Dicle'nin Anlatımıyla
"Gölge?"
"Dicle?"
Gözlerimi birkaç defa kırptım ama hala daha gördüklerim aynıydı.
Dicle lütfen gördüklerimiz yanlış olsun aksi taktirde gülmekten yerlere yatarım.
Sanırım gördüklerimiz doğru iç ses, Gölge üstünde pezevenk gömleği olarak bilinen bir gömlek ve beyaz bir şortla şu an karşımızda duruyor.
"Hayal mi görüyorum?" sorduğum soruyla Gölge bana anlamaz gözlerle bakınca üstünü işaret ettim. O da üstüne bakınca derin bir nefes aldı ve tekrardan bana baktı.
"Ufak bir iş yaparken üstüm kirlendi Arife git bir şeyler bul dedim gavat bunları bulmuş."
Gölgenin son dedikeriyle artık kendini tutamayıp kahkaha atmaya başladım.
Gülmeyi zarzor olsa da bırakınca gölgeye baktım, ters ters bana baktığını görünce her ne kadar alttan alttan gülsem de yüzümü ciddi bir hale getirip kapıyı yöneldim.
Kapıyı açtığımda elimle içeriyi gösterdim, kafasını sağol der gibi eğip içeri geçti.
Gölge içeri geçtiğinde hiç bir şey demeden salona yönelince ben de hiç bir şey demeden eşyalarımı odama bırakıp mutfağa kahve yapmak için geçtim. Kahveleri yapıp salona geçtiğimde gölge masaya oturmuş ve bir sürü evrağı masaya yaymış beni bekliyordu.
Kahveyi önüne koyup sandalyeye otururken "Titiz çalışmışsın." dememle kfasını her zaman der gibi eğdi.
"Tahminin doğru normal bir trafik kazası değil... ama yapan kişi çok ince çalışmış bir ara neredeyse normal kaza sanacaktım."
Kaşlarımı çattım "Nasıl yani?"
"Şöyle ki arabanın benzinine bir sıvıdan koymuşlar ve bu sıvı arabanın tüm motor sistemini tahrip ederken frenleri bozulmasına sebep olmuş."
Anlattıklarıyla Kaşlarım havalandı, yapılan otopsi de her şeyin en ince ayrıntısına kadar incelendiğini söylemişlerdi nasıl oluyorda orda ortaya çıkmamış bu sıvı.
"Otopsi en ince ayrıntısına kadar yapılmıştı, nasıl oluyor da bunu atlıyorlar?"
"Bu sıvıyı belli bir oranda kullanırsan hiç bir testte ortaya çıkmaz. Kimsede anlamaz ve bu sıvı bütün ülkelerde kullanımı ve satışı yasak, kullanırsan ya da satarsan ciddi yaptırımları olan bir ceza alırsın."
"Sen nerden buldun o zaman bu sıvı olduğunu?"
"Benim gölge olduğumu unutuyorsun Dicle. İstersem bulurum."
Gölgenin dediklerine bir şey demedim gözlerimi masaya dikip düşünmeye başladım.
"Kim?"
"Fare."
Gölgenin dedikleriyle masadaki gözlerimi hızla gölgeye diktim. Sinirle masaya vurup ayağa kalktım.
Hırsla salonun içinde yürümeye başladığımda gölge hiç bir şey demeden kahvesini içmeye devam etti.
"Yeddi ceddini bana siktirme derdin de mi bu adam?"
Gölge benim sinirli halimin aksime gayet rahat bir tavırla arkasına yaslanıp yerine daha da çok kuruldu. "Muhtemelen..."
"Neden yapmış bunu, amacı ne?"
"Dayının iyi bir Asker olduğunu unutma Dicle, dağlarda korkulan bir isim ve böyle birini öldürmek ona büyük bir prestij kazandırır." Gölgenin açıklamasıyla daha da sinirlendim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kaderin Oyunu
LosoweBorda bereliler için bir söz vardır: Ne geldiklerini görürsün ne de silahlarının sesini duyarsın göreceğin son şey bir çift göz olur. Üsteğmen Dicle Arslan'nın namlusunun ucundakininde gördüğü son şey bir çift bela olan okyanus olur. Peki bu okyanu...
