17. Bölüm

3.3K 185 28
                                        

Dicle'nin Anlatımıyla

"Ne konuşacaktık ki?"

Fırat ne kadar bilmiyormuş gibi davransa da anlamıştı ve şu an da salağa yatıyordu ama unuttuğu bir şey vardı o da korkunun ecele faydasının olmaması.

Otoriter bir sesle "Hiç salak ayağına yatma."

"Offf... kaçma şansım yok değil mi?" sorduğu soruyla 'sence' der gibi bir bakış attım.

"2 sene önce buraya atandı, şahin timine atanmıştı ve ilk geldiği zaman yemekhanede karşılaşmıştık beresi yamuktu ama hani 1000 metre öteden belli oluyordu beresinin yamukluğu. Bende Komutanı olarak bir askerin böyle düzensiz olmaması gerektiği konusunda uyardım ama biraz sert olmuştu onu kabul ediyorum. Daha sonradan özür dilemek için bir kaç defa yanıma geldi o kadar."

Sorgudaymış gibi sormaya devam ettim. "Başka bir şey konuşmadınız?"

"Bizim salak Fatih perde asarken merdivenden düşüp kolunu kırmış. O raporluyken de Kuzey Irak'a görevi çıktı ve arazi yapısını sende biliyorsun keskin nişancı olmadan operasyonu idare etmek daha da zor olduğu için Albay görev için onu seçmişti o zaman tim komutanı olarak konuştum operasyonda."

Operasyona birlikte mi katılmışlardı? İyi de şahin timi mavi bere nasıl oluyordu da birlikte operasyona çıkabilmişlerdi.

"Şahin timine geldiyse mavi bere olmalı sizinle nasıl operasyona çıktı?"

"Acil görevdi ve o an karargahta görevde olmayan tek keskin nişancıydı ve araziyide iyi bilen biri olduğu için Albay onu seçmişti."

Can alıcı soruyu sordum. "Peki sana açık açık senden hoşlandığını veya sevdiğini söyledi mi?"

Fırat son sorduğum soruyla bana yandan bir bakış attı. "Ne gerek var şimdi buna?"

Verdiği cevapla cevabımı almıştım. "Ne zaman?"

"Sen gelmeden 6 ay önce olmalı?"

Soracağım soru her ne kadar dilime batsa da sordum.

"Peki ben gelmeseydim o kızla aranda bir ilişki olur muydu?"

Arabanın aniden durmasıyla kafamı cama çarpacaktım ki Fırat elini cama koymasıyla engelledi.

Fırat'a baktığımda yeşilleri çatık kaşlar altından bana alev alev bakıyordu.

"Sen ciddi misin Dicle?.. Ben seni 10 yılıdır severken sen bunu nasıl düşündün. Hemde..."

Fırat'ın cümlesini yarım bırakmasıyla kaşlarımı çattım. "Hemde ne?"

Sert bir soluk vererek cümlesini tamamladı. "Hemde son nefesimi vereceğimi düşündüğüm anda bile gözümün önüne gözlerinin düştüğü halde."

Verdiği cevapla yutkundum bakışlarımı kaçırıp arabanın içinde gezdirdim. Ne demişti o?

Son nefesini vereceğimi düşündüğüm an mı dedi o Dicle ben mi yanlış duydum?

Fırat beni göğsüne çekerken sesimi çıkarmadım, saçlarımı okşarken kollarımı ona doladım. O anlatmaya başlayınca tüm dikkatimi ona verdim.

~~~~

Yazarın Anlatımıyla

Barut timi karın üstünde sessiz bir kurt edasıyla yürürken tim komutanlarının durmasıyla hepsi durdu. Fırat güvenli alanda olduklarını düşündüğü için "Helikopteri burda bekleyeceğiz. Bulut telsizi ver karargahla iletişime geçelim."

Kaderin OyunuBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin