35. Bölüm

1.2K 97 45
                                        

Dicle'nin Anlatımıyla

Benim onun dudağını ısırmamdan sonra geri çekildi.

"Dicle..."

Ben kanattığım duduağına bakarken hıı mırıldandım sadece.

"Yanarız."

Verdiği cevapla yüzümde gülümseme oluştuğunda dudaklarımızı birbirine sürttüm.

"Yanalım."

Tekrardan dudaklarımızı buluşturduğumda yine aynı şekilde karşılık verdi.

Beni yavaşça yatağa bıraktığında odada duyulan telefon sesiyle ben geri çekilmek istesem de Fırat müsade etmemişti.

Telefonun ısrarla çalmaya devam etmesiyle tişörtümün eteklerine giden elleri durmak zorunda kaldı.

Ayağa kalkarken ağzının içinden bir şeyler mırıldansa da duyamamamıştım ama pekte güzel şeyler söylediğini sanmıyordum.

Fırat telefonla konuşmak için odadan çıktığında az önceki cesaretimin yerinde yeller esiyordu ve utanma duygusu tüm bedenimi esir almıştı, aynı zamanda yanıyordum.

Banyoya geçtiğimde elimi yüzümü yıkayıp saatlerdim ağladığım için darmadağın olmuş halime kendime çeki düzen vermeye çalıştım.

Odaya geçtiğimde hala daha yandığımı hissettiğimde elimle yüzümü yelledim.

"Off!"

Belki biraz olsun faydası olur diye camı açtığımda yüzüme değen soğuk havayla derin bir nefes aldım.

Ben nasıl bakacaktım yüzüne? Hala fazlasıyla utanıyordum.

Az önce adamı yiyordun ne utanması Dicle

İç sesimin söyeldiğiyle ofladım o az öceydi.

Kapının açılma sesini duymamla pencereyi kapatıp arkamı döndüm.

Fırat odaya girdiğinde beni pencerenin önünde görmesiyle kaşları havalandı.

"Niye orda öyle dikiliyorsun?"

"Oda fazla sıcak gelince cam açtım."

Benim verdiğim cevapla başını salladı.

"Seni kim aramış?"

"Süleyman geldiğimi duyunca aramış, senin yanına gitmemi söyledi. Sanki gidecek başka yerim varmış gibi."

Son cümlesini mırıldanır gibi söylese de duymuştum ve yaptığı bu itiraf kalbimin hızlanmasına sebep olmuştu.

"Ailen var."

Bende onun gibi mırıldanır gibi cevap verince başını sağa yatırıp gülümsedi, benim gözlerim aradığını bulmuş gibi yanağına kaymıştı.

"İnsan kalbini kime verdiyse gidebileceği tek yer onun yanıdır, derdi Babam. Küçükken anlamamıştım ama seni gördükten sonra anladım ne demek istediğini çünkü benim tüm yollarım sana çıkıyor."

Az yavaş mı olsak ben yerlerde sürünüyorum paspas gibi

"Benimkiler gibi mi?"

Benim beklemeden verdiğim cevapla derin bir nefes aldı sanki aldığı nefes yetmiyormuş gibi ama sonrasında söyledikleri benim nefesimi kesti.

"Mende Mecnûn'dan füzûn âşıklık istidâdı var.
Aşık-ı sadık menem, Mecnun'un ancak adı var"

Bende Mecnun'da olduğundan daha fazla âşıklık kabiliyeti, sevmeye doğal eğilim var. Gerçek aşık benim Mecnun'un yalnızca adı var.

Kaderin OyunuBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin