Gözlerimi karanlık geceye açtım ve ciğerlerime derin bir nefes çektim. Bu kabusların sonu gelmiyordu. Bu seferki çok daha garipti tavanımda biri vardı. Hemen film izlerken uyuya kaldığım koltuktan kalktım ve açık olan televizyonumu kapattım. Odama çıkıp rahat kıyafetler giydim ve hemen dışarı çıktım.
Anında derin bir nefes çekip taze havayı ciğerlerime doldurdum ve sahile doğru yavaşça yürümeye başladım. Hava aydınlanmak üzereydi.
Sahile yaklaştığımda ufuk noktasında bulunan turuncumsu renge baktım. Bir banka oturdum ve gün doğumunu izlemeye başladım. Güneş yavaşça beliriyor ve gözlerimi kamaştırıyordu.
Anlamlandıramadığım anıların her birini gözümün önüne getirdim ve bir cevap aradım. Yanımda hissettiğim hareketlilik ile kafamı çevirip tanıdık yüze baktım gün doğumuna bakıyordu.
"Merhaba" dedi ve kafasını bana çevirdi. Ne yapmalıydım? Ona anlatmalı mıydım?
"Merhaba" dedim ve kafamı gün doğumuna çevirdim.
-Azrail-
-"Tamam şimdi ne halt etmeyi düşünüyorsun?" dedi İsrafil Azrail'e bakarak
Azrail bakışlarını parmaklarına çevirdi ve onlara baktı. "Bilmiyorum"
+" İsrafil senin için o çocuğu tekrardan hayata döndürdü ve şuan sen onun bütün çabasını boşa mı harcayacaksın?"
x" İsrafil acaba neyi yanlış yaptın? Hafıza kaybı bu büyünün yan etkisi bile değil" dedi Mikail bir yandan da elma doğruyordu. Elmayı bıçağa takıp Cebrail'e uzattı. " Şunu Adem'e versene" Cebrail Adem'e elmayı verdi ve bıçağı tekrardan Mikail'e uzatırken bir anda duraksadı. "O yasak olan değil miydi?" Mikail elindeki elmaya baktı ve omuzlarını yukarı aşağıya indirip dudaklarını büzdü "yemeseydi o zaman ben mi dedim ye diye"
" Konumuza dönebilir miyiz?" dedi Azrail Mikail'e bakarak.
Mikail Azrail'e döndü ve eline bir portakal alıp soymaya aşladı."Dönelim bakalım" dedi Cebrail.
"Seviyorsan git konuş bence" dedi İsrafil mandalinasını yerken.
"Diyorsun?" dedi Azrail tek kaşını kaldırarak.
"Diyorum" dedi İsrafil. Azrail yerinden kalkıp Mikail'in yanına oturdu ve kolunu Mikail'in omuzuna koyup yaklaştı. "Seviyorum seni yavrum" dedi Azrail.
Mikail yavaşça Azrail'e döndü ve elini Azrail'in kendi omuzunda bulunan elinin üzerine koydu ve gözlerini yavaşça Azrail'in gözleri ile buluşturdu. "Sen benim için bir yasaklı elma gibisin" dedi Mikail Azrail'in elini kendi omuzundan indirdi. "Hem cezbedici hem günah"
Mikail kendi elleri arasındaki Azrail'in elini itti "şimdi siktir git" dedi Mikail Azrail'i iterken.
Azrail elini Mikail'in yanağına oydu ve içten bir şekilde "kalbimi kırıyorsun ama" dedi. Mikail kaşlarını çattı. "beni günaha sokma Azazel" Cebrail gözlerini devirdi ve ikisine baktı." oynaşmanız bittiyse konuya geri dönebilir miyiz?" Azrail ellerini Mikail'in yanağından çekti ve Cebrail'e döndü.
"Çocuğun hafızası gitti şimdi ne yapacağız?" dedi Cebrail.
"Bilemiyorum ama gördüğü görüntüler yüzünden yakında jungkook'u hatırlayacaktır ayrıca bizi de" dedi Azrail.
"Ne diye bütün her şeyi silindi ki? Bari beni hatırlasaydı" dedi İsrafil.
"Biraz ciddi olmayı deneyebilir misiniz? Hatıraları bu kadar çabuk hatırlayacağını düşünmüyordum. Bir haftaya kalmadan jungkook'u hatırlayacağını düşünüyorum" dedi Cebrail ve sıkıntıyla bir nefes verdi.
"Sanırım jungkook ile tekrardan konuşmamız gerekecek" dedi Azrail ve rahat koltuğundan kalktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ángel de la muerte | Yoonmin
Fanfiction"Benden herkese bahsetmemelisin küçüğüm" Angst değildir!
