya başlamıştım. istemsizce gözlerimden yaşlar akıyordu. Arkamda ses duymam ile benimle birlikte dükkana birkaç kişinin daha girdiğini anlamıştım. Böylece ağlamam daha da şiddetlenmişti.
Bileğimde hissettiğim parmaklar ile kolumu hızlıca kendime çektim ve arkama döndüm. "Hadi ama güzelim böyle yapma"
Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım ve onlar bana yaklaştıkları an yalvarmaya başladım. Kime ait olduğunu bilmediğim bir isim dökülüyordu dudaklarımdan, deli gibi onu istiyordum. O eğer kim ise ona muhtaç gibi hissediyordum. "L-lütfen yoongi k-kurtar beni" karşımdaki adamın bana bir adım daha yaklaşması ile ışıklar bir anda yanıp söndü. O an itibari ile o karanlık, kimsesiz dükkanda yalnız olmadığımı biliyordum. Ağlamam bir anda yavaşlamış, bedenim gevşemişti.
Geriye doğru gitmeye başladım. Aniden dükkanın kapısı açıldı ve içeriye sert soğuk bir rüzgar içeriye esti.
"Noluyor lan!"
Geriye doğru ilerlerken arkamda bulunan geniş tezgaha çarptım ve yere doğru çöktüm. Işıklar tekrardan gelip gitmişti. Yanımda bulunan sehpanın üstünde bulunan 1900'lerden kalma radyo bir anda açıldı ve slow bir şarkı kimsesiz ama an itibari ile dehşet dolu dükkanda yankılandı. Acı dolu çığlıklar dükkanda şarkı eşliğinde yankılanıyordu.
Bacaklarımı kendime doğru çektim, kollarımı dizlerimin üzerinde birleştirip kafamı kollarımın arasına yerleştirdim ve seslerin kesilmesini bekledim. Bir süre sonra seslerin kesilmesi ile kafamı yavaşça kaldırdım ve ışıklar bir anda açıldı.
O, elinde benim bileğimi tutan adam ile birlikte duruyordu. Onun kafasını elleri ile koparttı ve yere attı. Bakışları yavaşça yerdeki cesetten benim gözlerime doğru çevrildi. Cesetler onu etrafında bir daire oluşturmuştu. Önünde bulunan cesedin kolunu ayağı ile itekleyip yavaşça yanıma doğru geldi. Kendi kanlı elleri ile benim yüzümün yarısını kapatan ellerimi yavaşça çekti, ilgili bakışlarını üzerimde gezdirdikten sonra dudağını yaladı ve konuşmaya başladı.
"İyi misin küçüğüm?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ángel de la muerte | Yoonmin
Fanfiction"Benden herkese bahsetmemelisin küçüğüm" Angst değildir!
