1. Bölüm

14.4K 482 60
                                        

10 Yıl Önce (Yazarın Anlatımıyla)

Açık havada tozun toprağın üstünde kıvrılarak uzayan halay kuyruğu yörenin geleneksel ritmiyle ileri geri sallanıyordu. Güneş batıya eğilmiş yerini aya bırakmıştı ama halay durulmak yerine coşkusu daha da artmıştı. Kimisi bu coşkuya zılgıtıyla kimisi de mendilini sallayarak katılıyordu.

Çoğunluğunun yaşlıların oluşturduğu topluluk sandalyelerde oturmuş bu coşkulu halay kuyruğunu izlerken bazıları alkışlarıyla ritme eşlik ediyordu.

Sandalyede oturan sayılı gençlerden biri olan genç adamsa yeşil gözlerindeki ifadeyle orada olmaktan pekte memnun olmadığını açıkça belli ediyordu.

Yanındaki sandalyede hareketlilik olunca kafasını o yöne çevirdi, arkadaşı onun gülmeyen suratını yadırgamadan yüzünde kocaman gülümsemesiyle ona bakıyordu.

"Nasılsın Devrem?"

Sesten dolayı başına giren ağrıyı ve sıkılmasını saymazsa mükemmeldi.

"Bana namaz kılabileceğim bir yer göstersene namazımı kılayım." diyerek bulunduğu ortamdan uzaklaşmak için kendini fırsat yaratmış oldu.

Arkadaşı onaylayarak ayağa kalktığında babasının sorgulayıcı bakışlarının hedefi olmuştu. Arkadaşı babasının sorgulayan bakışlarına cevaben açıklama yaptı.

"Komutanım Fırat'a namaz kılacağı yer göstereceğim."

Babası başıyla onay verdiğinde Asaf ile birlikte düğün alanından uzaklaştılar.

Asaf Harp Akademisinden arkadaşıydı ve babasına komutan dedi çünkü babası Albaydı, Annesi çok istedi onun gibi doktor olmasını ama hep babasının izinden gitmek istemişti ve öyle de yaptı.

"Eee sevdin mi Urfa'yı? Sizin oralar gibi değildir buralar."

"Öyle hiç benzemiyor Giresun'a, daha farklı ama vatanımın her yeri güzel."

"Orası öyle... ama sende pek eğleniyorsun be Fırat'ım. "

Asaf söyledikleriyle arkadaşının ters başkalarının hedefi oldu, ellerini havaya kaldırıp kendini savunmaya geçti.

"Sakin ol biliyorum böyle düğün dernek gibi kalabalık sesli ortamları normalde sevmezsin, bir de babanın hiç tanımadığın ağa arkadaşının düğününde olduğun için sinirlisin ama az ortamın tadını mı çıkarsan?"

Öyleydi adamı hiç görmemişti, babasının rütbesini kullanarak emir vermesiyle buraya gelmişti ve bunlar birleşince pekte ortamın tadını çıkarmak istemiyordu.

Sohbetle beraber ne zaman önüne geldiklerini anlamadan mescidin önüne varmışlardı, namaz kılmak için önce abdest aldı sonrada yatsıyı kılıp duasını ettiğinde rahatlamıştı. Zaten hep böyle olurdu ne zaman kendini kötü hissetse namaz kılıp rahatlardı, Tam dışarı çıkmış etrafta Asaf'ı ararken taş duvarın yanında bir kızla erkek çocuğu gördü.

Çocuk başını eğmiş, üzgün bakışlarını yere dikmişti. Kız, aynı boyda olmak için eğilmiş, ona bir şeyler anlatıyordu.

Genç adamın yeşil gözleri, kızın mavi gözleri ve geceyi andıran siyah saçlarına takıldı. Kafasına sessizce kazındı o siyah saçlar ve mavi gözler.

Kaderin OyunuBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin