Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum...
Koşarak elimdeki anahtarı kapıya sokmaya çalıştım. Nefes nefese kalmıştım. Kalbimin sanki göğüs kafesimi delecekmiş gibi atmasına aldırmadan kapıyı açtım ve hemen arkamdan kapattım. Sırtımı kapıya yaslamış bir şekilde biraz nefeslendikten sonra kulağıma gelen fısıltıyla gözlerimi açtım.
Karşımda gördüğüm duvar ile nefesim kesilmişti. Salonumun duvarında kanlar vardı. Daha doğrusu duvara asılı olan bedenimden sıçramış olan kanlar.
Kollarım zincirler ile duvara sabitlenmişti. Ayaklarım yere değmediği için bütün yükü duvarın iki yanına asılı olan kollarım taşıyordu. Yavaşça duvarda asılı duran bedenime doğru ilerledim. Kafası aşağıya doğru inikti ve nefes alış verişlerini duyabiliyordum. Her yerim kan içindeydi ve yerde cam parçaları dağınık şekilde duruyordu.
Cam parçalarının yavaşça ayağımı kestiğini hissediyordum fakat geri çekilmedim. Duvarda duran bedenime her yaklaştığımda cam parçaları daha da derine gidiyor ayaklarımdan kanların dökülmesini sağlıyordu. Bedenimin yanına yaklaştığımda kafasını aniden kaldırdı ve simsiyah gözleri ile bana gülümsedi. "Merhaba küçüğüm"
"Yaklaş, bana doğru gel."
İstemesem de ona doğru ilerliyordum. Ona elimi uzattım. Duvardaki elini kendine doğru çekip zincirleri koparttı ve elime doğru her yanı kesiklerle dolu kanlar akan kendi elini uzattı. Tam parmaklarımız birbirine değecekken bana sarılan beden ile uyandım.
Gördüğüm rüya yüzünden ağlıyordum ve gözlerimden dökülen gözyaşlarımı biri parmaklarıyla siliyordu. Uyandığımı anlayınca bedenimi kendine doğru iyice çekip sarıldı. Saçlarımı okşaması ve kulağıma gelen kalın ses ile kim olduğunu anladım ve kollarımı ona doladım.
"Şşş geçti. Bak geldim " Bir yandan kulağıma sakinleşmemi söylüyor bir yandan da saçlarımı okşuyordu.
"Özür dilerim çok geç kaldım kabuslarını alamadım." Konuşması ile bedenlerimizi ayırdım ve ona baktım. Çok endişeli bir şekilde bana bakıyordu.
Gözleri yatağımın yanındaki suyu gördü ve eline alıp bana verdi.
Suyu içtikten sonra elimden bardağı aldı ve yatağın yanındaki sehpaya yerleştirdi.
"Daha iyi misin?" Sorusuna karşılık olarak kafamı salladım ve yüzümü ellerimle kapattım. Ellerimi yüzümden çekti ve uzunca bir iç çekti.
" Yüzün korkudan sararmış " dedi ellerini yanaklarıma yerleştirirken. "Yanında kalmamı ister misin?" dediğinde bir süre düşündüm. Bütün bu kötülükleri bana getiren kişi yanında kalmamı ister misin diye soruyordu ve asıl sıkıntı şuydu ki gerçekten de yanımda kalmasını istiyordum.
"Tamam" dedi ve etrafında biraz göz gezdirdikten sonra gözleri tekrardan gözlerimi buldu. Konuşmadan önce dudağını yaladı. "Film izlemek ister misin? Biraz kafanı dağıtman lazım bu şekilde uyursan gene kabus görürsün."
Kafamı salladığım anda kendimi salondaki koltukta buldum. Televizyon anında açıldı ve sıradan bir film oynamaya başladı.
Yerimde çok rahat olmadığım için duruşumu düzeltmeye çalıştım. Koltuğun en köşesi ile yoonginin bedeni arasında sıkışmış bir şekilde oturuyordum. Yoongi rahatsız olduğumu anlayınca beni kendine doğru çekti. Yüzlerimiz arasında santimler vardı ve kalbim atarken göğüs kafesimi zorluyordu.
Yutkundum ve gözlerimi kırpıştırdım. Kolu beni kendine doğru çektiği için belimdeydi. Gözü anlık olarak dudaklarıma kaydı ve sonrasına tekrardan gözlerime baktı. "Böyle daha rahat mısın?" dedi ve gözlerini gözlerimden kaçırdı. Bir şey demeden kafamı salladım. Rahat olduğumdan emin olmak için gözlerini tekrardan gözlerime çevirdi.
Bir süre sonra kafasını önüne eğdi. "Pekala" demesiyle ben de kafamı televizyona doğru çevirdim.
.....................
Yoongi ile jimin salonda beraber televizyon izliyorlardı. Jimin sadece bir saatlik uykuyla durduğu için oldukça uykulu ve yorgundu. Filme odaklanmaya çalışırken yavaş yavaş göz kapakları gözlerini örtüyor onu uykuya zorluyordu. Bir süre sonra gözleri tamamen kapandı ve kafası yoonginin omuzuna düştü.
Yoongi omuzuna gelen ani baskıyla hemen kafasını o tarafa çevirdi. Jimin'in beyaz yumuşak saçları omuzuna düzensiz bir şekilde dağılmıştı ve dudakları öne doğru büzülmüştü.
Yoongi bir süre onun pürüzsüz yüzünü izledikten sonra televizyonu kapattı ve jimin'i koltuğa yatırdı. Jimini yatırdığı anda jiminin kıpırdanmasıyla tebessüm etti ve jiminin üstüne bir örtü örttü. Bir süre daha orada durup jimin'i izledikten sonra sahile ışınlandı.
Jimin yoongi gittikten biraz sonra yoonginin yokluğunu hissederek uyandı ve etrafına bakındı. Üstündeki örtüyü görünce gülümsedi ve ayağa kalkıp odasına doğru ilerlemeye başladı. yatağına uzandı ve tekrardan uyumaya çalıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ángel de la muerte | Yoonmin
Fanfic"Benden herkese bahsetmemelisin küçüğüm" Angst değildir!
