BÖLÜM 42 "KIRIK KANATLAR"

553 58 46
                                        

Yazar'dan;

Kırık bir kanatla hayata devam etmek zaten yeterince zorken şimdi o kanadın belki de hiç bir zaman iyileşemeyeceğini öğrenmişti Esma.

Tam yeniden uçabilmek için yuvadan atladığında bedenine değen rüzgarı uçmak sanmış ve ilkinden daha kötü bir şekilde çakılmıştı yere.

Olmadı...Olmayacaktı. Anne özlemi ile yanıp kavrulurken şimdi anne olamama acısıyla kül olacaktı. Bu fani dünyadan bir mucizenin annesi olamadan göçüp gidecekti belki de.

Yavuz'un saf sevgisi ile sulak yaylalara dönen kurak ruhu bir fidandan mahrum kalacaktı.

Esma, derince yutkunarak başını cama yasladı ve sessizce akıtmaya devam etti gözyaşlarını. Buğulu gözlerle dışarıda akan hayata baktı uzunca. Bir yerlere yetişmeye çalışan insanları, annesinin elinden sıkı sıkı tutarak etrafa neşe saçan minik bedenlere...

"Esma'm... Ruhumun ışığı ağlama artık lütfen."

Dedi Yavuz sessizliği bozarak. Arabayı uygun bir yere park etti ve Esma'nın kanı çekilmiş gibi soğuk elini avuçlarının içine aldı.

Esma dakikalardır bunu bekliyor gibi Yavuz'un göğsüne kapanarak bedeni sarsıla sarsıla ağlamaya devam etti. Yavuz kollarını Esma'nın bedenine sararken,

"Güzelim... Rabbimden ümit kesilir mi? "

Diye fısıldadı.

"Kesilmez... Kesilmez ama kalbim ıslak bir kuş gibi Yavuz. Avuçlarımın içinde çırpınıyor uçmak için. Nefesimi kesiyor. Engel olamıyorum kendime..."

Yavuz, Esma'nın kolunu sıvazlarken çenesini Esma'nın başına yasladı. Gözlerini kapatarak o da akıttı göz yaşlarını. Ama bu gözyaşlarının tek sebebi Esma'nın yanan canıydı. O yüreğinde ki alevlere teslim olup paramparça olurken elinden hiç bir şey gelemeyişine idi.

"Geçecek ruhumun ilacı. Buda geçecek. Bu sınavı da atlatacağız."

Dedi Yavuz ve Esma'nın başını kaldırarak göz kapaklarını öptü. Baş parmağı ile göz yaşlarını silerek bir tebessüm kondurdu dudaklarına.

"Hem ben söz vermiştim asla ağlamayacaksın diye. Kaç kere çiğnettin bu sözü bana..."

Esma yavaşça doğrularak sahici olmaktan uzak kuru bir tebessümle yüzünü aydınlattı. Elleri ile yanaklarında biriken göz yaşlarını silerken,

"Haklısın..."

Dedi sadece. Yavuz gülümseyerek Esma'nın ellerine öpücükler kondurdu ve arabayı çalıştırmak için bir hamle yaptığında,

"Şimdi evimize gitmeye hazır mısın çiçeğim?"

Diye sordu. Esma belli belirsiz başını sallayarak geriye yaslandı ve oturduğu koltuğa iyice gömüldü. Gözlerini kapatıp sadece Yavuz'un nefesinin sakinleştirici etkisine kapılarak sesini dinlemeye koyuldu. Bir süre sonra ise Esma'nın telefonun sesi tüm sessizliği böldü. Esma koltukta doğrularak telefonunu aldı. Nihal'in aradığını görünce boğazını temizleyerek telefonu açtı.

"Esselamu Aleyküm canım dostum."

Esma gülümseyerek cevap verdi.

"Ve Aleyküm Selam kardeşim. Sesinde ki kuş cıvıltılarını neye borçlusun."

Dedi.

"Esma! Sen iyi misin. Sesin çok kötü geliyor. Ağladın mı sen yine?"

Esma gözlerini devirerek derin bir nefes aldı. Baş ve şehadet parmağı ile ağrıyan gözlerini ovalayarak,

UZLETBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin