BÖLÜM 43 "ÜMİT VAR"

505 60 51
                                        

Yazar'dan;

"Turan baba..."

Esma'nın yüzünde ki gülümseme yavaş yavaş silinerek yerini şaşkınlığa bıraktı.

Karşısında ki adam ne aylardır evlerine bir adım dahi atmayan, yüzünü dahi en son düğünlerinde gördüğü adamdı. Yavuz, yüzeysel bir şekilde aralarının iyi olmadığını anlatsa da asıl sebebi asla söylememekte ısrar etmişti.

"Ne o beni gördüğüne pek sevinmedin sanırım gelin hanım. İçeri bile buyur etmiyorsun."

Esma yüzünde ki şaşkınlığı düzelterek gülümsemeye çalıştı.

"Estağfurullah burası sizinde eviniz sayılır davet etmeme gerek dahi yok."

Diyerek terlik uzattı. Ve eli ile salonu göstererek buyur etti. Kayınbabasının koltuğa oturuşunu, ifadesiz tuttuğu yüzü ile etrafı inceleyişini izledi.

"Eşyaları değiştirmemişsiniz."

Esma odaya göz gezdirerek başını salladı.

"Evet eşyalar zaten yeniydi gerek görmedik."

Dedi ve bir iki nefeslik sessizliğin ardından,

"Açsanız yemek hazırlayabilirim."

Dedi Esma ne yapacağını, nasıl davranacağını bilmeden. Bir taraftan da aylar sonra tam da Yavuz evde yokken neden geldiğini merak ediyordu.

"Tokum."

Esma derin nefesler aldı.

"Peki. O halde bir şeyler ikram edeyim. Çay, kahve, soda?"

Diye sordu tekrar Esma. Turan Bey karşısında ki koltuğu göstererek Esma'nın gözlerinin içine baktı.

"Çay ya da kahve içmeye gelmedim. İki kelam lafım var. Edip gideceğim."

Esma yavaş adımlarla Turan Bey'in karşısında ki koltuğa oturdu Feracesinin üzerinde bulunan dantel ile uğraşarak başını ellerine çevirdi.

Dakikalar sonra Turan beyin dudaklarından kendince söyleniyormuş gibi iki kelam çıktı.

"Soyum kuruyacak...."

Duyduğu kelimeler Esma'nın yüreğine ok gibi saplandı. Omuzlarına adeta dünyanın yükü bir anda binerken yaşlı gözleri Turan bey'in gözlerini buldu.

Böyle ağır bir şey böyle pervasızca nasıl söylene bilirdi Esma'nın aklı almıyordu. Ciğerlerine çektiği her nefesi sanki hep bir eksik alıyordu.

Yüreğinde ki kuşlar kanatlanıyor kırık kanatlarında hapsoldukları kafesin dikenli tellerine takılarak yeni yaralar açıyordu.

Kuşların kanları ile boyanıyordu ruhu. Boğuluyordu. Çırpınıyordu ama tutunacak tek bir dal bile bulamıyordu.

Esma acı çırpınışlarını ve yüreğinde ki yaranın sızısını kendi içinde yaşarken kulakları o zehir zemberek sözleri duymaya devam etti.

"Soyum kuruyacak...Hemde senin yüzünden."

Dedi ve Esma'yı tepeden tırnağa süzerek devam etti kelimelerine.

"Çorak bedenin oğluma bir evlat veremeyecek. Bu evde bir çocuk sesi asla yankılanamayacak... Hepsi senin yüzünden. Karnında ki bebeğe dahi sahip çıkamadın. En başından beri ailemize layık biri olmadığını biliyordum."

Esma'nın gözlerinden yaşlar birer birer süzülüyordu. Bir kelam etmek için ağzını her açışında kalbinde ki kırıklar yüreğine batıyordu. Kanatıyordu, yırtıyordu. Omuzlarına bir yük olarak biniyor ve onu sessizlik denen derin denizin en dibine itiyordu.

UZLETBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin